dask

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde konuştu: (2)

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 09.06.2026 - 16:07, Güncelleme: 09.06.2026 - 16:10 78 kez okundu.
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde konuştu: (2)

- "Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır" - "İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır" - "Sadece kendi bekamız için değil dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur" - "Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur" - "Türkiye harp sahalarını en iyi okuyan, değişen güvenlik paradigmasını ilk fark eden ve kendini buna erkenden hazırlayan ülkelerden biri olmuştur" - "Devletimizi Türkiye düşmanlarına maşalık yapan FETÖ'vari yapılardan temizleyerek sızıntıların ve içerden sabotajların önüne geçtik"
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır." dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'ne katıldı. Burada yaptığı konuşmada Erdoğan, Türkiye'nin başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke olmadığını, kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese gösterdiğini belirtti. Erdoğan, "Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez bölgesinden Kuzey Afrika'ya ve Doğu Akdeniz'e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan öz güven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır." diye konuştu. "Biz kendisini asker-millet olarak tarif eden bir kimliğe, böyle bir kültüre sahibiz." diyen Erdoğan, güvenliğin, özellikle millet için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer aldığını söyledi. Erdoğan, "Şunu gayet iyi biliyoruz ki gardımızı indirdiğimiz, rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Sadece kendi bekamız için değil dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz." dedi. Günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanlarının hızlı bir değişim geçirdiğine dikkati çeken Erdoğan, bunlara paralel olarak güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanının da değişime uğradığını vurguladı. Erdoğan, çağın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan bir saldırının, limanları ve lojistik ağlarını devre dışı bırakan bir kesintinin, bankacılık sistemini işlemez hale getiren bir siber tehdidin, toplumun birlik ve bütünlüğünü bozan dezenformasyon kampanyasının da doğrudan milli güvenliğin alanına girdiğine işaret etti. - "Yapay zeka ciddi riskler barındırmaktadır" Savaş meydanında artık tanklar, uçaklar ve füzeler kadar onlara istikamet veren yazılım ve donanımların da belirleyici rol oynadığını belirten Erdoğan, hemen her alanda ön kabullerin yıkıldığı bir dönemden geçildiğini kaydetti. Erdoğan, şöyle konuştu: "Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor. Kendimizi en hızlı biçimde buna adapte etmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş teknolojik özerkliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Aynı şekilde veri güvenliğine büyük önem veriyoruz. Gelinen noktada artık hepimiz şu gerçeğin farkındayız. Veri altyapısını güvence altına alamayan bir ülke, ekonomik istikrarını, savunma kapasitesini ve vatandaşlarının mahremiyetini temin edemez. Bir diğer mesele, kullanımı giderek yaygınlaşan yapay zeka teknolojisidir. Doğru kullanıldığında yapay zeka karar alma süreçlerini hızlandırmakta, riskleri erken tespit etmeyi sağlamaktadır. Ancak yapay zeka ciddi riskler de barındırmaktadır. Yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçekle yalan arasındaki çizginin giderek kaybolduğuna şahit oluyoruz. Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur." Savaşların cepheyle birlikte siber alanda uydu sistemleri üzerinden sosyal medya platformlarında eş zamanlı yürütüldüğünü dile getiren Erdoğan, cephe ile cephe gerisi arasındaki sınırın bulanık hale gelirken sivil ve askeri alan ayrımının da günden güne zayıfladığını söyledi. Erdoğan, bir mühendisin geliştirdiği bir yazılımla, bir veri analistinin yaptığı bir değerlendirmeyle, bir siber güvenlik uzmanının dijital alandaki önleyici bir faaliyetiyle, bir vatandaşın ise manipülasyon ve dezenformasyona karşı gösterdiği dirençle milli güvenliğin etkin birer parçası haline gelebildiğini ifade etti. Bunun hem Rusya-Ukrayna savaşında hem de son 3 yılda bölgede yaşanan hadiselerde görüldüğünü hatırlatan Erdoğan, İHA'lar, SİHA'lar, sürü sistemleri, insansız deniz araçları, elektronik harp kabiliyetleriyle balistik ve hipersonik yeteneklerin daha evvel hiç olmadığı kadar belirleyici rol oynadığını kaydetti. Erdoğan, cephe hattında kıyasıya bir mücadele verilirken cephe gerisinde özellikle medya ve sosyal medyanın aynı yoğunlukta enformasyon savaşlarına sahne olduğunu belirterek, bunların hepsinin takip edildiğini, alınması gereken derslerin alındığını söyledi. - "Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında hassas bir denge yakaladık" Türkiye'nin, harp sahalarını en iyi okuyan, değişen güvenlik paradigmasını ilk fark eden ve kendini buna erkenden hazırlayan ülkelerden biri olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terörle mücadeledeki tecrübemizi sınır ötesi harekatlarda elde ettiğimiz kabiliyetlerle birleştirerek kendimizi sürekli geliştirmeye çalıştık. Savunma sanayimizi güçlendirerek dışa bağımlılığımızı en aza indirdik. Güvenlik kurumlarımız arasındaki eş güdümümüzü en üst düzeye çıkartarak riskleri bertaraf ettik. Devletimizi Türkiye düşmanlarına maşalık yapan FETÖ'vari yapılardan temizleyerek sızıntıların ve içerden sabotajların önüne geçtik. Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında çok hassas bir denge yakaladık. Bunların yanı sıra dış temsilciliklerimizin sayısını artırarak yeni anlaşmalar ve nakil hatlarıyla enerji arz güvenliğimizi sağlayarak, sağlık altyapımızı modernize ederek, afetle mücadele kapasitemizi güçlendirerek Türkiye'yi iddiaları ve hedefleriyle uyumlu bir bünyeye kavuşturmuş olduk. Sahip olduğumuz bu kapasitenin değerini etrafımızı kuşatan kriz fırtınasına baktığımızda çok net görebiliyoruz. Tarihin ve kaderin bize yüklediği sorumlulukların idrakinde olarak inşallah bu kapasiteyi içeride ve dışarıda tahkim etmeye devam edeceğiz." Türkiye Yüzyılı ifadesinde anlamını bulan büyük ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu kutlu mücadelede en büyük kuvvet ve ilham kaynağımız milletimizdir. Devlet-i ebet müddet aziz milletimizin bizatihi kendisidir. Türk milleti var oldukça devletimiz de var olmaya devam edecektir. Bunun için elbette ordumuz, istihbaratımız, emniyetimiz, jandarmamız ve savunma sanayimiz en yüksek hazırlık seviyesinde olacak. Ama bunlarla birlikte asıl bizi biz yapan, bizi güçlü kılan varlığımızı borçlu olduğumuz değerlere sahip çıkacağız. Asıl maddi güç unsurlarının üzerinde yükseldiği zemini sağlam tutacağız. Nedir o zemin? O zemin milletimizin ezeli ve ebedi kardeşliğidir. O zemin insanımızın ortak tarih ve kader bilincidir. O zemin toplumun temeli olan aile müessesemizdir. O zemin şuurlu, donanımlı, ahlaklı ve öz güvenli gençler yetiştirmektir. O zemin bağımsızlığımızın simgesi olan ezanımız ve bayrağımızdır. Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin. Devletimizi payidar, milletimizi aziz, güvenlik güçlerimizi muzaffer eylesin." - Notlar Konuşmasının ardından Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Okay Memiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Abdülhak Molla'nın "Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salah" beytinin yer aldığı tablo takdim etti. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş, AK Parti genel başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Hasan Basri Yalçın ve Hüseyin Yayman da katıldı. (Bitti)
- "Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır" - "İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır" - "Sadece kendi bekamız için değil dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur" - "Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur" - "Türkiye harp sahalarını en iyi okuyan, değişen güvenlik paradigmasını ilk fark eden ve kendini buna erkenden hazırlayan ülkelerden biri olmuştur" - "Devletimizi Türkiye düşmanlarına maşalık yapan FETÖ'vari yapılardan temizleyerek sızıntıların ve içerden sabotajların önüne geçtik"

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'ne katıldı.

Burada yaptığı konuşmada Erdoğan, Türkiye'nin başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke olmadığını, kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese gösterdiğini belirtti.

Erdoğan, "Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez bölgesinden Kuzey Afrika'ya ve Doğu Akdeniz'e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan öz güven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır." diye konuştu.

"Biz kendisini asker-millet olarak tarif eden bir kimliğe, böyle bir kültüre sahibiz." diyen Erdoğan, güvenliğin, özellikle millet için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer aldığını söyledi.

Erdoğan, "Şunu gayet iyi biliyoruz ki gardımızı indirdiğimiz, rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Sadece kendi bekamız için değil dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz." dedi.

Günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanlarının hızlı bir değişim geçirdiğine dikkati çeken Erdoğan, bunlara paralel olarak güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanının da değişime uğradığını vurguladı.

Erdoğan, çağın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan bir saldırının, limanları ve lojistik ağlarını devre dışı bırakan bir kesintinin, bankacılık sistemini işlemez hale getiren bir siber tehdidin, toplumun birlik ve bütünlüğünü bozan dezenformasyon kampanyasının da doğrudan milli güvenliğin alanına girdiğine işaret etti.

- "Yapay zeka ciddi riskler barındırmaktadır"

Savaş meydanında artık tanklar, uçaklar ve füzeler kadar onlara istikamet veren yazılım ve donanımların da belirleyici rol oynadığını belirten Erdoğan, hemen her alanda ön kabullerin yıkıldığı bir dönemden geçildiğini kaydetti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor. Kendimizi en hızlı biçimde buna adapte etmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş teknolojik özerkliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Aynı şekilde veri güvenliğine büyük önem veriyoruz. Gelinen noktada artık hepimiz şu gerçeğin farkındayız. Veri altyapısını güvence altına alamayan bir ülke, ekonomik istikrarını, savunma kapasitesini ve vatandaşlarının mahremiyetini temin edemez. Bir diğer mesele, kullanımı giderek yaygınlaşan yapay zeka teknolojisidir. Doğru kullanıldığında yapay zeka karar alma süreçlerini hızlandırmakta, riskleri erken tespit etmeyi sağlamaktadır. Ancak yapay zeka ciddi riskler de barındırmaktadır. Yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçekle yalan arasındaki çizginin giderek kaybolduğuna şahit oluyoruz. Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur."

Savaşların cepheyle birlikte siber alanda uydu sistemleri üzerinden sosyal medya platformlarında eş zamanlı yürütüldüğünü dile getiren Erdoğan, cephe ile cephe gerisi arasındaki sınırın bulanık hale gelirken sivil ve askeri alan ayrımının da günden güne zayıfladığını söyledi.

Erdoğan, bir mühendisin geliştirdiği bir yazılımla, bir veri analistinin yaptığı bir değerlendirmeyle, bir siber güvenlik uzmanının dijital alandaki önleyici bir faaliyetiyle, bir vatandaşın ise manipülasyon ve dezenformasyona karşı gösterdiği dirençle milli güvenliğin etkin birer parçası haline gelebildiğini ifade etti.

Bunun hem Rusya-Ukrayna savaşında hem de son 3 yılda bölgede yaşanan hadiselerde görüldüğünü hatırlatan Erdoğan, İHA'lar, SİHA'lar, sürü sistemleri, insansız deniz araçları, elektronik harp kabiliyetleriyle balistik ve hipersonik yeteneklerin daha evvel hiç olmadığı kadar belirleyici rol oynadığını kaydetti.

Erdoğan, cephe hattında kıyasıya bir mücadele verilirken cephe gerisinde özellikle medya ve sosyal medyanın aynı yoğunlukta enformasyon savaşlarına sahne olduğunu belirterek, bunların hepsinin takip edildiğini, alınması gereken derslerin alındığını söyledi.

- "Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında hassas bir denge yakaladık"

Türkiye'nin, harp sahalarını en iyi okuyan, değişen güvenlik paradigmasını ilk fark eden ve kendini buna erkenden hazırlayan ülkelerden biri olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörle mücadeledeki tecrübemizi sınır ötesi harekatlarda elde ettiğimiz kabiliyetlerle birleştirerek kendimizi sürekli geliştirmeye çalıştık. Savunma sanayimizi güçlendirerek dışa bağımlılığımızı en aza indirdik. Güvenlik kurumlarımız arasındaki eş güdümümüzü en üst düzeye çıkartarak riskleri bertaraf ettik. Devletimizi Türkiye düşmanlarına maşalık yapan FETÖ'vari yapılardan temizleyerek sızıntıların ve içerden sabotajların önüne geçtik. Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında çok hassas bir denge yakaladık. Bunların yanı sıra dış temsilciliklerimizin sayısını artırarak yeni anlaşmalar ve nakil hatlarıyla enerji arz güvenliğimizi sağlayarak, sağlık altyapımızı modernize ederek, afetle mücadele kapasitemizi güçlendirerek Türkiye'yi iddiaları ve hedefleriyle uyumlu bir bünyeye kavuşturmuş olduk. Sahip olduğumuz bu kapasitenin değerini etrafımızı kuşatan kriz fırtınasına baktığımızda çok net görebiliyoruz. Tarihin ve kaderin bize yüklediği sorumlulukların idrakinde olarak inşallah bu kapasiteyi içeride ve dışarıda tahkim etmeye devam edeceğiz."

Türkiye Yüzyılı ifadesinde anlamını bulan büyük ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu kutlu mücadelede en büyük kuvvet ve ilham kaynağımız milletimizdir. Devlet-i ebet müddet aziz milletimizin bizatihi kendisidir. Türk milleti var oldukça devletimiz de var olmaya devam edecektir. Bunun için elbette ordumuz, istihbaratımız, emniyetimiz, jandarmamız ve savunma sanayimiz en yüksek hazırlık seviyesinde olacak. Ama bunlarla birlikte asıl bizi biz yapan, bizi güçlü kılan varlığımızı borçlu olduğumuz değerlere sahip çıkacağız. Asıl maddi güç unsurlarının üzerinde yükseldiği zemini sağlam tutacağız. Nedir o zemin? O zemin milletimizin ezeli ve ebedi kardeşliğidir. O zemin insanımızın ortak tarih ve kader bilincidir. O zemin toplumun temeli olan aile müessesemizdir. O zemin şuurlu, donanımlı, ahlaklı ve öz güvenli gençler yetiştirmektir. O zemin bağımsızlığımızın simgesi olan ezanımız ve bayrağımızdır. Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin. Devletimizi payidar, milletimizi aziz, güvenlik güçlerimizi muzaffer eylesin."

- Notlar

Konuşmasının ardından Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Okay Memiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Abdülhak Molla'nın "Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salah" beytinin yer aldığı tablo takdim etti.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş, AK Parti genel başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Hasan Basri Yalçın ve Hüseyin Yayman da katıldı.

(Bitti)

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.