dask

"Benim de Haklarım Var", çocuk haklarını küçük bireylerin gözünden okurlarıyla buluşturuyor

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 22.04.2026 - 11:14, Güncelleme: 22.04.2026 - 11:27 56 kez okundu.
 

"Benim de Haklarım Var", çocuk haklarını küçük bireylerin gözünden okurlarıyla buluşturuyor

- Yazar Süleyman Ezber: - "Çocuk haklarını görmezden gelmek de bu hakları çok abartıp toplumsal ve aile içi rollerinde yanlış konumlandırma hatasına düşmek de tehlikeli. Sağlıklı bir toplum için madalyonun iki yönünü de düşünmek gerekiyor" - "Kendini yenileyemeyen eğitim sistemleri maalesef onları düşünmeyen, sorgulama yetisini kaybetmiş bireyler haline getirebiliyor. Oysa çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek zorundayız. Sadece bilgi tüketen değil, bilgiyi üreten, sorgulayan ve yorumlayan bireyler olmaları çok önemli"
İSTANBUL (AA) - ÜMİT AKSOY - "Süper Selim", "Hatalıysam Söyle" ve "Arkadaşım Kur'an" adlı eserlerin de aralarında olduğu çok sayıda çocuk kitabına imza atan Süleyman Ezber, insan haklarının önemine vurgu yaparak, "İnsan haklarına dikkat etmek, toplumun en düzenleyici unsurlarından biri. Herkes buna gerçekten özen gösterse, çok daha mükemmel bir yerde yaşarız." dedi. Ezber'in Damla Yayınları tarafından yayımlanan, 8 ve üzeri yaş grubundaki okura hitap eden yeni serisi "Benim de Haklarım Var" okurlarıyla buluştu. Seri, her macerada farklı bir çocuk hakkını odağına alarak, karmaşık toplumsal meseleleri çocukların dünyasından mizah ve gizem dolu kurgularla anlatıyor. Yayımlanan özel diziye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Süleyman Ezber, yaşanılan dönemin büyük bir toplumsal dönüşüme işaret ettiğini belirterek, bu durumun başta aile olmak üzere çeşitli etkilerinin olduğunu söyledi. Ezber, söz konusu durumun aile içinde değişimlere yol açtığını vurgulayarak, "Özellikle aile üyelerinin rolleri inanılmaz hızla değişiyor. Artık ne baba o bildiğimiz baba, ne anne, ne de evlat… Bu dönüşümün hem artıları hem eksileri var kuşkusuz. Gelecek nesiller söz konusu olduğunda çocukların bu süreçteki rolü gerçekten kritik. Ne yazık ki internetten her duyduğunu uygulamaya çalışan, sürekli mükemmel olma peşinde koşan bir ebeveyn modeli türedi. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım. Çocuklar deneme tahtası değildir, olmamalıdır." diye konuştu. - "Bu kitaplar, çocuklara haklarıyla güçlü olduklarını vurguluyor" Çocuk haklarının önemine dikkati çeken Ezber, şunları aktardı: "Çocuk haklarını görmezden gelmek de bu hakları çok abartıp toplumsal ve aile içi rollerinde yanlış konumlandırma hatasına düşmek de tehlikeli. Sağlıklı bir toplum için madalyonun iki yönünü de düşünmek gerekiyor. Bu nedenle böylesi bir konu aklımın bir köşesindeydi ama projenin bu şekilde olgunlaşıp hayata geçmesinde yayınevinin katkısı çok büyük. Buradan Damla Yayınları ekibine teşekkür etmek istiyorum." Ezber, çalışmanın odağında "hak" kavramı olduğunu anlatarak, "Aslında burada bahsettiğimiz 'hak', insan haklarının ta kendisi. Biz de zaten Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden 10 temel hakkı seçerek bu seride işledik çünkü insan haklarına dikkat etmek, toplumun en düzenleyici unsurlarından biri. Herkes buna gerçekten özen gösterse, çok daha mükemmel bir yerde yaşarız." dedi. Çalışmanın çocuklara haklarıyla güçlü olduklarını vurguladığını kaydeden Ezber, "Konuyu yaşamın tam içinden çok gerçekçi ve taze örneklerle sunuyor. Günümüzde etrafınızda duyduğunuz, haberlerde izlediğiniz, şaşırarak şahit olduğunuz olumlu ya da olumsuz pek çok dikkat çekici durum burada da var. Ben zaten tüm kitaplarımda bu üslubu benimserim. Kurgularım gerçekçidir çünkü çocuklar bizim o çok istediğimiz, ütopik, kötülüğün olmadığı bir dünyada yaşamıyor. Bizimle aynı yerde, aynı gerçeklikte yaşıyorlar." ifadelerini kullandı. - Seri 10 kitaptan oluşuyor Süleyman Ezber, serinin 10 kitaptan oluştuğunu dile getirerek, şu bilgileri verdi: "Bu 10 kitaplık seride sırasıyla eğitim hakkı, sağlıklı yaşam hakkı, oyun ve dinlenme hakkı, mülteci çocukların hakları, özel hayatın gizliliği hakkı, ifade özgürlüğü hakkı, bilgiye erişim hakkı, engelli çocukların hakları, ekonomik sömürüden korunma hakkı ve kültür sanata katılım hakkı işleniyor. Kitaplar eğlendirirken öğretiyor. Didaktik yönü tamamen geride kalıyor. Hatta içinde o hakkı klasik metotla, doğrudan öğreten neredeyse bir cümle bile yok. Ama kurgu sizi öyle bir noktaya taşıyor ki genç okuyucu metnin sonunda o hakkın yaşam için ne kadar elzem olduğunu düşünmeden edemiyor." Başarılı yazar, çalışmanın amaçlarından birisinin de çocukların ezberci kalıpları kırmasını sağlamak olduğunu söyledi. Var olan eğitim sistemine dikkati çeken Ezber, "Kendini yenileyemeyen eğitim sistemleri, maalesef çocukları düşünmeyen, sorgulama yetisini kaybetmiş bireyler haline getirebiliyor. Oysa çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek zorundayız. Sadece bilgi tüketen değil, bilgiyi üreten, sorgulayan ve yorumlayan bireyler olmaları çok önemli. Bu seride her kitap aslında çocuğu bir sorunla, çelişkiyle, adaletsizlikle yüz yüze getiriyor. Okuyucuyu karakterlerle birlikte düşündürüyor, ona empati kurduruyor ve sonunda kendi çözümünü, kendi duruşunu geliştiriyor. Yarının büyükleri olarak bugünden toplumsal gelişmelere duyarlı, bu olayların farkında ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmek hepimizin görevi." diye konuştu. Çocuk haklarının teorik bilgi olmaktan çıkarılıp her çocuğun günlük hayatta karşılaşabileceği somut birer yaşam becerisine dönüştürülmesi gerektiğini belirten Ezber, "Çocuklara hak ve ödevlerini anlatırken en büyük hata, bunu soyut kavramlar ve kurallar yığını olarak sunmak. Çocuklar somut düşünür. Onlara, 'Sen şu hakka sahipsin.' dediğinizde bu pek anlam ifade etmeyebilir ama 'Şu durumda böyle davranabilirsin, bu senin hakkın.' dediğinizde daha kolay içselleştirirler. Bu seride biz de tam olarak bunu yapıyoruz." ifadelerini kullandı. - "Çocukların özel hayatının gizliliği, dijital ayak izlerinin korunması artık hayati önem taşıyor" Ezber, çalışmada çocukların hak ve sorumlulukları yaşayarak öğrendiklerini belirterek, şöyle devam etti: "Her kitapta çocuklar yaşanan sorunları görüyor ve o problemin aslında bir hakkın uzun süreli, sistematik ihlalinden kaynaklandığını anlıyor. Örneğin, eğitim hakkını anlatırken soyut bir tanım yapmıyoruz. Zamanında okula gidemeyen bir çocuğun hikayesini, onun bu eksiklikle nasıl mücadele ettiğini ve sonuçta durumun ne hale geldiğini anlatıyoruz. Böylece çocuk sadece bilgi edinmiyor, o hakkın yokluğunda hayatın nasıl zorlaştığını hissediyor. Pedagojik olarak en etkili yöntemlerden biri bu bence, yaşatarak, hissettirerek öğretmek. Unutmayalım, çocuklar ders almak değil, hikaye dinlemek ister." Son zamanlarda okullarda yaşanan şiddet olaylarına da değinen Ezber, "Masum çocukların hayatını kaybetmesi ve bunu yapanların da çocuklar olması hepimizi derinden sarstı. Sosyal medya, çocukları hem içerik olarak hem de psikolojik olarak hazır olmadıkları bir dünyanın içine itiyor. Algoritmalar onları sürekli tüketmeye, beğenilmeye, görünür olmaya zorluyor. Bir yandan da şiddeti, nefret söylemini, zararlı içerikleri önlerine sürüyor. Bu içerikler çocukların zihinlerinde normalleşiyor ve sonuçta en değerli iki kavramları çalınıyor; masumiyet ve keşfetme özgürlüğü." diye konuştu. Yazar Ezber, çocukların sadece sosyal medyanın bir kurbanı olmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı: "Onlar aynı zamanda içerik üreticisi olarak da sömürülüyor. Aileler bazen farkında olmadan bazen de kasıtlı olarak çocuklarını bu mekanizmanın içine sürüklüyor. Bu son derece tehlikeli. Çocukların özel hayatının gizliliği, dijital ayak izlerinin korunması artık hayati önem taşıyor. Serimizin beşinci kitabı 'Parıltılı Yaşam' tam da bunu, özel hayatın gizliliği hakkını işliyor. Bir yazar çocuklara, 'Sen değerlisin, beğeni almadan da görünür olmadan da çok güzelsin. Senin değerin başkalarının sana verdiği puanla ölçülmez.' diyor. Bunu sadece çocuklara anlatmak yetmiyor, ebeveynlere, eğitimcilere, topluma da anlatmak lazım. Çocukları korumak hepimizin sorumluluğu. Dijital dünya gerçek dünya kadar tehlikeli, belki daha da fazla çünkü orada sınırlar çok daha bulanık ve kontrol çok daha zor."
- Yazar Süleyman Ezber: - "Çocuk haklarını görmezden gelmek de bu hakları çok abartıp toplumsal ve aile içi rollerinde yanlış konumlandırma hatasına düşmek de tehlikeli. Sağlıklı bir toplum için madalyonun iki yönünü de düşünmek gerekiyor" - "Kendini yenileyemeyen eğitim sistemleri maalesef onları düşünmeyen, sorgulama yetisini kaybetmiş bireyler haline getirebiliyor. Oysa çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek zorundayız. Sadece bilgi tüketen değil, bilgiyi üreten, sorgulayan ve yorumlayan bireyler olmaları çok önemli"

İSTANBUL (AA) - ÜMİT AKSOY - "Süper Selim", "Hatalıysam Söyle" ve "Arkadaşım Kur'an" adlı eserlerin de aralarında olduğu çok sayıda çocuk kitabına imza atan Süleyman Ezber, insan haklarının önemine vurgu yaparak, "İnsan haklarına dikkat etmek, toplumun en düzenleyici unsurlarından biri. Herkes buna gerçekten özen gösterse, çok daha mükemmel bir yerde yaşarız." dedi.

Ezber'in Damla Yayınları tarafından yayımlanan, 8 ve üzeri yaş grubundaki okura hitap eden yeni serisi "Benim de Haklarım Var" okurlarıyla buluştu.

Seri, her macerada farklı bir çocuk hakkını odağına alarak, karmaşık toplumsal meseleleri çocukların dünyasından mizah ve gizem dolu kurgularla anlatıyor.

Yayımlanan özel diziye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Süleyman Ezber, yaşanılan dönemin büyük bir toplumsal dönüşüme işaret ettiğini belirterek, bu durumun başta aile olmak üzere çeşitli etkilerinin olduğunu söyledi.

Ezber, söz konusu durumun aile içinde değişimlere yol açtığını vurgulayarak, "Özellikle aile üyelerinin rolleri inanılmaz hızla değişiyor. Artık ne baba o bildiğimiz baba, ne anne, ne de evlat… Bu dönüşümün hem artıları hem eksileri var kuşkusuz. Gelecek nesiller söz konusu olduğunda çocukların bu süreçteki rolü gerçekten kritik. Ne yazık ki internetten her duyduğunu uygulamaya çalışan, sürekli mükemmel olma peşinde koşan bir ebeveyn modeli türedi. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım. Çocuklar deneme tahtası değildir, olmamalıdır." diye konuştu.

- "Bu kitaplar, çocuklara haklarıyla güçlü olduklarını vurguluyor"

Çocuk haklarının önemine dikkati çeken Ezber, şunları aktardı:

"Çocuk haklarını görmezden gelmek de bu hakları çok abartıp toplumsal ve aile içi rollerinde yanlış konumlandırma hatasına düşmek de tehlikeli. Sağlıklı bir toplum için madalyonun iki yönünü de düşünmek gerekiyor. Bu nedenle böylesi bir konu aklımın bir köşesindeydi ama projenin bu şekilde olgunlaşıp hayata geçmesinde yayınevinin katkısı çok büyük. Buradan Damla Yayınları ekibine teşekkür etmek istiyorum."

Ezber, çalışmanın odağında "hak" kavramı olduğunu anlatarak, "Aslında burada bahsettiğimiz 'hak', insan haklarının ta kendisi. Biz de zaten Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden 10 temel hakkı seçerek bu seride işledik çünkü insan haklarına dikkat etmek, toplumun en düzenleyici unsurlarından biri. Herkes buna gerçekten özen gösterse, çok daha mükemmel bir yerde yaşarız." dedi.

Çalışmanın çocuklara haklarıyla güçlü olduklarını vurguladığını kaydeden Ezber, "Konuyu yaşamın tam içinden çok gerçekçi ve taze örneklerle sunuyor. Günümüzde etrafınızda duyduğunuz, haberlerde izlediğiniz, şaşırarak şahit olduğunuz olumlu ya da olumsuz pek çok dikkat çekici durum burada da var. Ben zaten tüm kitaplarımda bu üslubu benimserim. Kurgularım gerçekçidir çünkü çocuklar bizim o çok istediğimiz, ütopik, kötülüğün olmadığı bir dünyada yaşamıyor. Bizimle aynı yerde, aynı gerçeklikte yaşıyorlar." ifadelerini kullandı.

- Seri 10 kitaptan oluşuyor

Süleyman Ezber, serinin 10 kitaptan oluştuğunu dile getirerek, şu bilgileri verdi:

"Bu 10 kitaplık seride sırasıyla eğitim hakkı, sağlıklı yaşam hakkı, oyun ve dinlenme hakkı, mülteci çocukların hakları, özel hayatın gizliliği hakkı, ifade özgürlüğü hakkı, bilgiye erişim hakkı, engelli çocukların hakları, ekonomik sömürüden korunma hakkı ve kültür sanata katılım hakkı işleniyor. Kitaplar eğlendirirken öğretiyor. Didaktik yönü tamamen geride kalıyor. Hatta içinde o hakkı klasik metotla, doğrudan öğreten neredeyse bir cümle bile yok. Ama kurgu sizi öyle bir noktaya taşıyor ki genç okuyucu metnin sonunda o hakkın yaşam için ne kadar elzem olduğunu düşünmeden edemiyor."

Başarılı yazar, çalışmanın amaçlarından birisinin de çocukların ezberci kalıpları kırmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Var olan eğitim sistemine dikkati çeken Ezber, "Kendini yenileyemeyen eğitim sistemleri, maalesef çocukları düşünmeyen, sorgulama yetisini kaybetmiş bireyler haline getirebiliyor. Oysa çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek zorundayız. Sadece bilgi tüketen değil, bilgiyi üreten, sorgulayan ve yorumlayan bireyler olmaları çok önemli. Bu seride her kitap aslında çocuğu bir sorunla, çelişkiyle, adaletsizlikle yüz yüze getiriyor. Okuyucuyu karakterlerle birlikte düşündürüyor, ona empati kurduruyor ve sonunda kendi çözümünü, kendi duruşunu geliştiriyor. Yarının büyükleri olarak bugünden toplumsal gelişmelere duyarlı, bu olayların farkında ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmek hepimizin görevi." diye konuştu.

Çocuk haklarının teorik bilgi olmaktan çıkarılıp her çocuğun günlük hayatta karşılaşabileceği somut birer yaşam becerisine dönüştürülmesi gerektiğini belirten Ezber, "Çocuklara hak ve ödevlerini anlatırken en büyük hata, bunu soyut kavramlar ve kurallar yığını olarak sunmak. Çocuklar somut düşünür. Onlara, 'Sen şu hakka sahipsin.' dediğinizde bu pek anlam ifade etmeyebilir ama 'Şu durumda böyle davranabilirsin, bu senin hakkın.' dediğinizde daha kolay içselleştirirler. Bu seride biz de tam olarak bunu yapıyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Çocukların özel hayatının gizliliği, dijital ayak izlerinin korunması artık hayati önem taşıyor"

Ezber, çalışmada çocukların hak ve sorumlulukları yaşayarak öğrendiklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Her kitapta çocuklar yaşanan sorunları görüyor ve o problemin aslında bir hakkın uzun süreli, sistematik ihlalinden kaynaklandığını anlıyor. Örneğin, eğitim hakkını anlatırken soyut bir tanım yapmıyoruz. Zamanında okula gidemeyen bir çocuğun hikayesini, onun bu eksiklikle nasıl mücadele ettiğini ve sonuçta durumun ne hale geldiğini anlatıyoruz. Böylece çocuk sadece bilgi edinmiyor, o hakkın yokluğunda hayatın nasıl zorlaştığını hissediyor. Pedagojik olarak en etkili yöntemlerden biri bu bence, yaşatarak, hissettirerek öğretmek. Unutmayalım, çocuklar ders almak değil, hikaye dinlemek ister."

Son zamanlarda okullarda yaşanan şiddet olaylarına da değinen Ezber, "Masum çocukların hayatını kaybetmesi ve bunu yapanların da çocuklar olması hepimizi derinden sarstı. Sosyal medya, çocukları hem içerik olarak hem de psikolojik olarak hazır olmadıkları bir dünyanın içine itiyor. Algoritmalar onları sürekli tüketmeye, beğenilmeye, görünür olmaya zorluyor. Bir yandan da şiddeti, nefret söylemini, zararlı içerikleri önlerine sürüyor. Bu içerikler çocukların zihinlerinde normalleşiyor ve sonuçta en değerli iki kavramları çalınıyor; masumiyet ve keşfetme özgürlüğü." diye konuştu.

Yazar Ezber, çocukların sadece sosyal medyanın bir kurbanı olmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Onlar aynı zamanda içerik üreticisi olarak da sömürülüyor. Aileler bazen farkında olmadan bazen de kasıtlı olarak çocuklarını bu mekanizmanın içine sürüklüyor. Bu son derece tehlikeli. Çocukların özel hayatının gizliliği, dijital ayak izlerinin korunması artık hayati önem taşıyor. Serimizin beşinci kitabı 'Parıltılı Yaşam' tam da bunu, özel hayatın gizliliği hakkını işliyor. Bir yazar çocuklara, 'Sen değerlisin, beğeni almadan da görünür olmadan da çok güzelsin. Senin değerin başkalarının sana verdiği puanla ölçülmez.' diyor. Bunu sadece çocuklara anlatmak yetmiyor, ebeveynlere, eğitimcilere, topluma da anlatmak lazım. Çocukları korumak hepimizin sorumluluğu. Dijital dünya gerçek dünya kadar tehlikeli, belki daha da fazla çünkü orada sınırlar çok daha bulanık ve kontrol çok daha zor."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.