dask

ANALİZ - BMGK seçimleri ve değişen uluslararası dengeler ne söylüyor?

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 08.06.2026 - 12:23, Güncelleme: 08.06.2026 - 12:52 159 kez okundu.
 

ANALİZ - BMGK seçimleri ve değişen uluslararası dengeler ne söylüyor?

- Almanya'nın seçilememesi uluslararası politika ve diplomasi çerçevesinde Almanya'ya verilen bir siyasi mesaj niteliği taşırken, Kırgızistan'ın seçilmesi Orta Asya'nın ve dolaylı olarak Türk dünyasının uluslararası görünürlüğünün arttığını gösteren önemli bir gelişmedir
İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliğine Almanya'nın seçilememesi ve Kırgızistan'ın seçilmesinin uluslararası sistem açısından taşıdığı anlamı AA Analiz için kaleme aldı. *** BM Genel Kurulu'nda 3 Haziran'da BMGK'nin daimi olmayan üyelerini belirlemek amacıyla yapılan seçim, diplomasi ve uluslararası politika açısından beklenmedik bir biçimde sonuçlandı. 2026 yılı sonunda görev süreleri sona erecek olan Danimarka, Yunanistan, Pakistan, Panama ve Somali'nin yerine Avusturya, Portekiz, Kırgızistan, Trinidad ve Tobago ile Zimbabve seçildi. Seçimin sürprizi, bu üyeliği uluslararası politikada daha etkin bir rol üstlenmek için önemli gören ve bu nedenle yoğun bir kampanya yürüten Almanya'nın, BM üyelerinden yeterli desteği alamayarak bu göreve seçilememesi oldu. Portekiz’in 134, Avusturya’nın 131 oy aldığı seçimde Almanya 104 oyda kaldı. Seçimin bir başka dikkati çeken sonucu ise Kırgızistan’ın tarihinde ilk kez BMGK geçici üyeliğine seçilmesi oldu. Kolektif güvenliğin sağlanması, uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi ve kuvvet kullanma yasağı ilkeleri üzerine kurulan, BM ve ona bağlı uzmanlık kuruluşlarından oluşan BM sistemi, eleştiri ve tartışmalara konu olsa da uluslararası sistemin temel yapıtaşlarından biri olmaya devam ediyor. Temel amacı uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması olan BM'nin kurumsal yapısı aracılığıyla güvenlik, ekonomi, sağlık, iletişim, ulaşım ve teknik ile diğer konulardaki faaliyetleri dikkate alındığında mevcut uluslararası sistemin en kapsamlı güvenlik örgütü olduğu açıktır. Ancak bugün sorgulanan husus, BM’nin amaçlarını gerçekleştirmedeki başarısı ve bu yöndeki kabiliyetidir. - BMGK üyeliği neden önemli? BM Antlaşması'nın 24. maddesi, örgütün temel amaçlarından olan uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında başlıca sorumluluğu Güvenlik Konseyi'ne vermiştir. Güvenlik Konseyi, BM’nin en güçlü ve özel yetkilere sahip karar organı olarak, üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla sorumludur ve bu görevini gerçekleştirebilmek adına yaptırım yetkisiyle de donatılmış bir mekanizmaya sahiptir. BM’nin diğer organları tarafından alınan bütün kararlar tavsiye niteliği taşırken, Güvenlik Konseyi kararları üye ya da üye olmayan devletler açısından bağlayıcı nitelik arz etmektedir. Güvenlik Konseyi beşi daimi olmak üzere on beş üye ülkeden oluşmaktadır. Geçici ülkeler coğrafi dağılım dikkate alınarak iki yıllık sürelerle seçilirler. Her biri veto yetkisine sahip beş daimi üyenin Güvenlik Konseyi’ndeki etkinliği devletler arasındaki görünür olmayan hiyerarşiyi, demokrasi ve adalet eksikliğini simgelediği için BM sistemine yönelik yapılan eleştirilerin merkezini oluşturmaktadır. Veto yetkisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası konjonktürde devletlerarasındaki güç ilişkilerinin bir yansıması olarak BMGK'nin karar alma yönteminde yer bulmuştur. Görev, ilke ve hedefleri değerlendirildiğinde etkinliği haklı olarak sorgulanan BMGK daimi olmayan üyelik kategorisi seçilen ülkelere belirli konularda önemli avantajlar sağlamaktadır. Veto hakları olmasa bile bu üyeler, bağlayıcı karar alabilen Güvenlik Konseyi’nin gündemini şekillendirebildikleri gibi, karar tasarısı hazırlayabilir, uluslararası yaptırımlar, barış operasyonları ve uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması ile ilgili diğer önemli konularda oy kullanabilirler. Seçilen ülkenin uluslararası prestijini ve diplomatik görünürlüğünü artırdığı dikkate alındığında, bu üyelik söz konusu ülkeye dış politika sorunlarını, tehdit algılamalarını uluslararası toplumun gündemine taşıma ve diğer ülkelerle diplomatik temasları güçlendirme fırsatı sunmaktadır. Ayrıca ülkenin diplomatik ağını genişletmesine ve uluslararası müzakerelerde daha görünür bir aktör haline gelmesine katkı sağlar. Devletlerin dış politika hedeflerine ulaşmaları açısından diplomasiyi sessiz bir güç olarak tanımlarsak, bu üyelik kategorisinin ilgili devletler için sadece iki yıllık geçici bir görev olarak değil uzun vadeli bir diplomatik yatırım olarak görüldüğü ifade edilebilir. - Almanya'nın seçilememesi ne anlama geliyor? BM’ye 1973 yılında üye olan Almanya’nın, tarihinde ilk kez Güvenlik Konseyi geçici üye seçimlerinde seçilememesi özellikle Alman kamuoyunda diplomatik açıdan önemli bir başarısızlık ve uluslararası alanda bir prestij kaybı olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuç, Almanya Başbakanı Friedrich Merz yönetimindeki Almanya'nın uluslararası liderlik iddialarını tartışmaya açmıştır. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Almanya’nın Ukrayna ve İsrail'e sağladığı siyasi desteğin oy kaybına yol açarak bu diplomatik başarısızlığa sebep olabileceğini ifade etmiştir. Avusturya’nın seçim kampanyasını 2011’de, Portekiz’in 2013’te başlatmasına rağmen Almanya'nın adaylığını 2020’da açıklaması, Alman hükümetinin seçim kampanyasını etkin bir şekilde yürütememesi ve diplomatik performansının/inandırıcılığının yeterli olmadığı da Alman kamuoyunda bu sonucun sebepleri olarak değerlendirilen hususlardır. Almanya'nın Gazze, Venezuela ve İran'da yaşanan uluslararası hukuk ihlallerine karşı sergilediği dış politika tavrının bu konularda farklı tutum içerisinde bulunan ülkeler nezdinde olumlu karşılanmadığı da söz konusu sebeplere ilave edilmektedir. Üyelik seçimlerinde başarısız olması, Almanya’nın uluslararası nüfuzunu tamamen kaybettiği anlamına elbette gelmez. Ancak Almanya’nın son yıllarda küresel Güney ülkeleriyle ilişkilerinde yaşadığı sorunların ve bazı dış politika tercihlerinin BM Genel Kurulu’ndaki karşılığını göstermesi bakımından önemlidir. Bununla birlikte Almanya’nın seçimi kazanamamasını sadece Almanya’nın diğer ülkelerle kurduğu diplomatik ilişkiler üzerinden ele almak eksik bir yaklaşım olacaktır. Günümüz uluslararası sisteminin yapısındaki değişim, BM Genel Kurulu’nda yer alan özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu tür seçimlerdeki tavırlarını etkilemektedir. Kısacası, Almanya’nın bu seçimde istediği sonucu alamaması, aynı zamanda uluslararası sistemdeki güç dağılımındaki dönüşümün ve gelişmekte olan ülkelerin politik tutumlarının da bir yansımasıdır. Almanya’nın seçilememesi devletlerin dış politika uygulamalarında yaptıkları hataların orta ve uzun vadede sonuçları olduğunu göstermesi açısından kayda değer bir örnek olarak okunmalıdır. - Kırgızistan seçiminin ardında ne var? Seçimlerin diğer dikkati çekici sonucu ise Kırgızistan’ın tarihinde ilk kez BMGK geçici üyeliğine seçilmesidir. Kırgızistan, Asya-Pasifik Grubu’ndaki yarışta Filipinler’i dört tur sonunda 142 oya karşı 49 oyla geride bırakmıştır. Bu sonuç yalnızca Kırgızistan için değil, Orta Asya ülkeleri, Türk dünyası ve Kırgızistan’ın dahil olduğu uluslararası örgütler açısından da önemli bir diplomatik başarıdır. Bu bağlamda Kırgızistan'ın Güvenlik Konseyi üyeliği, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) uluslararası görünürlüğü ve etkinliği açısından da anlam taşımaktadır. Kırgızistan'ın Güvenlik Konseyi'ndeki varlığı, TDT’nin küresel meselelerdeki görüşlerinin uluslararası kamuoyuna daha etkin bir şekilde ulaşması ve teşkilatın uluslararası politik sorunlar karşısında ortak politikalar geliştirebilmesi kabiliyetini artırması açısından olumlu sonuçlar doğurması beklenmelidir. Sonuç olarak, Almanya’nın seçilememesi uluslararası politika ve diplomasi çerçevesinde Almanya’ya verilen bir siyasi mesaj niteliği taşırken, Kırgızistan’ın seçilmesi Orta Asya’nın ve dolaylı olarak Türk dünyasının uluslararası görünürlüğünün arttığını gösteren önemli bir gelişmedir. Her iki sonuç da günümüz uluslararası sisteminde sadece ekonomik güç veya mali katkıların değil, devletlerin dış politikadaki tutum ve davranışlarının, diğer devletler üzerinde bıraktığı algıların, diplomatik ağların ve bölgesel dayanışmanın belirleyici unsurlar haline geldiğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar ayrıca, üye seçiminin yapıldığı BM Genel Kurulu’nun uluslararası toplumun mevcut uluslararası sistemde gelişmelere yönelik tutumunu göstermesi hususundaki rolünü teyit etmesi açısından da anlam ifade etmektedir. [Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı'dır.] * Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
- Almanya'nın seçilememesi uluslararası politika ve diplomasi çerçevesinde Almanya'ya verilen bir siyasi mesaj niteliği taşırken, Kırgızistan'ın seçilmesi Orta Asya'nın ve dolaylı olarak Türk dünyasının uluslararası görünürlüğünün arttığını gösteren önemli bir gelişmedir

İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliğine Almanya'nın seçilememesi ve Kırgızistan'ın seçilmesinin uluslararası sistem açısından taşıdığı anlamı AA Analiz için kaleme aldı.

***

BM Genel Kurulu'nda 3 Haziran'da BMGK'nin daimi olmayan üyelerini belirlemek amacıyla yapılan seçim, diplomasi ve uluslararası politika açısından beklenmedik bir biçimde sonuçlandı. 2026 yılı sonunda görev süreleri sona erecek olan Danimarka, Yunanistan, Pakistan, Panama ve Somali'nin yerine Avusturya, Portekiz, Kırgızistan, Trinidad ve Tobago ile Zimbabve seçildi.

Seçimin sürprizi, bu üyeliği uluslararası politikada daha etkin bir rol üstlenmek için önemli gören ve bu nedenle yoğun bir kampanya yürüten Almanya'nın, BM üyelerinden yeterli desteği alamayarak bu göreve seçilememesi oldu.

Portekiz’in 134, Avusturya’nın 131 oy aldığı seçimde Almanya 104 oyda kaldı. Seçimin bir başka dikkati çeken sonucu ise Kırgızistan’ın tarihinde ilk kez BMGK geçici üyeliğine seçilmesi oldu.

Kolektif güvenliğin sağlanması, uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi ve kuvvet kullanma yasağı ilkeleri üzerine kurulan, BM ve ona bağlı uzmanlık kuruluşlarından oluşan BM sistemi, eleştiri ve tartışmalara konu olsa da uluslararası sistemin temel yapıtaşlarından biri olmaya devam ediyor.

Temel amacı uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması olan BM'nin kurumsal yapısı aracılığıyla güvenlik, ekonomi, sağlık, iletişim, ulaşım ve teknik ile diğer konulardaki faaliyetleri dikkate alındığında mevcut uluslararası sistemin en kapsamlı güvenlik örgütü olduğu açıktır. Ancak bugün sorgulanan husus, BM’nin amaçlarını gerçekleştirmedeki başarısı ve bu yöndeki kabiliyetidir.

- BMGK üyeliği neden önemli?

BM Antlaşması'nın 24. maddesi, örgütün temel amaçlarından olan uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında başlıca sorumluluğu Güvenlik Konseyi'ne vermiştir. Güvenlik Konseyi, BM’nin en güçlü ve özel yetkilere sahip karar organı olarak, üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla sorumludur ve bu görevini gerçekleştirebilmek adına yaptırım yetkisiyle de donatılmış bir mekanizmaya sahiptir. BM’nin diğer organları tarafından alınan bütün kararlar tavsiye niteliği taşırken, Güvenlik Konseyi kararları üye ya da üye olmayan devletler açısından bağlayıcı nitelik arz etmektedir. Güvenlik Konseyi beşi daimi olmak üzere on beş üye ülkeden oluşmaktadır. Geçici ülkeler coğrafi dağılım dikkate alınarak iki yıllık sürelerle seçilirler. Her biri veto yetkisine sahip beş daimi üyenin Güvenlik Konseyi’ndeki etkinliği devletler arasındaki görünür olmayan hiyerarşiyi, demokrasi ve adalet eksikliğini simgelediği için BM sistemine yönelik yapılan eleştirilerin merkezini oluşturmaktadır. Veto yetkisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası konjonktürde devletlerarasındaki güç ilişkilerinin bir yansıması olarak BMGK'nin karar alma yönteminde yer bulmuştur.

Görev, ilke ve hedefleri değerlendirildiğinde etkinliği haklı olarak sorgulanan BMGK daimi olmayan üyelik kategorisi seçilen ülkelere belirli konularda önemli avantajlar sağlamaktadır. Veto hakları olmasa bile bu üyeler, bağlayıcı karar alabilen Güvenlik Konseyi’nin gündemini şekillendirebildikleri gibi, karar tasarısı hazırlayabilir, uluslararası yaptırımlar, barış operasyonları ve uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması ile ilgili diğer önemli konularda oy kullanabilirler.

Seçilen ülkenin uluslararası prestijini ve diplomatik görünürlüğünü artırdığı dikkate alındığında, bu üyelik söz konusu ülkeye dış politika sorunlarını, tehdit algılamalarını uluslararası toplumun gündemine taşıma ve diğer ülkelerle diplomatik temasları güçlendirme fırsatı sunmaktadır. Ayrıca ülkenin diplomatik ağını genişletmesine ve uluslararası müzakerelerde daha görünür bir aktör haline gelmesine katkı sağlar. Devletlerin dış politika hedeflerine ulaşmaları açısından diplomasiyi sessiz bir güç olarak tanımlarsak, bu üyelik kategorisinin ilgili devletler için sadece iki yıllık geçici bir görev olarak değil uzun vadeli bir diplomatik yatırım olarak görüldüğü ifade edilebilir.

- Almanya'nın seçilememesi ne anlama geliyor?

BM’ye 1973 yılında üye olan Almanya’nın, tarihinde ilk kez Güvenlik Konseyi geçici üye seçimlerinde seçilememesi özellikle Alman kamuoyunda diplomatik açıdan önemli bir başarısızlık ve uluslararası alanda bir prestij kaybı olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuç, Almanya Başbakanı Friedrich Merz yönetimindeki Almanya'nın uluslararası liderlik iddialarını tartışmaya açmıştır. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Almanya’nın Ukrayna ve İsrail'e sağladığı siyasi desteğin oy kaybına yol açarak bu diplomatik başarısızlığa sebep olabileceğini ifade etmiştir. Avusturya’nın seçim kampanyasını 2011’de, Portekiz’in 2013’te başlatmasına rağmen Almanya'nın adaylığını 2020’da açıklaması, Alman hükümetinin seçim kampanyasını etkin bir şekilde yürütememesi ve diplomatik performansının/inandırıcılığının yeterli olmadığı da Alman kamuoyunda bu sonucun sebepleri olarak değerlendirilen hususlardır. Almanya'nın Gazze, Venezuela ve İran'da yaşanan uluslararası hukuk ihlallerine karşı sergilediği dış politika tavrının bu konularda farklı tutum içerisinde bulunan ülkeler nezdinde olumlu karşılanmadığı da söz konusu sebeplere ilave edilmektedir.

Üyelik seçimlerinde başarısız olması, Almanya’nın uluslararası nüfuzunu tamamen kaybettiği anlamına elbette gelmez. Ancak Almanya’nın son yıllarda küresel Güney ülkeleriyle ilişkilerinde yaşadığı sorunların ve bazı dış politika tercihlerinin BM Genel Kurulu’ndaki karşılığını göstermesi bakımından önemlidir. Bununla birlikte Almanya’nın seçimi kazanamamasını sadece Almanya’nın diğer ülkelerle kurduğu diplomatik ilişkiler üzerinden ele almak eksik bir yaklaşım olacaktır. Günümüz uluslararası sisteminin yapısındaki değişim, BM Genel Kurulu’nda yer alan özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu tür seçimlerdeki tavırlarını etkilemektedir. Kısacası, Almanya’nın bu seçimde istediği sonucu alamaması, aynı zamanda uluslararası sistemdeki güç dağılımındaki dönüşümün ve gelişmekte olan ülkelerin politik tutumlarının da bir yansımasıdır. Almanya’nın seçilememesi devletlerin dış politika uygulamalarında yaptıkları hataların orta ve uzun vadede sonuçları olduğunu göstermesi açısından kayda değer bir örnek olarak okunmalıdır.

- Kırgızistan seçiminin ardında ne var?

Seçimlerin diğer dikkati çekici sonucu ise Kırgızistan’ın tarihinde ilk kez BMGK geçici üyeliğine seçilmesidir. Kırgızistan, Asya-Pasifik Grubu’ndaki yarışta Filipinler’i dört tur sonunda 142 oya karşı 49 oyla geride bırakmıştır. Bu sonuç yalnızca Kırgızistan için değil, Orta Asya ülkeleri, Türk dünyası ve Kırgızistan’ın dahil olduğu uluslararası örgütler açısından da önemli bir diplomatik başarıdır. Bu bağlamda Kırgızistan'ın Güvenlik Konseyi üyeliği, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) uluslararası görünürlüğü ve etkinliği açısından da anlam taşımaktadır. Kırgızistan'ın Güvenlik Konseyi'ndeki varlığı, TDT’nin küresel meselelerdeki görüşlerinin uluslararası kamuoyuna daha etkin bir şekilde ulaşması ve teşkilatın uluslararası politik sorunlar karşısında ortak politikalar geliştirebilmesi kabiliyetini artırması açısından olumlu sonuçlar doğurması beklenmelidir.

Sonuç olarak, Almanya’nın seçilememesi uluslararası politika ve diplomasi çerçevesinde Almanya’ya verilen bir siyasi mesaj niteliği taşırken, Kırgızistan’ın seçilmesi Orta Asya’nın ve dolaylı olarak Türk dünyasının uluslararası görünürlüğünün arttığını gösteren önemli bir gelişmedir. Her iki sonuç da günümüz uluslararası sisteminde sadece ekonomik güç veya mali katkıların değil, devletlerin dış politikadaki tutum ve davranışlarının, diğer devletler üzerinde bıraktığı algıların, diplomatik ağların ve bölgesel dayanışmanın belirleyici unsurlar haline geldiğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar ayrıca, üye seçiminin yapıldığı BM Genel Kurulu’nun uluslararası toplumun mevcut uluslararası sistemde gelişmelere yönelik tutumunu göstermesi hususundaki rolünü teyit etmesi açısından da anlam ifade etmektedir.

[Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı'dır.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.