dask

ANALİZ - Isolde ve Tristan hikayesi: Fransa-Yunanistan yakınlaşmasının perde arkasında ne var?

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 28.04.2026 - 12:06, Güncelleme: 28.04.2026 - 12:30 48 kez okundu.
 

ANALİZ - Isolde ve Tristan hikayesi: Fransa-Yunanistan yakınlaşmasının perde arkasında ne var?

- Avrupa’nın vizyon eksikliği ve Fransa’nın romantizmi felaketi haber veriyor. ABD, Çin ve Rusya’nın gölgesi altında yaşlanan Avrupa nüfusunun süper güç olabilme şansı pek mümkün görünmüyor
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan ziyaretinde Türkiye’ye yönelik açıklamalarının perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı. *** Fransız edebiyatında Isolde ile Tristan’ın hikayesi günümüz Fransa-Yunanistan ilişkisine ilginç bir analoji oluşturuyor. Romeo ve Juliet’e de ilham veren bu hikaye, Tristan ve Isolde’nin çelişkisini anlatır. Kral Mark’ın yeğeni Tristan’ın Prenses Isolde’yi krala gelin olarak getirmesiyle başlayan ancak yanlışlıkla içtikleri bir aşk iksiri sonucu tutkuya dönüşen yasak ilişkilerini konu alır. Isolde’nin Kral Mark ile evlenmesine rağmen gizli şekilde devam eden bu aşk entrikası, ihanet ve sürgünle derinleşir. Sonuçta Tristan başka bir evlilik yapar. Trajedi yoğunlaşır ve Tristan umutsuzluk içinde ölürken Isolde de hayatını kaybeder. Hikaye aşk ile sadakat arasındaki uzlaşmaz çatışmayı ve bu çatışmanın kaçınılmaz yıkıcı doğasını dramatik biçimde ortaya koyar. Savaş beceresi olmayan Tristan suç ve kader düzleminde kendini kaybederken, Isolde manipülatiftir. İmkansız aşk, iksirin etkisiyle alevlenirken, aldatma aslında hikayenin ana anlatısıdır. Tristan rolüne bürünen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Atina’da sarf ettiği sözler bu imkansız ve iki sevgilinin yok oluşu ile sonuçlanan "yapay" aşkını hatırlatıyor. Ancak ortaya konan umutsuzluğun nedeni "aşk" gibi kutsal bir duygudan ziyade Yunan siyasetinin oyunu. Macron’un 2027 yılından itibaren devlet başkanlığına aday olmayacağını açıklaması sonrasında Atina’da tarihi bir mekanda müthiş bir kurgu ortaya kondu. Kathimerini gazetesinin sesi dolgun genel yayın yönetmeni Alexis Papachelas tarafından yönetilen panelde Macron tuzağa düştü. Yani iksiri içiverdi. Papachelas, “Fransa, Yunanistan’a yönelik bir tehdit durumunda gerçekten askeri olarak devreye girer mi?” sorusunu yöneltince ortama kapılan Macron 2021 antlaşmasının “yalnızca siyasi bir deklarasyon değil, karşılıklı savunma yükümlülüğü doğuran operasyonel bir taahhüt içerdiğini” vurguladı. Yani Isolde’nin manipülasyonuna kandı. Panel için seçilen yer Roma Agorası’ydı. Bu mekan Avrupa medeniyeti ve geleneğinin tarihsel referansı niteliğinde sembolik bir arka plan oluşturuyor. ‘Avrupa Geleceği ve Güvenlik Mimarisi’ temasıyla düzenlenen panelde Macron, 11 Nisan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapıcı bir görüşme yapmış olmasına rağmen, ortamın ve Fransız romantizminin iştahıyla bir anda dökülüverdi. Ancak Isolde rolünü başarıyla oynayan Papachelas ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in gerçekten "Tristan" Macron’a "aşk" duyduğunu iddia etmek abartılı olacak. Bu noktada Tristan’ın hakkını bir noktada teslim etmek gerekiyor. Macron, bu taahhüdü doğrudan Türkiye’ye karşı konumlandırmaktan kaçındı. Türkiye’nin NATO içindeki rolünü “kritik ve vazgeçilmez” şeklinde tanımlayan Macron, jeostratejik konuma dikkati çekti ve "Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye ile işbirliği olmadan düşünülemeyeceğini" ifade etti. Ancak "manipülatif" soru karşısında "cuş-u huruşa" kapılıp bir anda Yunanistan’ı savunacaklarını söyleyiverdi. Peki, Macron’u çakırkeyif bir ruh haliyle Tristan romantizmine sürükleyen bu aşkın geri planda mantığı yok mu? Tabii ki var. - Macron’un manevra alanı daralıyor Bu noktada öncelikle Fransız iç siyasetine odaklanmak faydalı olacak. Azınlık hükümeti ile yönetilen Fransa’da gelecek yıl seçimler var. Belediye seçimlerinde istediği sonucu elde edemeyen Macron’un 2027 seçimlerinde siyasete veda edeceğini açıklaması aslında siyasi gerçeklerin dışa vurumu. Marine Le Pen’in 2027 seçimlerinde aday olmasına yönelik hukuki süreç devam ederken Paris, Marsilya ve Lyon gibi büyük şehirleri kaybeden Macron’un merkez Rönesans Partisi muhafazakar oyları toplamak zorunda. Bu nedenle, tüm Fransızların itiraz etmeyeceği Türkiye karşıtlığıyla sempati toplamak ve Yunan tarafgirliği siyaseten mübah. Diğer bir husus ekonomik gerilemenin toparlanmasında savunma ihracatının oynadığı rol ile ilgili. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Fransa’nın silah ihracatı 2014–2018 ve 2019–2023 dönemleri karşılaştırıldığında yüzde 47 arttı. Bu rakamlar 2016–2020 ile 2021–2025 yılları karşılaştırıldığında yüzde 21 artışla yukarı eğilimini koruyor. Avrupa’nın savunma harcamalarında Türkiye'nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının (GSYH) yüzde 5’ine ulaşma hedefi ve Avrupa Birliği'nin (AB) Horizon ve SAFE programları dikkate alındığında, tarım sübvansiyonları nedeniyle yüzde 115’e ulaşan borç stoku ancak savunma ihracatı ile azaltılabilir. Sahra Altı Afrika’dan çekilmeyi müteakip önemli bir gelir kaybı da yaşayan Fransa, Yunanistan gibi 2023 Ajandası istikametinde yekûnu yüksek savunma alımı yapacak ülkelere romantizm ile yaklaşıyor. Denizaltı ve savaş gemisi alımlarında Fransa ile flört içinde olan Yunanistan’ın Macron’a Roma Agorası'nda içirdiği iksir de bu. Ortam, hava savunma, deniz ve denizaltı tedarik programları her iksirin içilmesini mecbur kılıyor. Fransa’nın diğer bir gerçeği enerji sektörü ve Doğu Akdeniz ile ilgili. Yunan ve Rumların yasadışı parsellerinde Fransız TotalEnergies’in önemli payları var. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) 6’ncı Blok şeklinde ilan ettiği Cronos sahasında İtalyan enerji firması Eni ve TotalEnergies’in eşit ortaklığı bulunuyor. Bu saha, Rusya’ya ambargo söylemlerinin konuşulduğu bugünlerde Avrupa’nın gaz tedariki için kritik bir konumda. Ayrıca Mısır üzerinden satılacak sıvılaştırılmış doğal gaz projesinde de TotalEnergies’in ortaklığı var. Yunanistan’a sağlanan askerî garantinin aslî nedeni de bu enerji projelerinden beklenen getiri. Rusya’ya ilave yaptırımlar getirilirken Doğu Akdeniz’de Fransızların kontrolündeki gaz akışının Avrupa’ya transferi büyük bir gelir beklentisi yaratıyor. Tabii, ABD müsaade ederse. Bu noktada Macron'daki Napolyon psikolojisinden de bahsetmek gerekir. ABD ile yabancılaşan Avrupa’yı kanatları altına almaya çalışan Fransa, Yunanistan üzerinden ortalama Avrupalıya hitap etmek istiyor. NATO’nun beyin ölümünü daha önce ilan etmiş olan Macron, Avrupa güvenlik mimarisinin maske şeklinde seslendirildiği Roma Agorası’nda Miçotakis ve Papachelas’ın oyununa geliyor. Diğer bir ifadeyle, subliminal mesaj içeren bir mekânda, kışkırtıcı bir soruya hipnotik yanıt veriyor. Nihayetinde şu tespiti yapmak lazım: Küresel gerçekler ile bölgesel açmazlar Yunan manipülasyonu altındaki Fransa için kazanç kısa vadeli ve geçici. Ancak kayıplar uzun vadede derin ve tamir edilemez nitelikte. Avrupa’nın vizyon eksikliği ve Fransa’nın romantizmi felaketi haber veriyor. ABD, Çin ve Rusya’nın gölgesi altında yaşlanan Avrupa nüfusunun süper güç olabilme şansı pek mümkün görünmüyor. Bölgesel bir güç olmaktan öteye geçemeyen "Kral Mark’ın" Avrupası ve "içtiği iksirin sarhoşluğunu" yaşayan Fransa, Yunanistan’ın Isolde’yi andıran oyunlarına kapılıyor. Sonuç ise Türkiye’yi karşıtlaştırmak. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile birlikte anması da bu psikolojinin bir sonucu. [Doç. Dr. Murat Aslan, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısıdır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
- Avrupa’nın vizyon eksikliği ve Fransa’nın romantizmi felaketi haber veriyor. ABD, Çin ve Rusya’nın gölgesi altında yaşlanan Avrupa nüfusunun süper güç olabilme şansı pek mümkün görünmüyor

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan ziyaretinde Türkiye’ye yönelik açıklamalarının perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Fransız edebiyatında Isolde ile Tristan’ın hikayesi günümüz Fransa- Yunanistan ilişkisine ilginç bir analoji oluşturuyor. Romeo ve Juliet’e de ilham veren bu hikaye, Tristan ve Isolde’nin çelişkisini anlatır. Kral Mark’ın yeğeni Tristan’ın Prenses Isolde’yi krala gelin olarak getirmesiyle başlayan ancak yanlışlıkla içtikleri bir aşk iksiri sonucu tutkuya dönüşen yasak ilişkilerini konu alır. Isolde’nin Kral Mark ile evlenmesine rağmen gizli şekilde devam eden bu aşk entrikası, ihanet ve sürgünle derinleşir. Sonuçta Tristan başka bir evlilik yapar. Trajedi yoğunlaşır ve Tristan umutsuzluk içinde ölürken Isolde de hayatını kaybeder.

Hikaye aşk ile sadakat arasındaki uzlaşmaz çatışmayı ve bu çatışmanın kaçınılmaz yıkıcı doğasını dramatik biçimde ortaya koyar. Savaş beceresi olmayan Tristan suç ve kader düzleminde kendini kaybederken, Isolde manipülatiftir. İmkansız aşk, iksirin etkisiyle alevlenirken, aldatma aslında hikayenin ana anlatısıdır. Tristan rolüne bürünen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Atina’da sarf ettiği sözler bu imkansız ve iki sevgilinin yok oluşu ile sonuçlanan "yapay" aşkını hatırlatıyor.

Ancak ortaya konan umutsuzluğun nedeni "aşk" gibi kutsal bir duygudan ziyade Yunan siyasetinin oyunu. Macron’un 2027 yılından itibaren devlet başkanlığına aday olmayacağını açıklaması sonrasında Atina’da tarihi bir mekanda müthiş bir kurgu ortaya kondu. Kathimerini gazetesinin sesi dolgun genel yayın yönetmeni Alexis Papachelas tarafından yönetilen panelde Macron tuzağa düştü. Yani iksiri içiverdi. Papachelas, “Fransa, Yunanistan’a yönelik bir tehdit durumunda gerçekten askeri olarak devreye girer mi?” sorusunu yöneltince ortama kapılan Macron 2021 antlaşmasının “yalnızca siyasi bir deklarasyon değil, karşılıklı savunma yükümlülüğü doğuran operasyonel bir taahhüt içerdiğini” vurguladı. Yani Isolde’nin manipülasyonuna kandı.

Panel için seçilen yer Roma Agorası’ydı. Bu mekan Avrupa medeniyeti ve geleneğinin tarihsel referansı niteliğinde sembolik bir arka plan oluşturuyor. ‘Avrupa Geleceği ve Güvenlik Mimarisi’ temasıyla düzenlenen panelde Macron, 11 Nisan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapıcı bir görüşme yapmış olmasına rağmen, ortamın ve Fransız romantizminin iştahıyla bir anda dökülüverdi. Ancak Isolde rolünü başarıyla oynayan Papachelas ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in gerçekten "Tristan" Macron’a "aşk" duyduğunu iddia etmek abartılı olacak.

Bu noktada Tristan’ın hakkını bir noktada teslim etmek gerekiyor. Macron, bu taahhüdü doğrudan Türkiye’ye karşı konumlandırmaktan kaçındı. Türkiye’nin NATO içindeki rolünü “kritik ve vazgeçilmez” şeklinde tanımlayan Macron, jeostratejik konuma dikkati çekti ve "Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye ile işbirliği olmadan düşünülemeyeceğini" ifade etti. Ancak "manipülatif" soru karşısında "cuş-u huruşa" kapılıp bir anda Yunanistan’ı savunacaklarını söyleyiverdi. Peki, Macron’u çakırkeyif bir ruh haliyle Tristan romantizmine sürükleyen bu aşkın geri planda mantığı yok mu? Tabii ki var.

- Macron’un manevra alanı daralıyor

Bu noktada öncelikle Fransız iç siyasetine odaklanmak faydalı olacak. Azınlık hükümeti ile yönetilen Fransa’da gelecek yıl seçimler var. Belediye seçimlerinde istediği sonucu elde edemeyen Macron’un 2027 seçimlerinde siyasete veda edeceğini açıklaması aslında siyasi gerçeklerin dışa vurumu. Marine Le Pen’in 2027 seçimlerinde aday olmasına yönelik hukuki süreç devam ederken Paris, Marsilya ve Lyon gibi büyük şehirleri kaybeden Macron’un merkez Rönesans Partisi muhafazakar oyları toplamak zorunda. Bu nedenle, tüm Fransızların itiraz etmeyeceği Türkiye karşıtlığıyla sempati toplamak ve Yunan tarafgirliği siyaseten mübah.

Diğer bir husus ekonomik gerilemenin toparlanmasında savunma ihracatının oynadığı rol ile ilgili. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Fransa’nın silah ihracatı 2014–2018 ve 2019–2023 dönemleri karşılaştırıldığında yüzde 47 arttı. Bu rakamlar 2016–2020 ile 2021–2025 yılları karşılaştırıldığında yüzde 21 artışla yukarı eğilimini koruyor. Avrupa’nın savunma harcamalarında Türkiye'nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının (GSYH) yüzde 5’ine ulaşma hedefi ve Avrupa Birliği'nin (AB) Horizon ve SAFE programları dikkate alındığında, tarım sübvansiyonları nedeniyle yüzde 115’e ulaşan borç stoku ancak savunma ihracatı ile azaltılabilir.

Sahra Altı Afrika’dan çekilmeyi müteakip önemli bir gelir kaybı da yaşayan Fransa, Yunanistan gibi 2023 Ajandası istikametinde yekûnu yüksek savunma alımı yapacak ülkelere romantizm ile yaklaşıyor. Denizaltı ve savaş gemisi alımlarında Fransa ile flört içinde olan Yunanistan’ın Macron’a Roma Agorası'nda içirdiği iksir de bu. Ortam, hava savunma, deniz ve denizaltı tedarik programları her iksirin içilmesini mecbur kılıyor.

Fransa’nın diğer bir gerçeği enerji sektörü ve Doğu Akdeniz ile ilgili. Yunan ve Rumların yasadışı parsellerinde Fransız TotalEnergies’in önemli payları var. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) 6’ncı Blok şeklinde ilan ettiği Cronos sahasında İtalyan enerji firması Eni ve TotalEnergies’in eşit ortaklığı bulunuyor. Bu saha, Rusya’ya ambargo söylemlerinin konuşulduğu bugünlerde Avrupa’nın gaz tedariki için kritik bir konumda. Ayrıca Mısır üzerinden satılacak sıvılaştırılmış doğal gaz projesinde de TotalEnergies’in ortaklığı var. Yunanistan’a sağlanan askerî garantinin aslî nedeni de bu enerji projelerinden beklenen getiri. Rusya’ya ilave yaptırımlar getirilirken Doğu Akdeniz’de Fransızların kontrolündeki gaz akışının Avrupa’ya transferi büyük bir gelir beklentisi yaratıyor. Tabii, ABD müsaade ederse.

Bu noktada Macron'daki Napolyon psikolojisinden de bahsetmek gerekir. ABD ile yabancılaşan Avrupa’yı kanatları altına almaya çalışan Fransa, Yunanistan üzerinden ortalama Avrupalıya hitap etmek istiyor. NATO’nun beyin ölümünü daha önce ilan etmiş olan Macron, Avrupa güvenlik mimarisinin maske şeklinde seslendirildiği Roma Agorası’nda Miçotakis ve Papachelas’ın oyununa geliyor. Diğer bir ifadeyle, subliminal mesaj içeren bir mekânda, kışkırtıcı bir soruya hipnotik yanıt veriyor.

Nihayetinde şu tespiti yapmak lazım: Küresel gerçekler ile bölgesel açmazlar Yunan manipülasyonu altındaki Fransa için kazanç kısa vadeli ve geçici. Ancak kayıplar uzun vadede derin ve tamir edilemez nitelikte.

Avrupa’nın vizyon eksikliği ve Fransa’nın romantizmi felaketi haber veriyor. ABD, Çin ve Rusya’nın gölgesi altında yaşlanan Avrupa nüfusunun süper güç olabilme şansı pek mümkün görünmüyor. Bölgesel bir güç olmaktan öteye geçemeyen "Kral Mark’ın" Avrupası ve "içtiği iksirin sarhoşluğunu" yaşayan Fransa, Yunanistan’ın Isolde’yi andıran oyunlarına kapılıyor. Sonuç ise Türkiye’yi karşıtlaştırmak. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile birlikte anması da bu psikolojinin bir sonucu.

[Doç. Dr. Murat Aslan, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.