dask

AB Adalet Divanının Meta kararı Türkiye'deki basın hakkı tartışmalarına emsal olabilir

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 10.06.2026 - 11:08, Güncelleme: 10.06.2026 - 13:04 6 kez okundu.
 

AB Adalet Divanının Meta kararı Türkiye'deki basın hakkı tartışmalarına emsal olabilir

- AB'nin en yüksek yargı organının, dijital platformların haber içerikleri için yayıncılarla ücret müzakeresi yapmasını öngören İtalyan sistemini uygun bulan kararı, Türkiye'deki düzenlemeler açısından önemli değerlendiriliyor - Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Furkan Akıncı: - "AB Adalet Divanı geniş ölçüde İtalya'nın yaptığı bu düzenlemelerin yerinde olduğunu doğruladı. AB'de olmadığımızdan dolayı bu karar Türkiye'de direkt olarak hukukumuzu, mahkemelerimizi ya da aktörleri bağlamıyor ancak AB müktesebatımıza çok yakın"
İSTANBUL (AA) - BAŞAK AKBULUT YAZAR - Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Furkan Akıncı, Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanının dijital platformların haber içeriklerinin kullanımı karşılığında yayıncılarla müzakere etmesini öngören İtalyan modelini büyük ölçüde hukuka uygun bulmasının, benzer tartışmaların yaşandığı Türkiye'yi de etkileyebileceğini bildirdi. İtalya'nın telekomünikasyon, medya, yayıncılık ve posta hizmetlerini düzenleyip denetleyen bağımsız idari kuruluşu İtalya İletişim Otoritesi (AGCOM), dijital platformların ve sosyal ağların yerel basın yayın kuruluşlarının içeriklerini kullanmaları karşılığında adil tazminat (telif hakkı) ödemelerini şart koştu. Böylece kişiler Meta, Facebook ve Instagram gibi platformlarda paylaşılan basın içerikleri ve gazetecilik ürünleri için yayıncılara telif hakkı veya adil tazminat ödemekle yükümlü hale geldi. Bunun üzerine Meta, İtalyan kurumlarının bu telif ödemelerini dayatma yetkisine sahip olmadığını savunarak düzenlemeye itiraz etti. Meta, kararının iptali için Lazio Bölge İdare Mahkemesine dava açtı. Davayı durduran mahkeme, AB Adalet Divanına münhasır haklara ek olarak ücret hakkı ve davranış yükümlülükleri getirmenin Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi'ne aykırı olup olmadığını, idari yaptırımla desteklenen veri sağlama yükümlülüğünün, tüm bu sistemin teşebbüs özgürlüğü ve orantılılıkla bağdaşıp bağdaşmadığını sordu. Divan, bu davayı 12 Mayıs'ta karara bağlayarak İtalya'nın kurduğu sistemin genel olarak AB hukukuna uygun olduğuna hükmetti ancak bazı sınırlar çizdi. AB tarafından 2019 yılında kabul edilen Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi'nin ilgili maddesinin yayıncılara içeriğinin kullanılmasına izin verme veya tamamen reddetme hakkı verdiği aktarılan kararda, üye devletlerin bunu yalnızca otomatik bir ücret hakkına dönüştüremeyeceği vurgulandı. Kararda, devletlerin bedel belirleme sistemi kurabileceğini, yayıncıların ise platformlarla pazarlıkta zayıf kalmaması için müzakere kuralları, veri paylaşımı yükümlülükleri ve hakemlik mekanizmaları oluşturulabileceği kaydedildi. Platformların, yayıncılarla müzakere etmesi, bedelin hesaplanması için gerekli verileri paylaşması ve müzakere sürerken içeriklerin görünürlüğünü düşürmemesinin AB hukukuna uygun kabul edildiğine dikkat çekilen kararda, ekonomik verilerin büyük ölçüde platformların elinde bulunduğunu ve yayıncıların korunması gerektiği vurgulandı. Kararda, AGCOM'un ceza ve denetim yetkileri hukuka uygun olduğuna işaret edilerek platformların yine de içerikleri kullanmamayı seçebileceği belirtildi. Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Akıncı, AB Adalet Divanının kararını AA muhabirine değerlendirdi. Akıncı, Türkiye'de yayıncı kuruluşların hazırladıkları haberlerin, sosyal medya uygulamaları tarafından kullanılırken hem sitelerin tıklanma sayısını düşürmesi hem de elde edilen gelirin yayıncı kuruluşlarla paylaşmamasının oluşturduğu soruna dikkati çekti. Sorunun basının yaptığı haberlerin telifle tam olarak korunmamasından kaynaklandığını dile getiren Akıncı, "Haberin niteliği gereği kolayca paylaşılması lazım. Bunun üzerinde telif olduğunu düşündüğünüzde bir bakıma toplumun buna ulaşması üzerinde bir kaygı oluyor. Dolayısıyla modern telif hukuklarının birçoğu doğal olarak haberin bu şekilde paylaşılmasında telif koruması olmaması gerektiğini düşünüyor ama tabii burada bir sıkıntı ortaya çıkıyor. Haberi yapan ajanslar bu konuda ciddi bir gelir kaybına uğruyorlar." diye konuştu. Akıncı, bazı ülkelerin "basın hakkı" konusunda kendince önlemler aldığını söyledi. Haberin bir telif değil de "komşu hak" olarak çevrim içi ortamlarda yayınlanırken korunması için önlemler alındığına dikkati çeken Akıncı, "Bunun en büyük örneği AB diyebiliriz. İki yıllık bir korumayla haberin, Google ve Meta gibi platformlar tarafından online ortamlarda yeniden yayınlanması sırasında bu haberi yapanlara da ücret ödenmesi konusunda bir hak tanımlanıyor." diye konuştu. Akıncı, çıkan kararın Meta'nın İtalya'daki basın hakkını düzenleyen idari kuruma karşı açtığı davanın divana taşınmasıyla alakalı olduğunu söyledi. AB ülkelerindeki yerel mahkemelerin birliğin hukukuyla alakalı konuları, daha mahkeme sonuçlanmadan Adalet Divanına sorabildiklerini vurgulayan Akıncı, şöyle devam etti: "İtalya neden önemli? Her ülke kendisine özel bir şekilde basın hakkını uygulama konusuna serbestler. İtalya, Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi'ni hemen hemen en geniş uygulayan ülke. Dolayısıyla bunun aslında temel amacına aykırı olduğunu dile getirenler var. Meta da direkt bunu dava konusu yaptı. İtalya öncelikle çok güçlü bir idari otoritenin bütün süreçte hakimiyetini sağladı. Bunun avantajları var. Mesela süreçte karşı taraf çok güçlü aktörler. Meta'dan, Google'dan veya diğer başka aktörlerden bahsediyoruz. Bunları masaya oturtmak kolay değil. Bunları masaya zorlayabiliyorlar. İyi niyetli yaklaşmasını sağlayabiliyorlar ve haberinizin nasıl bir şekilde kullanıldığının verilerini paylaşma konusunda zorlayabiliyorlar. Bu geniş mi, uygun mu, adil mi? Aslında bunlar tartışıldı o davada. AB Adalet Divanı geniş ölçüde İtalya'nın yaptığı bu düzenlemelerin yerinde olduğunu doğruladı. Bu da en geniş uygulama örneğinin bile hukuka, AB'nin müktesebatına uygun olduğunun bir göstergesi oldu." Doktor Öğretim Üyesi Akıncı, kararın Türkiye için anlamını da aktardı. Akıncı, "AB'de olmadığımızdan dolayı bu karar Türkiye'de direkt olarak hukukumuzu, mahkemelerimizi ya da aktörleri bağlamıyor ancak AB müktesebatımıza çok yakın. Şöyle de bir gerçek var, bu firmalarla anlaşmaya çalıştığınızda başka bir örneğin de bu şekilde işliyor olması sizin işinizi kolaylaştırır. Yani 'Siz zaten İtalya'da bunu kabul ettiniz, bu şekilde yol işliyorsunuz.' denebilir." değerlendirmesini yaptı. Bunun uygulamanın benzerinin Türkiye'de yapılmasının kabul görülme olasılığını artırdığını belirten Akıncı, bunun riskinin ise Google ve Meta'nın Türkiye marketinden çekilmesi olabileceğini kaydetti. Akıncı, "Bunların olmaması ve sonuçta iki tarafın da haklarını gözetecek bir sonuca varılması için böyle örneklerin kabul edilmesi önemli." ifadesini kullandı.
- AB'nin en yüksek yargı organının, dijital platformların haber içerikleri için yayıncılarla ücret müzakeresi yapmasını öngören İtalyan sistemini uygun bulan kararı, Türkiye'deki düzenlemeler açısından önemli değerlendiriliyor - Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Furkan Akıncı: - "AB Adalet Divanı geniş ölçüde İtalya'nın yaptığı bu düzenlemelerin yerinde olduğunu doğruladı. AB'de olmadığımızdan dolayı bu karar Türkiye'de direkt olarak hukukumuzu, mahkemelerimizi ya da aktörleri bağlamıyor ancak AB müktesebatımıza çok yakın"

İSTANBUL (AA) - BAŞAK AKBULUT YAZAR - Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Furkan Akıncı, Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanının dijital platformların haber içeriklerinin kullanımı karşılığında yayıncılarla müzakere etmesini öngören İtalyan modelini büyük ölçüde hukuka uygun bulmasının, benzer tartışmaların yaşandığı Türkiye'yi de etkileyebileceğini bildirdi.

İtalya'nın telekomünikasyon, medya, yayıncılık ve posta hizmetlerini düzenleyip denetleyen bağımsız idari kuruluşu İtalya İletişim Otoritesi (AGCOM), dijital platformların ve sosyal ağların yerel basın yayın kuruluşlarının içeriklerini kullanmaları karşılığında adil tazminat (telif hakkı) ödemelerini şart koştu.

Böylece kişiler Meta, Facebook ve Instagram gibi platformlarda paylaşılan basın içerikleri ve gazetecilik ürünleri için yayıncılara telif hakkı veya adil tazminat ödemekle yükümlü hale geldi.

Bunun üzerine Meta, İtalyan kurumlarının bu telif ödemelerini dayatma yetkisine sahip olmadığını savunarak düzenlemeye itiraz etti. Meta, kararının iptali için Lazio Bölge İdare Mahkemesine dava açtı.

Davayı durduran mahkeme, AB Adalet Divanına münhasır haklara ek olarak ücret hakkı ve davranış yükümlülükleri getirmenin Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi'ne aykırı olup olmadığını, idari yaptırımla desteklenen veri sağlama yükümlülüğünün, tüm bu sistemin teşebbüs özgürlüğü ve orantılılıkla bağdaşıp bağdaşmadığını sordu.

Divan, bu davayı 12 Mayıs'ta karara bağlayarak İtalya'nın kurduğu sistemin genel olarak AB hukukuna uygun olduğuna hükmetti ancak bazı sınırlar çizdi.

AB tarafından 2019 yılında kabul edilen Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi'nin ilgili maddesinin yayıncılara içeriğinin kullanılmasına izin verme veya tamamen reddetme hakkı verdiği aktarılan kararda, üye devletlerin bunu yalnızca otomatik bir ücret hakkına dönüştüremeyeceği vurgulandı.

Kararda, devletlerin bedel belirleme sistemi kurabileceğini, yayıncıların ise platformlarla pazarlıkta zayıf kalmaması için müzakere kuralları, veri paylaşımı yükümlülükleri ve hakemlik mekanizmaları oluşturulabileceği kaydedildi.

Platformların, yayıncılarla müzakere etmesi, bedelin hesaplanması için gerekli verileri paylaşması ve müzakere sürerken içeriklerin görünürlüğünü düşürmemesinin AB hukukuna uygun kabul edildiğine dikkat çekilen kararda, ekonomik verilerin büyük ölçüde platformların elinde bulunduğunu ve yayıncıların korunması gerektiği vurgulandı.

Kararda, AGCOM'un ceza ve denetim yetkileri hukuka uygun olduğuna işaret edilerek platformların yine de içerikleri kullanmamayı seçebileceği belirtildi.

Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Akıncı, AB Adalet Divanının kararını AA muhabirine değerlendirdi.

Akıncı, Türkiye'de yayıncı kuruluşların hazırladıkları haberlerin, sosyal medya uygulamaları tarafından kullanılırken hem sitelerin tıklanma sayısını düşürmesi hem de elde edilen gelirin yayıncı kuruluşlarla paylaşmamasının oluşturduğu soruna dikkati çekti.

Sorunun basının yaptığı haberlerin telifle tam olarak korunmamasından kaynaklandığını dile getiren Akıncı, "Haberin niteliği gereği kolayca paylaşılması lazım. Bunun üzerinde telif olduğunu düşündüğünüzde bir bakıma toplumun buna ulaşması üzerinde bir kaygı oluyor. Dolayısıyla modern telif hukuklarının birçoğu doğal olarak haberin bu şekilde paylaşılmasında telif koruması olmaması gerektiğini düşünüyor ama tabii burada bir sıkıntı ortaya çıkıyor. Haberi yapan ajanslar bu konuda ciddi bir gelir kaybına uğruyorlar." diye konuştu.

Akıncı, bazı ülkelerin "basın hakkı" konusunda kendince önlemler aldığını söyledi.

Haberin bir telif değil de "komşu hak" olarak çevrim içi ortamlarda yayınlanırken korunması için önlemler alındığına dikkati çeken Akıncı, "Bunun en büyük örneği AB diyebiliriz. İki yıllık bir korumayla haberin, Google ve Meta gibi platformlar tarafından online ortamlarda yeniden yayınlanması sırasında bu haberi yapanlara da ücret ödenmesi konusunda bir hak tanımlanıyor." diye konuştu.

Akıncı, çıkan kararın Meta'nın İtalya'daki basın hakkını düzenleyen idari kuruma karşı açtığı davanın divana taşınmasıyla alakalı olduğunu söyledi.

AB ülkelerindeki yerel mahkemelerin birliğin hukukuyla alakalı konuları, daha mahkeme sonuçlanmadan Adalet Divanına sorabildiklerini vurgulayan Akıncı, şöyle devam etti:

"İtalya neden önemli? Her ülke kendisine özel bir şekilde basın hakkını uygulama konusuna serbestler. İtalya, Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi'ni hemen hemen en geniş uygulayan ülke. Dolayısıyla bunun aslında temel amacına aykırı olduğunu dile getirenler var. Meta da direkt bunu dava konusu yaptı. İtalya öncelikle çok güçlü bir idari otoritenin bütün süreçte hakimiyetini sağladı. Bunun avantajları var. Mesela süreçte karşı taraf çok güçlü aktörler. Meta'dan, Google'dan veya diğer başka aktörlerden bahsediyoruz. Bunları masaya oturtmak kolay değil. Bunları masaya zorlayabiliyorlar. İyi niyetli yaklaşmasını sağlayabiliyorlar ve haberinizin nasıl bir şekilde kullanıldığının verilerini paylaşma konusunda zorlayabiliyorlar. Bu geniş mi, uygun mu, adil mi? Aslında bunlar tartışıldı o davada. AB Adalet Divanı geniş ölçüde İtalya'nın yaptığı bu düzenlemelerin yerinde olduğunu doğruladı. Bu da en geniş uygulama örneğinin bile hukuka, AB'nin müktesebatına uygun olduğunun bir göstergesi oldu."

Doktor Öğretim Üyesi Akıncı, kararın Türkiye için anlamını da aktardı.

Akıncı, "AB'de olmadığımızdan dolayı bu karar Türkiye'de direkt olarak hukukumuzu, mahkemelerimizi ya da aktörleri bağlamıyor ancak AB müktesebatımıza çok yakın. Şöyle de bir gerçek var, bu firmalarla anlaşmaya çalıştığınızda başka bir örneğin de bu şekilde işliyor olması sizin işinizi kolaylaştırır. Yani 'Siz zaten İtalya'da bunu kabul ettiniz, bu şekilde yol işliyorsunuz.' denebilir." değerlendirmesini yaptı.

Bunun uygulamanın benzerinin Türkiye'de yapılmasının kabul görülme olasılığını artırdığını belirten Akıncı, bunun riskinin ise Google ve Meta'nın Türkiye marketinden çekilmesi olabileceğini kaydetti.

Akıncı, "Bunların olmaması ve sonuçta iki tarafın da haklarını gözetecek bir sonuca varılması için böyle örneklerin kabul edilmesi önemli." ifadesini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.