Hatimoğulları, DEM Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu:
Hatimoğulları, DEM Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu:
- "Yargıtay, yargı eliyle oluşan bu kaosu mutlaka çözmelidir. Zamana yaymamalıdır. Siyasal sorunların çözüm adresi mahkeme salonları değildir"
TBMM (AA) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP'ye yönelik mahkemenin verdiği "mutlak butlan" kararına ilişkin, "Yargıtay, yargı eliyle oluşan bu kaosu mutlaka çözmelidir. Zamana yaymamalıdır. Siyasal sorunların çözüm adresi mahkeme salonları değildir." dedi.
Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Suriye'deki gelişmelere değinerek, çok sayıda Alevi, Kürt, Dürzi ve Hristiyanın ciddi insan hakları ihlaline maruz kaldığını, kadınların kaçırıldığını iddia ederek, Türkiye başta olmak üzere uluslararası camianın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) "süresiz nafaka" düzenlemesini iptal etmesine ilişkin kararını eleştiren Hatimoğulları, "Anayasa Mahkemesi'nin görevi hak ve özgürlükleri korumak değil mi? Ancak nafakaya ilişkin son kararla kadınların yaşamsal önemde olan en temel ekonomik güvencelerinden biri hedef alınmış durumda. Hakları korunması gereken, bugüne kadar kadınların dişiyle tırnağıyla mücadele ede ede kazandıkları, nafaka hakkına göz dikilmiş durumda." diye konuştu.
"Sanki milyonlarca kadın ömür boyu yüksek nafaka alıyormuş" gibi sahte bir tablo çizildiğini öne süren Hatimoğulları, bunun gerçek olmadığını, kadınların büyük çoğunluğunun çok düşük miktarda nafaka aldığını, erkeklerin bazen de bu nafakayı vermediğini aktardı.
Tartışmaya açılan yoksulluk nafakasının erkeği mağdur eden değil, kadınların yaşadığı derin eşitsizliği gidermeyi amaçlayan bir mekanizma olduğunu belirten Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hakkı sanki bir haksız kazançmış gibi lanse etmeye çalışarak ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Bu bir kadın düşmanlığıdır. Bu yalnızca bir ekonomik hakkın gasbedilmesi değildir. Türkiye'de kadın yoksulluğu derinleşirken, kadınların istihdama katılımları sınırlandırılırken, birçok kadın erkekler tarafından katledilirken, nafaka hakkının elimizden alınması kabul edilebilir bir şey değildir. Nafaka hakkı az da olsa kadınların bir yaşam güvencesidir. Bu nedenle nafakaya dönük her saldırı, kadınların ekonomik bağımsızlığına bir saldırı olduğu kadar, aynı zamanda kadınların kazanılmış haklarına yönelik de bir saldırıdır. Nafakayı sınırlandırmak adil değildir."
- CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararı
CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararına değinen Hatimoğulları, Cumhuriyet tarihinde halk iradesinin kimi zaman darbelerle, kimi zaman olağanüstü hukukla, kimi zaman yargı kararlarıyla baskılandığını savundu.
"Mutlak butlan" kararının demokratik siyasetin yeniden dizayn edilmesine yönelik örneklerden birisi olduğunu söyleyen Hatimoğulları, şunları kaydetti:
"CHP ve mutlak butlan tartışması, bir parti içi kriz, bir koltuk kavgası ya da güncel bir siyasi çekişmenin çok ama çok ötesindedir. Asıl mesele kimin nerede, hangi koltukta oturacağı ya da oturduğu değil, asıl mesele Türkiye açısından demokrasinin nereye oturacağıdır. Siyasal rekabet sandıkta mı kurulacak, mahkeme koridorlarında mı? Halkın, üyelerin, delegelerin, seçmenlerin iradesi mi esas alınacak? Yoksa yargı eliyle siyaset yeniden mi dizayn edilecek? CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararı demokratik ve sivil alanı komple tehdit etmektedir.
Yüksek Seçim Kurulu kendi görev ve yetki alanlarını gasbettirmiştir, Anayasa'ya aykırı davranılmıştır, mahkemeler yetkilerini aşmıştır. Bunlar basitçe geçiştirilecek konular değildir. Bu uygulamalarla demokrasinin az da olsa kalan kırıntılarının kalbine hançer saplanmıştır. Yargıtay, yargı eliyle oluşan bu kaosu mutlaka çözmelidir. Zamana yaymamalıdır. Siyasal sorunların çözüm adresi mahkeme salonları değildir, olamaz, olmamalıdır. Demokratik toplumlarda siyasi partilerin yönetimlerine, programlarına, geleceklerine mahkemeler karar vermez. Üyeleri, delegeleri, seçmenleri karar verir. Ümit ediyoruz ki CHP'nin sorunları bu yaklaşımla çözüme kavuşur."
Tülay Hatimoğulları, halkın iradesine yönelik her türlü müdahaleye karşı olduklarını, demokratik siyaset alanının daha fazla genişlemesini savunduklarını belirtti.
- "Terörsüz Türkiye" süreci
"Terörsüz Türkiye" sürecine değinen Hatimoğulları, önemli bir eşikten geçildiğini, sürece ivme kazandıracak bir çerçeve yasa beklentisi içerisinde olunduğunu dile getirdi.
Bekleme ve belirsizliğin hem toplumda hem de ilgili taraflarda soru işaretlerini büyüterek güven duygusunu zedelediğini kaydeden Hatimoğulları, "Bu süreç, hiçbir anlamda dar manadaki bir hesaba, hiçbir taktiğe, beklentiye sığdırılamaz, buna hapsedilemez, çünkü bu süreç stratejiktir, tarihseldir, toplumsaldır. Bu nedenle bu çerçeve yasa, iktidarıyla muhalefetiyle, toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, paydaşları daraltan değil, genişleten bir içerikte hazırlanmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
