dask

EDİTÖR MASASI 4 - Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara Zirvesi'nin NATO tarihinin en önemli zirvesi olabileceğini söyledi:

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 13.04.2026 - 16:02, Güncelleme: 13.04.2026 - 16:15 113 kez okundu.
 

EDİTÖR MASASI 4 - Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara Zirvesi'nin NATO tarihinin en önemli zirvesi olabileceğini söyledi:

- "(7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi) Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak" - "(Avrupa güvenliği) Türkiye, burada ana aktör olarak hem görüş oluşturmada hem sistem kurmada hem de pratikte çok ciddi rol almak durumunda"
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin, "Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak." dedi. AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu. Fidan, temmuzda Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi ve İttifak'a yönelik ABD'nin dahil olduğu tartışmalara değinerek, transatlantik güvenlik mimarisinin son bir yıldır oldukça büyük bir test altında olduğunu ve gerilim alanına tabi tutulduğunu söyledi. Bazı NATO ülkelerinin kendi savunma sanayilerini geliştirmeye ve ABD'ye savunma için bütçe göndermemeye yönelik ifadelerinin olduğuna dikkati çeken Fidan, Grönland konusunun gündemden düştüğünü ancak her an yeniden gündeme gelebileceğini dile getirdi. Fidan, uzun yıllardır güvenliği sağlama konusunda beraber olan ortakların birdenbire birbirleri için güvensizlik kaynağı teşkil edebileceğinin görüldüğünü belirterek, ABD'nin Başkan Donald Trump'tan önceki dönemde de Avrupa'yı kendi güvenliğiyle ilgili adımları yeterince atmamaları nedeniyle eleştirdiğini ve bunun Trump döneminde arttığını anlattı. - "En büyük transatlantik kırılma Ukrayna'ydı" En büyük transatlantik kırılmanın Ukrayna'da yaşandığına dikkati çeken Fidan, Avrupalı devletler ile ABD arasındaki en büyük güven bunalımı ve krizinin bu ülkede ortaya çıktığını söyledi. Fidan, eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Avrupa ile kurulan ittifak sisteminde, ABD'nin öncülüğünü ve koordinasyonunu yaparak diğer ülkeleri arkasına aldığını ifade ederek, "Trump dedi ki: 'Ben çekiliyorum oyundan, burada bir ateşkes görmek istiyorum. Artık ben Ukrayna'yı bedava desteklemeyeceğim. Benden silah almak istiyorsa alsın, kim parasını veriyorsa versin ama ben para, silah vermeyeceğim bedava'. İstihbaratı parantez içinde tuttular, o veriliyor. Zaman zaman onu da kesmekle tehdit ettiler." diye konuştu. Bunun büyük bir kırılma olduğunu vurgulayan Fidan, sonrasında Grönland ve İran meselelerinin ortaya çıktığını dile getirdi. Fidan, ABD'nin İran'a karşı kullanmak istediği üslerin bulunduğunu ancak Avrupalı devletlerin bu savaşın parçası olmak istemediklerini hatta "Yaptığınız savaş yanlış." dediklerini anlattı. - "Diğerleri, ABD'nin olmadığı bir Avrupa güvenliğine hazır olmaları gerektiğini anladı" Buna mukabil Trump'ın NATO'yla ilgili düşüncelerinde aslında pratikte "haklı olduğunu" düşünmeye başladığını kaydeden Fidan, "Diğer ülkeler de şimdi diyorlar ki: 'Bizim aslında Amerika'nın olmadığı bir Avrupa güvenliğine hazır olmamız gerekiyor.'" şeklinde konuştu. Fidan, bunun Avrupa ülkeleriyle en çok konuşulan konuların başında geldiğini, Türkiye ile görüşmelerde de strateji oluşturma konusunda ne tür bir perspektif ve görüş olduğuna yönelik arayış içinde olduklarını söyledi. Bu konunun çok dikkatli şekilde ilerletilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Avrupa Birliği'nin (AB) de bu konuyu gerektiği gibi ve gerektiği platformlarda tartışamadığını dile getirdi. Fidan, "Avrupa Birliği tek başına mı yapacak, İngiltere, Türkiye, Norveç gibi ülkelerin de bulunduğu başka Avrupa ülkelerini de işin içine alan bir perspektife mi götürecek? Biz, buralara aslında strateji, kavram ve senaryo üretmede çok büyük destekler veriyoruz. Sadece Türkiye'nin gördüğü, bildiği, bazı konularda Türkiye'nin teklif edebileceği hususlar var. Burada aslında hiç de mütevazı olmaya gerek yok. Gerçekten ön açıcı stratejik tekliflerimiz var ama diğer taraftan bunun bir aşama içerisinde olması gerekiyor." ifadelerini kullandı. - "Trump'ın Ankara Zirvesi'ne gelmesini bekliyoruz" Temmuzda düzenlenecek Ankara Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetlisi olarak Trump'ın geleceğini düşündüklerini kaydeden Fidan, "O da Cumhurbaşkanımıza olan kişisel saygısından dolayıdır." dedi. Fidan, Trump'ın NATO Zirvesi'ne katılma konusunda isteksiz olduğu iddiasına ilişkin soru üzerine, "Evet, öyle anlıyoruz." şeklinde yanıt verdi. NATO ülkelerinin, ABD ile ilişkilerin bir sistematiğe bağlanması konusunda Ankara Zirvesi'ni fırsata çevirmeleri gerektiğine dikkati çeken Fidan, Amerika’nın NATO’nun bazı mekanizmalarından çekilmesi söz konusuysa bu sürecin aşamalı plan ve program çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini, böylece herhangi bir boşluk oluşmasının önlenebileceğini vurguladı. Fidan, NATO içerisinde bu problemlerin aşılıp aşılamayacağının en hayati soru olduğuna işaret ederek, bu hususun stratejik boşluk alanı oluşturduğunu söyledi. Birçok ülkenin son bir yıldır bunu konjonktürel görme eğiliminde olduğunu, tartışmayı bile kabul etmediğini ve yok saydığını kaydeden Fidan, "Beklentileri hep o yönde oldu. Burada 'Seçimle gelen bir iktidar var, bu iktidarın politikası. Bu iktidar gittikten sonra yeni gelen iktidar başka bir şey söyler' algısı var fakat giderek, somut olaylara da bakarak gördüler ki aslında bu konjonktürel olmayabilir." değerlendirmesinde bulundu. Fidan, konjonktürel ve kalıcı senaryolara göre iki tür hazırlık yapılmasına odaklanıldığını belirterek, AB'nin savunma sanayisi altyapısını geliştirmeye, yeni programlar ve bütçeler üretmeye başladığını ve yeni ittifak arayışları içinde olduğunu dile getirdi. - "ABD'nin NATO'da taahhütlerini devam ettirip ettirmeyeceği önemli" ABD'nin NATO ile ilişkisinde mesafe açmasının da kademeli olarak ilerlediğine işaret eden Fidan, şunları kaydetti: "Avrupa'dan yeteneklerini çekmesi bir konu ama NATO'da var olan taahhütleri devam ettirmesi başka bir konu. Şimdi NATO'da var olan taahhütleri devam ettirdiği zaman aslında bu, Avrupalılar için ideal bir senaryo. Hem kendileri kendi savunma sanayilerini geliştirecekler belli bir süre içerisinde ama saldırıya uğradıkları zaman da beşinci madde gereği Amerika gelip yardımcı olacak. Bu, önemli bir şey. Bu tarz bir konu mu yoksa bunun da olmadığı bir dünya mı? Bunların da kendi aralarında farklı senaryoları var." - "Ankara Zirvesi, belki NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak" Fidan, Ankara Zirvesi'nin bütün bunların daha yapısal şekilde tartışılacağı bir zemin olacağını vurgulayarak, "Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak." dedi. Bakan Fidan, NATO Zirvesi'ne çok ciddi hazırlandıklarını, Genel Sekreter Mark Rutte ile de yakın işbirliği içinde olduklarını belirtti. Türkiye'nin NATO içerisinde ortaya koyduğu kapasitelerin her ülke tarafından karşılanamayacağına dikkati çeken Fidan, bu noktada Türkiye'nin güzel yeteneklerinin olduğunu söyledi. Fidan, NATO'nun da kendi kurguladığı öncelikler arasında belli yeteneklerin geliştirilmesinin bulunduğunu ve bu yetenekler bulunduğu sürece NATO'nun fonksiyon sahibi olabileceğini vurguladı. Bu yeteneklerin çoğunu uzun süre ABD'nin sağladığına dikkati çeken Fidan, ABD'nin bulunmayacağı bir yerde bunun nasıl olacağının sorgulandığına işaret etti. - "Türkiye, Avrupa güvenliğinde de ciddi rol almalı" Fidan, ülkesinin konuya yaklaşımına ilişkin, Türkiye'nin sınırlarında, Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar bölgelerinde güvensizlik yaşandığında kalıcı düzen arayışında olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Tıpkı Orta Doğu, Kafkaslar, Karadeniz ve Akdeniz güvenliğinde olduğu gibi Avrupa güvenliğinde de çünkü bizim oraya da ait olan çok büyük bir stratejik havzamız var. Avrupa güvenliğinin ne olacağı meselesi bizim için önemli. Avrupa güvenliği, NATO şemsiyesi altında bugüne kadar hep formüle edile gelmiştir. Türkiye, o noktada rol oynamıştır ama bundan sonra eğer Avrupa Birliği'yle beraber daha yüksek bir artan oranda rol alınacaksa veya Amerika'nın daha az, Avrupa ülkelerinin daha fazla etkin olduğu bir yer olacaksa Türkiye, burada ana aktör olarak hem görüş oluşturmada hem sistem kurmada hem de pratikte çok ciddi rol almak durumunda çünkü bizim stratejik havzamız." Türkiye'nin kurulacak her sistemde ya eşit aktör ya da öncü rol oynayan durumda bulunduğuna dikkati çeken Fidan, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun yıllardır geliştirdiği stratejik liderlikle ve istikrarla mümkün olduğunu dile getirdi. Fidan, Türkiye'nin Orta Doğu'ya, kuzeydoğuda Kafkaslar'a, Karadeniz, Ege Denizi ve Avrupa güvenliğine ilişkin tekliflerinin olduğunu belirterek, yürüyen birçok konuda istikrarlaştırıcı rollerinin bulunduğunu, bunun önemli bir aşama olduğunu ve bu çerçevede Avrupa güvenliğinin de önem arz ettiğini söyledi. - Gazze Barış Planı ABD/İsrail-İran Savaşı'nın en sıcak noktasında bile Gazze'yi gündemde tutmaya devam ettiklerine dikkati çeken Fidan, Gazze Barış Planı hayata geçtiğinde diplomaside seferberlik başlattıklarını, körfezdeki birçok dost ülkeyle işbirliği alanı içinde beraber hareket ettiklerini dile getirdi. Fidan, "Maalesef savaşın yayılma şekli onları da ateş altına aldığı için bu Gazze meselesinde şu anda İsrail'in yaptığı fırsatçılığa hep beraber direnecek cepheyi biraz zayıflattı. Dolayısıyla Türkiye olarak orada elimizden geleni yaptık." dedi. Gazze Barış Planı'nda ikinci aşamaya geçme tartışmalarının devam ettiğini belirten Fidan, Kahire'de süren iki tur görüşmelerin olduğunu söyledi. Kahire'de bu konuda bir büyükelçinin ve Milli İstihbarat Teşkilatından (MİT) personelin de bulunduğu karma heyet olarak yer aldıklarını anlatan Fidan, Mısır, Türkiye ve Barış Kurulu temsilcilerinin bölgede olduğunu, müzakereleri yürüttüğünü kaydetti. Fidan, Gazze Barış Planı'nın İsrail tarafında birinci aşamada tamamlanmamış hususların bulunduğuna dikkati çekti. "Burada sorunlarımız var. Bu sorunlar tamamlanmadan ikinci aşamaya geçilmesi, geçilse de Hamas'tan direkt 'Ya sen şunu yap' denmesi aslında çok dengeli bir yaklaşım değil. Şimdi bu dengesizliği gidermeye çalışıyoruz." ifadelerini kullanan Fidan, Kahire'de çalışmaların devam ettiğini söyledi. Fidan, sahadaki verilere bakıldığında İsrail'in temel amacından vazgeçmediğini gördüklerini vurguladı. "Bizim en başta söylediğimiz, Gazze'nin insansızlaştırılmasıyla ilgili İsrail'in geri plandaki zihni orada duruyor Netanyahu'nun. Buna mukabil uluslararası toplumun buna gösterdiği direnç, işte şu anda ortaya konan barış planıyla hamleler, elimizdeki bir uygulama aracı. Bu, tek başına burada yeterli olabilir mi? Umarız olur ama olmamasına göre hazırlık yapmak gerekiyor." diyen Fidan, diğer uluslararası ve bölgesel aktörlerle bu konuda çok ciddi çalışma içinde olunması gerektiğini dile getirdi. - "İsrail, tek başına bir güç üreten yapı değil" Bölgedeki "İsrail anomalisinin nasıl biteceğinin" sorulması üzerine Fidan, "İsrail'in normalleşmesi için Amerika'nın İsrail politikasının normalleşmesi gerekiyor. İsrail, tek başına bir güç üreten yapı değil. (İsrail) Amerika'nın gerçekten tarih boyunca inşa edilmiş bir ulus devlet kapasitesini arkasına almış bir yapı." dedi. Fidan, "Amerika'nın siyaset sistemini hacklemeyi başarmış bir zihin var burada, siyonizm üzerinden. Bu, Amerika'da da bu çok tartışılan bir konu. Baktığınız zaman matematik olarak Amerika'nın menfaatine yarayan hiçbir şey yok, bölgede yaptıkları ama İsrail'in menfaatine yarıyor. Peki Amerika bunu niye yapar? Rasyonel bir davranış modeli değil. Siyasete etki ettiğiniz zaman yapar yani siyasete de etki etmenin yolları var biliyorsunuz. Özellikle senatörlerin, Temsilciler Meclisi üyelerinin seçiminde bulunmasında, onlara network sağlanmasında, maddi olarak desteklenmesinde, çok kurumlu, katmanlı sistemler var, bunların oluşturulmasında." değerlendirmesinde bulundu. "Amerika değiştiğinde mi İsrail değişir?" sorusuna Fidan, "Tabii." yanıtını verdi. "Amerika'nın nasıl değişeceğini ve soykırımı destekleyen bir ülke olma durumundan nasıl uzaklaşacağı" sorusu üzerine de Fidan, bunun ABD'de en fazla tartışılan konu olduğunu söyledi. Fidan, Gazze'de masum insanların ve çocukların soykırıma uğramasının belki yakın zamanda zaferi mümkün kılmayacağını ancak bunun büyük fay hatlarına ve değişimlere yol açacağını bu süreçte sürekli dile getirdiklerini hatırlatarak, "Çünkü bu, gerçekten bir metafizik gerçeklik. Şu anda bunun dünyada yol açtığı değişiklikleri görüyoruz." ifadelerini kullandı. Başta ABD olmak üzere birçok ülkede ağır tartışmaların yapıldığına ve bu tartışmaların kamuoyu nezdinde oluşturduğu farklı fikirlere dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti: "Hatırlarsanız geçenlerde (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, şöyle bir şey demek zorunda kaldı. Burada dedi 'Fikirler bizim aleyhimize değişiyor. Bizim enformasyon savaşını kazanmamız lazım. TikTok'u satın almamız lazım.' Gittiler, Amerikan TikTok'unu aldılar biliyorsunuz. Ondan sonra 'Twitter'la konuşmamız lazım. Onu yapmamız lazım, bunu yapmamız lazım.' Şimdi adını vermeyeyim çünkü burada başka bir polemik konusu olur. Şimdi dün gördüm, yine çok büyük Yahudi bir iş adamına birçok şeyi satın aldırıyorlar Amerika'da. Büyük proje var. Bütün bunların arkasında yatan şey, zihinleri yönlendirme. Amerikan kamuoyunun zihnini belli bir perspektifte tutup daha sonra Amerikan ekonomisini ve silahlı gücünü İsrail'in hizmetine Orta Doğu'da kullanmaya devam etmek. Bütün bir proje bu." - "İsrail'le mücadele ettiğiniz zaman karşınızda Amerika oluyor" Bakan Fidan, "Dolayısıyla İsrail'le mücadele ettiğiniz zaman, siz hiçbir zaman İsrail'le mücadele etmiyorsunuz. Karşınızda Amerika oluyor her zaman için. Amerikan sistemi, farkında olarak veya olmayarak buna koşullandırılmış durumda. Sistem, bu vesayetten kurtulacak mı, kurtulmayacak mı? Sistem, kendi içinde bunun kavgasını veriyor." görüşünü paylaştı. "İsrail, ABD için yük olma noktasında ABD'lileri artık rahatsız etme seviyesine geldi mi?" sorusu üzerine Fidan, bunun siyaseti çok ciddi şekilde rahatsız ettiğini söyledi. Fidan, bunun geçmişte olduğu gibi savaş süresince bir süre tartışılabileceğini ancak siyasetin oluşumunda dinamikteki ana yapılar kırılmadığı ve vesayeti ortadan kaldırıcı tedbir geliştirilmediği sürece, halkta oluşan bu bilincin yerini zamanla başka sorunların oluşturacağı konulara bırakacağını ifade etti. Bakan Fidan, "Bu siyasal yapı bu şekilde devam ettiği sürece başka bir kriz anında Amerikan gücünün kullanılmasına ihtiyaç olduğu zaman yine kullanılır çünkü burada olması gereken şu: Yani halkta oluşan bu bilincin gerek solda gerek sağda bu vesayeti kırıcı bir yapısal eyleme dönüşmesi. Bu, çok uzun yıllarda oluşturulmuş bir vesayet, yine sökülüp atılması da bir zaman alacak." değerlendirmesinde bulundu. ABD'de vesayetin kırılmasının, önce tanımının iyi yapılmasıyla ve böyle bir sorunun temel siyasi aktörler tarafından da kabul edilmesiyle ortaya çıkacağını kaydeden Fidan, "Bu ortaya çıktıktan sonra artık buna yönelik tedbirler gelişecek. Şu anda bunun bir sorun olduğu meselesi çok dillendiriliyor ama kabulü konusunda aynı genellemeyi yapabilir miyiz? Onu ayrıca ölçmek lazım." ifadelerini kullandı. - 5. Antalya Diplomasi Forumu Fidan, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında taraf oluşturmayı değil bütün aktörleri bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirterek, "Türkiye'nin çekim merkezinde, alanında bulunan aktörlerin, Afrika'dan, Orta Asya'dan, Türk dünyasından, Balkanlar'dan, Avrupa'dan, bütün aktörlerin gelip bir muhasebe yaptığı, bölgenin sorunlarına bölgenin cevaplarını aradığı bir platform olmasını hedefliyoruz." dedi. Dünyadaki başka benzer platformlarda "Avrupa odaklı" sorun tanımlamasının yapıldığına değinen Fidan, ADF'de "Batı'ya bakan alanların" bulunduğunu ancak Batılı sorunları tartışmak yerine bölgenin sorunlarını da ele aldıklarını anlattı. Fidan, belli aktörleri ADF'de bir araya getirebileceklerini, her sene daha etkin hale gelen ADF'nin bu yıl çok ilginç olaylara ev sahipliği yapabileceğini belirtti. Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun ADF için çok emek harcadığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sahip çıktığı bu forumda liderlik gösterdiğini söyleyen Fidan, 5. ADF'nin bütün ortaklarla küresel muhasebe yapacakları bir platforma dönüştüğünü vurguladı. Fidan, ADF'ye dünyadan gösterilen ilginin her sene arttığının altını çizdi. - "Bugüne kadar nasıl Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güvenle geldiysek bundan sonra da inşallah devam edeceğiz" "Bu ateş çemberinin içerisinde bugüne kadar nasıl Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güvenle geldiysek bundan sonra da inşallah devam edeceğiz." diyen Fidan, bunun sadece dilemekle olmadığını, aynı zamanda emek verilmesi gerektiğini belirtti. Fidan, savunma sanayisi ve diplomasinin yanı sıra teknoloji, enerji ve ticaret alanındaki hamlelerin bütünlük içinde çalışmasının ve devlet aklının bunları yönetmesinin öneminin altını çizerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun erimli liderliğinin en büyük katkılarından stratejik devlet aklının, Türkiye'nin en büyük rekabet alanı olduğunu sözlerine ekledi. (Bitti)
- "(7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi) Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak" - "(Avrupa güvenliği) Türkiye, burada ana aktör olarak hem görüş oluşturmada hem sistem kurmada hem de pratikte çok ciddi rol almak durumunda"

ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin, "Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak." dedi.

AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Fidan, temmuzda Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi ve İttifak'a yönelik ABD'nin dahil olduğu tartışmalara değinerek, transatlantik güvenlik mimarisinin son bir yıldır oldukça büyük bir test altında olduğunu ve gerilim alanına tabi tutulduğunu söyledi.

Bazı NATO ülkelerinin kendi savunma sanayilerini geliştirmeye ve ABD'ye savunma için bütçe göndermemeye yönelik ifadelerinin olduğuna dikkati çeken Fidan, Grönland konusunun gündemden düştüğünü ancak her an yeniden gündeme gelebileceğini dile getirdi.

Fidan, uzun yıllardır güvenliği sağlama konusunda beraber olan ortakların birdenbire birbirleri için güvensizlik kaynağı teşkil edebileceğinin görüldüğünü belirterek, ABD'nin Başkan Donald Trump'tan önceki dönemde de Avrupa'yı kendi güvenliğiyle ilgili adımları yeterince atmamaları nedeniyle eleştirdiğini ve bunun Trump döneminde arttığını anlattı.

- "En büyük transatlantik kırılma Ukrayna'ydı"

En büyük transatlantik kırılmanın Ukrayna'da yaşandığına dikkati çeken Fidan, Avrupalı devletler ile ABD arasındaki en büyük güven bunalımı ve krizinin bu ülkede ortaya çıktığını söyledi.

Fidan, eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Avrupa ile kurulan ittifak sisteminde, ABD'nin öncülüğünü ve koordinasyonunu yaparak diğer ülkeleri arkasına aldığını ifade ederek, "Trump dedi ki: 'Ben çekiliyorum oyundan, burada bir ateşkes görmek istiyorum. Artık ben Ukrayna'yı bedava desteklemeyeceğim. Benden silah almak istiyorsa alsın, kim parasını veriyorsa versin ama ben para, silah vermeyeceğim bedava'. İstihbaratı parantez içinde tuttular, o veriliyor. Zaman zaman onu da kesmekle tehdit ettiler." diye konuştu.

Bunun büyük bir kırılma olduğunu vurgulayan Fidan, sonrasında Grönland ve İran meselelerinin ortaya çıktığını dile getirdi.

Fidan, ABD'nin İran'a karşı kullanmak istediği üslerin bulunduğunu ancak Avrupalı devletlerin bu savaşın parçası olmak istemediklerini hatta "Yaptığınız savaş yanlış." dediklerini anlattı.

- "Diğerleri, ABD'nin olmadığı bir Avrupa güvenliğine hazır olmaları gerektiğini anladı"

Buna mukabil Trump'ın NATO'yla ilgili düşüncelerinde aslında pratikte "haklı olduğunu" düşünmeye başladığını kaydeden Fidan, "Diğer ülkeler de şimdi diyorlar ki: 'Bizim aslında Amerika'nın olmadığı bir Avrupa güvenliğine hazır olmamız gerekiyor.'" şeklinde konuştu.

Fidan, bunun Avrupa ülkeleriyle en çok konuşulan konuların başında geldiğini, Türkiye ile görüşmelerde de strateji oluşturma konusunda ne tür bir perspektif ve görüş olduğuna yönelik arayış içinde olduklarını söyledi.

Bu konunun çok dikkatli şekilde ilerletilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Avrupa Birliği'nin (AB) de bu konuyu gerektiği gibi ve gerektiği platformlarda tartışamadığını dile getirdi.

Fidan, "Avrupa Birliği tek başına mı yapacak, İngiltere, Türkiye, Norveç gibi ülkelerin de bulunduğu başka Avrupa ülkelerini de işin içine alan bir perspektife mi götürecek? Biz, buralara aslında strateji, kavram ve senaryo üretmede çok büyük destekler veriyoruz. Sadece Türkiye'nin gördüğü, bildiği, bazı konularda Türkiye'nin teklif edebileceği hususlar var. Burada aslında hiç de mütevazı olmaya gerek yok. Gerçekten ön açıcı stratejik tekliflerimiz var ama diğer taraftan bunun bir aşama içerisinde olması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

- "Trump'ın Ankara Zirvesi'ne gelmesini bekliyoruz"

Temmuzda düzenlenecek Ankara Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetlisi olarak Trump'ın geleceğini düşündüklerini kaydeden Fidan, "O da Cumhurbaşkanımıza olan kişisel saygısından dolayıdır." dedi.

Fidan, Trump'ın NATO Zirvesi'ne katılma konusunda isteksiz olduğu iddiasına ilişkin soru üzerine, "Evet, öyle anlıyoruz." şeklinde yanıt verdi.

NATO ülkelerinin, ABD ile ilişkilerin bir sistematiğe bağlanması konusunda Ankara Zirvesi'ni fırsata çevirmeleri gerektiğine dikkati çeken Fidan, Amerika’nın NATO’nun bazı mekanizmalarından çekilmesi söz konusuysa bu sürecin aşamalı plan ve program çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini, böylece herhangi bir boşluk oluşmasının önlenebileceğini vurguladı.

Fidan, NATO içerisinde bu problemlerin aşılıp aşılamayacağının en hayati soru olduğuna işaret ederek, bu hususun stratejik boşluk alanı oluşturduğunu söyledi.

Birçok ülkenin son bir yıldır bunu konjonktürel görme eğiliminde olduğunu, tartışmayı bile kabul etmediğini ve yok saydığını kaydeden Fidan, "Beklentileri hep o yönde oldu. Burada 'Seçimle gelen bir iktidar var, bu iktidarın politikası. Bu iktidar gittikten sonra yeni gelen iktidar başka bir şey söyler' algısı var fakat giderek, somut olaylara da bakarak gördüler ki aslında bu konjonktürel olmayabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, konjonktürel ve kalıcı senaryolara göre iki tür hazırlık yapılmasına odaklanıldığını belirterek, AB'nin savunma sanayisi altyapısını geliştirmeye, yeni programlar ve bütçeler üretmeye başladığını ve yeni ittifak arayışları içinde olduğunu dile getirdi.

- "ABD'nin NATO'da taahhütlerini devam ettirip ettirmeyeceği önemli"

ABD'nin NATO ile ilişkisinde mesafe açmasının da kademeli olarak ilerlediğine işaret eden Fidan, şunları kaydetti:

"Avrupa'dan yeteneklerini çekmesi bir konu ama NATO'da var olan taahhütleri devam ettirmesi başka bir konu. Şimdi NATO'da var olan taahhütleri devam ettirdiği zaman aslında bu, Avrupalılar için ideal bir senaryo. Hem kendileri kendi savunma sanayilerini geliştirecekler belli bir süre içerisinde ama saldırıya uğradıkları zaman da beşinci madde gereği Amerika gelip yardımcı olacak. Bu, önemli bir şey. Bu tarz bir konu mu yoksa bunun da olmadığı bir dünya mı? Bunların da kendi aralarında farklı senaryoları var."

- "Ankara Zirvesi, belki NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak"

Fidan, Ankara Zirvesi'nin bütün bunların daha yapısal şekilde tartışılacağı bir zemin olacağını vurgulayarak, "Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak." dedi.

Bakan Fidan, NATO Zirvesi'ne çok ciddi hazırlandıklarını, Genel Sekreter Mark Rutte ile de yakın işbirliği içinde olduklarını belirtti.

Türkiye'nin NATO içerisinde ortaya koyduğu kapasitelerin her ülke tarafından karşılanamayacağına dikkati çeken Fidan, bu noktada Türkiye'nin güzel yeteneklerinin olduğunu söyledi.

Fidan, NATO'nun da kendi kurguladığı öncelikler arasında belli yeteneklerin geliştirilmesinin bulunduğunu ve bu yetenekler bulunduğu sürece NATO'nun fonksiyon sahibi olabileceğini vurguladı.

Bu yeteneklerin çoğunu uzun süre ABD'nin sağladığına dikkati çeken Fidan, ABD'nin bulunmayacağı bir yerde bunun nasıl olacağının sorgulandığına işaret etti.

- "Türkiye, Avrupa güvenliğinde de ciddi rol almalı"

Fidan, ülkesinin konuya yaklaşımına ilişkin, Türkiye'nin sınırlarında, Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar bölgelerinde güvensizlik yaşandığında kalıcı düzen arayışında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Tıpkı Orta Doğu, Kafkaslar, Karadeniz ve Akdeniz güvenliğinde olduğu gibi Avrupa güvenliğinde de çünkü bizim oraya da ait olan çok büyük bir stratejik havzamız var. Avrupa güvenliğinin ne olacağı meselesi bizim için önemli. Avrupa güvenliği, NATO şemsiyesi altında bugüne kadar hep formüle edile gelmiştir. Türkiye, o noktada rol oynamıştır ama bundan sonra eğer Avrupa Birliği'yle beraber daha yüksek bir artan oranda rol alınacaksa veya Amerika'nın daha az, Avrupa ülkelerinin daha fazla etkin olduğu bir yer olacaksa Türkiye, burada ana aktör olarak hem görüş oluşturmada hem sistem kurmada hem de pratikte çok ciddi rol almak durumunda çünkü bizim stratejik havzamız."

Türkiye'nin kurulacak her sistemde ya eşit aktör ya da öncü rol oynayan durumda bulunduğuna dikkati çeken Fidan, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun yıllardır geliştirdiği stratejik liderlikle ve istikrarla mümkün olduğunu dile getirdi.

Fidan, Türkiye'nin Orta Doğu'ya, kuzeydoğuda Kafkaslar'a, Karadeniz, Ege Denizi ve Avrupa güvenliğine ilişkin tekliflerinin olduğunu belirterek, yürüyen birçok konuda istikrarlaştırıcı rollerinin bulunduğunu, bunun önemli bir aşama olduğunu ve bu çerçevede Avrupa güvenliğinin de önem arz ettiğini söyledi.

- Gazze Barış Planı

ABD/İsrail-İran Savaşı'nın en sıcak noktasında bile Gazze'yi gündemde tutmaya devam ettiklerine dikkati çeken Fidan, Gazze Barış Planı hayata geçtiğinde diplomaside seferberlik başlattıklarını, körfezdeki birçok dost ülkeyle işbirliği alanı içinde beraber hareket ettiklerini dile getirdi.

Fidan, "Maalesef savaşın yayılma şekli onları da ateş altına aldığı için bu Gazze meselesinde şu anda İsrail'in yaptığı fırsatçılığa hep beraber direnecek cepheyi biraz zayıflattı. Dolayısıyla Türkiye olarak orada elimizden geleni yaptık." dedi.

Gazze Barış Planı'nda ikinci aşamaya geçme tartışmalarının devam ettiğini belirten Fidan, Kahire'de süren iki tur görüşmelerin olduğunu söyledi.

Kahire'de bu konuda bir büyükelçinin ve Milli İstihbarat Teşkilatından (MİT) personelin de bulunduğu karma heyet olarak yer aldıklarını anlatan Fidan, Mısır, Türkiye ve Barış Kurulu temsilcilerinin bölgede olduğunu, müzakereleri yürüttüğünü kaydetti.

Fidan, Gazze Barış Planı'nın İsrail tarafında birinci aşamada tamamlanmamış hususların bulunduğuna dikkati çekti.

"Burada sorunlarımız var. Bu sorunlar tamamlanmadan ikinci aşamaya geçilmesi, geçilse de Hamas'tan direkt 'Ya sen şunu yap' denmesi aslında çok dengeli bir yaklaşım değil. Şimdi bu dengesizliği gidermeye çalışıyoruz." ifadelerini kullanan Fidan, Kahire'de çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Fidan, sahadaki verilere bakıldığında İsrail'in temel amacından vazgeçmediğini gördüklerini vurguladı.

"Bizim en başta söylediğimiz, Gazze'nin insansızlaştırılmasıyla ilgili İsrail'in geri plandaki zihni orada duruyor Netanyahu'nun. Buna mukabil uluslararası toplumun buna gösterdiği direnç, işte şu anda ortaya konan barış planıyla hamleler, elimizdeki bir uygulama aracı. Bu, tek başına burada yeterli olabilir mi? Umarız olur ama olmamasına göre hazırlık yapmak gerekiyor." diyen Fidan, diğer uluslararası ve bölgesel aktörlerle bu konuda çok ciddi çalışma içinde olunması gerektiğini dile getirdi.

- "İsrail, tek başına bir güç üreten yapı değil"

Bölgedeki "İsrail anomalisinin nasıl biteceğinin" sorulması üzerine Fidan, "İsrail'in normalleşmesi için Amerika'nın İsrail politikasının normalleşmesi gerekiyor. İsrail, tek başına bir güç üreten yapı değil. (İsrail) Amerika'nın gerçekten tarih boyunca inşa edilmiş bir ulus devlet kapasitesini arkasına almış bir yapı." dedi.

Fidan, "Amerika'nın siyaset sistemini hacklemeyi başarmış bir zihin var burada, siyonizm üzerinden. Bu, Amerika'da da bu çok tartışılan bir konu. Baktığınız zaman matematik olarak Amerika'nın menfaatine yarayan hiçbir şey yok, bölgede yaptıkları ama İsrail'in menfaatine yarıyor. Peki Amerika bunu niye yapar? Rasyonel bir davranış modeli değil. Siyasete etki ettiğiniz zaman yapar yani siyasete de etki etmenin yolları var biliyorsunuz. Özellikle senatörlerin, Temsilciler Meclisi üyelerinin seçiminde bulunmasında, onlara network sağlanmasında, maddi olarak desteklenmesinde, çok kurumlu, katmanlı sistemler var, bunların oluşturulmasında." değerlendirmesinde bulundu.

"Amerika değiştiğinde mi İsrail değişir?" sorusuna Fidan, "Tabii." yanıtını verdi.

"Amerika'nın nasıl değişeceğini ve soykırımı destekleyen bir ülke olma durumundan nasıl uzaklaşacağı" sorusu üzerine de Fidan, bunun ABD'de en fazla tartışılan konu olduğunu söyledi.

Fidan, Gazze'de masum insanların ve çocukların soykırıma uğramasının belki yakın zamanda zaferi mümkün kılmayacağını ancak bunun büyük fay hatlarına ve değişimlere yol açacağını bu süreçte sürekli dile getirdiklerini hatırlatarak, "Çünkü bu, gerçekten bir metafizik gerçeklik. Şu anda bunun dünyada yol açtığı değişiklikleri görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Başta ABD olmak üzere birçok ülkede ağır tartışmaların yapıldığına ve bu tartışmaların kamuoyu nezdinde oluşturduğu farklı fikirlere dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Hatırlarsanız geçenlerde (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, şöyle bir şey demek zorunda kaldı. Burada dedi 'Fikirler bizim aleyhimize değişiyor. Bizim enformasyon savaşını kazanmamız lazım. TikTok'u satın almamız lazım.' Gittiler, Amerikan TikTok'unu aldılar biliyorsunuz. Ondan sonra 'Twitter'la konuşmamız lazım. Onu yapmamız lazım, bunu yapmamız lazım.' Şimdi adını vermeyeyim çünkü burada başka bir polemik konusu olur. Şimdi dün gördüm, yine çok büyük Yahudi bir iş adamına birçok şeyi satın aldırıyorlar Amerika'da. Büyük proje var. Bütün bunların arkasında yatan şey, zihinleri yönlendirme. Amerikan kamuoyunun zihnini belli bir perspektifte tutup daha sonra Amerikan ekonomisini ve silahlı gücünü İsrail'in hizmetine Orta Doğu'da kullanmaya devam etmek. Bütün bir proje bu."

- "İsrail'le mücadele ettiğiniz zaman karşınızda Amerika oluyor"

Bakan Fidan, "Dolayısıyla İsrail'le mücadele ettiğiniz zaman, siz hiçbir zaman İsrail'le mücadele etmiyorsunuz. Karşınızda Amerika oluyor her zaman için. Amerikan sistemi, farkında olarak veya olmayarak buna koşullandırılmış durumda. Sistem, bu vesayetten kurtulacak mı, kurtulmayacak mı? Sistem, kendi içinde bunun kavgasını veriyor." görüşünü paylaştı.

"İsrail, ABD için yük olma noktasında ABD'lileri artık rahatsız etme seviyesine geldi mi?" sorusu üzerine Fidan, bunun siyaseti çok ciddi şekilde rahatsız ettiğini söyledi.

Fidan, bunun geçmişte olduğu gibi savaş süresince bir süre tartışılabileceğini ancak siyasetin oluşumunda dinamikteki ana yapılar kırılmadığı ve vesayeti ortadan kaldırıcı tedbir geliştirilmediği sürece, halkta oluşan bu bilincin yerini zamanla başka sorunların oluşturacağı konulara bırakacağını ifade etti.

Bakan Fidan, "Bu siyasal yapı bu şekilde devam ettiği sürece başka bir kriz anında Amerikan gücünün kullanılmasına ihtiyaç olduğu zaman yine kullanılır çünkü burada olması gereken şu: Yani halkta oluşan bu bilincin gerek solda gerek sağda bu vesayeti kırıcı bir yapısal eyleme dönüşmesi. Bu, çok uzun yıllarda oluşturulmuş bir vesayet, yine sökülüp atılması da bir zaman alacak." değerlendirmesinde bulundu.

ABD'de vesayetin kırılmasının, önce tanımının iyi yapılmasıyla ve böyle bir sorunun temel siyasi aktörler tarafından da kabul edilmesiyle ortaya çıkacağını kaydeden Fidan, "Bu ortaya çıktıktan sonra artık buna yönelik tedbirler gelişecek. Şu anda bunun bir sorun olduğu meselesi çok dillendiriliyor ama kabulü konusunda aynı genellemeyi yapabilir miyiz? Onu ayrıca ölçmek lazım." ifadelerini kullandı.

- 5. Antalya Diplomasi Forumu

Fidan, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında taraf oluşturmayı değil bütün aktörleri bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirterek, "Türkiye'nin çekim merkezinde, alanında bulunan aktörlerin, Afrika'dan, Orta Asya'dan, Türk dünyasından, Balkanlar'dan, Avrupa'dan, bütün aktörlerin gelip bir muhasebe yaptığı, bölgenin sorunlarına bölgenin cevaplarını aradığı bir platform olmasını hedefliyoruz." dedi.

Dünyadaki başka benzer platformlarda "Avrupa odaklı" sorun tanımlamasının yapıldığına değinen Fidan, ADF'de "Batı'ya bakan alanların" bulunduğunu ancak Batılı sorunları tartışmak yerine bölgenin sorunlarını da ele aldıklarını anlattı.

Fidan, belli aktörleri ADF'de bir araya getirebileceklerini, her sene daha etkin hale gelen ADF'nin bu yıl çok ilginç olaylara ev sahipliği yapabileceğini belirtti.

Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun ADF için çok emek harcadığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sahip çıktığı bu forumda liderlik gösterdiğini söyleyen Fidan, 5. ADF'nin bütün ortaklarla küresel muhasebe yapacakları bir platforma dönüştüğünü vurguladı.

Fidan, ADF'ye dünyadan gösterilen ilginin her sene arttığının altını çizdi.

- "Bugüne kadar nasıl Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güvenle geldiysek bundan sonra da inşallah devam edeceğiz"

"Bu ateş çemberinin içerisinde bugüne kadar nasıl Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güvenle geldiysek bundan sonra da inşallah devam edeceğiz." diyen Fidan, bunun sadece dilemekle olmadığını, aynı zamanda emek verilmesi gerektiğini belirtti.

Fidan, savunma sanayisi ve diplomasinin yanı sıra teknoloji, enerji ve ticaret alanındaki hamlelerin bütünlük içinde çalışmasının ve devlet aklının bunları yönetmesinin öneminin altını çizerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun erimli liderliğinin en büyük katkılarından stratejik devlet aklının, Türkiye'nin en büyük rekabet alanı olduğunu sözlerine ekledi.

(Bitti)

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.