dask

İklim değişikliği İstanbul kıyılarını baskı altına alıyor

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 14.04.2026 - 11:21, Güncelleme: 14.04.2026 - 11:33 78 kez okundu.
 

İklim değişikliği İstanbul kıyılarını baskı altına alıyor

- İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünün uluslararası iklim projeksiyonlarına dayalı analizlerine göre, İstanbul limanları ve kıyı sistemlerinin 2100'de deniz seviyesinin 5 metre artmasıyla tümü, 2300'de 15 metre yükselişte büyük bölümü ve 10 binden fazla yapı yüksek risk altında olacak - İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu: - "Kritik limanların daha yüksek kotlara taşınması, dalgakıran, mendirek ve kıyı duvarlarının güçlendirilmesi gerekiyor. Sulak alanların korunması ve doğal bariyerlerin artırılması, Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı erken uyarı ve dijital izleme sistemlerinin kurulması gereken öncelikli adımlar arasında yer alıyor"
İSTANBUL (AA) - GÜLSELİ KENARLI - İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünün analizlerine göre, 2300'de deniz seviyesinin 15 metre yükselmesiyle İstanbul limanları ve kıyı sistemlerinin büyük bölümü ile 10 binden fazla yapı yüksek risk altında olacak. Enstitüde yürütülen araştırmalar, uluslararası iklim projeksiyonlarına dayanarak, kentin hem Karadeniz hem de Marmara Denizi'ne kıyısı olması nedeniyle iklim değişikliğine karşı en kırılgan liman şehirlerinden biri olduğunu gösterdi. İstanbul'un stratejik konumu, iklim değişikliğinin etkilerini liman altyapısı, ticaret yolları ve kıyı yerleşimleri açısından kritik bir risk alanına dönüştürüyor. Enstitü bünyesinde, başta Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) projeksiyonları olmak üzere uluslararası iklim senaryolarına dayalı yürütülen Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) tabanlı analizler, 2050, 2100 ve 2300 yılları için dikkati çeken sonuçlar ortaya koyuyor. İstanbul limanlarına yönelik iklim senaryolarına göre, 2050'de deniz seviyesinin yaklaşık 1,5 metre yükselmesiyle limanların yaklaşık yüzde 70'inin risk altına girmesi öngörülürken, 2100'de 5 metre seviyesine ulaşabilecek artış durumunda limanların tamamının, demiryolu hatlarının yüzde 60'tan ve karayollarının yüzde 40'tan fazlasının etkilenmesi bekleniyor. En kötü senaryoyu temsil eden 2300 projeksiyonunda ise deniz seviyesindeki artışın 15 metreye kadar ulaşabileceği, bu durumda limanların büyük ölçüde işlevsiz hale geleceği ve çok geniş kıyı alanlarının sular altında kalacağı değerlendiriliyor. - Buzul erimeleri deniz seviyesini yükseltiyor Ayrıca, bilimsel modellere göre, kutupsal ısınma etkisiyle hızlanan buz erimeleri deniz seviyelerinde ciddi artışlara yol açıyor. Çoklu model ortalamalarına dayanan projeksiyonlarda 2050-2100 döneminde belirgin yükselme öngörülürken, denizler küresel ısınmanın en ölçülebilir etkilerinin izlendiği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu verilerine göre ise iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek sektörlerin başında denizcilik geliyor. Aşırı sıcaklıklar ekipman ömrünü kısaltıp enerji tüketimini artırırken, yoğun yağış ve sis liman operasyonlarında aksamalara yol açıyor. İç su yollarındaki seviye değişimleri taşımacılık maliyetlerini yükseltirken, tuzlu su girişimi yer altı ve içme suyu altyapısını tehdit ediyor. Ayrıca liman havzalarında tortullaşmanın artması tarama ihtiyacını büyütürken, rüzgar ve dalga etkisi gemi yanaşma ile yükleme-boşaltma süreçlerini zorlaştırıyor. Tüm bu etkiler sigorta maliyetlerini artırıp finansal riskleri büyütürken, kıyı ekosistemleri ve sulak alanların kaybı biyolojik çeşitliliği azaltıyor. - "3 metre ile 15 metre arasında afet senaryosu" İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu AA muhabirine, çalışmada İstanbul Boğazı ve çevresindeki kıyı yapılarının farklı senaryolarla modellendiğini söyledi. En kötü senaryodaki rakamlara dikkati çeken Gazioğlu, "Bu durumda Ambarlı Limanı, Haydarpaşa Limanı ve Yenikapı başta olmak üzere birçok kıyı yapısında su baskınları öngörülüyor. Yaklaşık 247 bin metrekare ile 1 milyon 730 bin metrekare arasında alan ve 10 binden fazla yapı risk altında." ifadesini kullandı. Gazioğlu, bu yapıların önemli bölümünün liman operasyonlarına bağlı depolama ve lojistik tesisleri olduğuna dikkati çekerek, olası hasarın ticaret ve ulaşım ağlarını doğrudan sekteye uğratacağını aktardı. Çözümün kapsamlı adaptasyon stratejilerinden geçtiğine işaret eden Gazioğlu, "Kritik limanların daha yüksek kotlara taşınması, dalgakıran, mendirek ve kıyı duvarlarının güçlendirilmesi gerekiyor. Sulak alanların korunması ve doğal bariyerlerin artırılması, GIS tabanlı erken uyarı ve dijital izleme sistemlerinin kurulması gereken öncelikli adımlar arasında yer alıyor." diye konuştu. Gazioğlu, küresel ölçekte adaptasyon planlarının artmasına rağmen uygulamada finansman ve yönetişim sorunları bulunduğunun altını çizerek, İstanbul gibi megakentlerde bütüncül ve acil planlamanın hayati önem taşıdığını vurguladı. - "Hem endüstriyel hem içme suyu alt yapısını tehdit eder" İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih ise iklim değişikliğinin zincirleme etkilerine işaret ederek, kıyı erozyonu, tuzlu su girişimi ve ekosistem kayıplarının liman bölgelerinde ciddi tehdit oluşturduğunu kaydetti. Limanların büyük bölümünün tamamen su altında kalabileceği uyarısında bulunan Büyüksalih, "Kıyı dolgu alanları dalga etkisiyle aşınırken, yer altı su kaynaklarına tuzlu su karışması hem endüstriyel hem içme suyu altyapısını tehdit eder. Bu süreç, kara ve demiryolu bağlantılarında kesintilere yol açarak ciddi bir lojistik kriz yaratır." dedi. Büyüksalih, İstanbul için riskin yalnızca ekonomik olmadığına değinerek, "Başta Haliç çevresi olmak üzere tarihi liman alanları ve kıyı yapıları da su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum, İstanbul'un uluslararası ticaret merkezi rolünün yanı sıra kültürel mirasını da tehdit ediyor." ifadesini kullandı. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi İrşad Bayırhan da modellemelerdeki belirsizliklere rağmen risklerin büyüklüğünün net olduğunu ifade etti. Bayırhan, bu nedenle planlamaların en olası değil, en riskli senaryolara göre yapılması gerektiğini belirterek, İstanbul limanlarının 2100'de kısmi, 2300'de ise büyük ölçüde işlevsiz hale gelebileceğini söyledi.
- İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünün uluslararası iklim projeksiyonlarına dayalı analizlerine göre, İstanbul limanları ve kıyı sistemlerinin 2100'de deniz seviyesinin 5 metre artmasıyla tümü, 2300'de 15 metre yükselişte büyük bölümü ve 10 binden fazla yapı yüksek risk altında olacak - İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu: - "Kritik limanların daha yüksek kotlara taşınması, dalgakıran, mendirek ve kıyı duvarlarının güçlendirilmesi gerekiyor. Sulak alanların korunması ve doğal bariyerlerin artırılması, Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı erken uyarı ve dijital izleme sistemlerinin kurulması gereken öncelikli adımlar arasında yer alıyor"

İSTANBUL (AA) - GÜLSELİ KENARLI - İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünün analizlerine göre, 2300'de deniz seviyesinin 15 metre yükselmesiyle İstanbul limanları ve kıyı sistemlerinin büyük bölümü ile 10 binden fazla yapı yüksek risk altında olacak.

Enstitüde yürütülen araştırmalar, uluslararası iklim projeksiyonlarına dayanarak, kentin hem Karadeniz hem de Marmara Denizi'ne kıyısı olması nedeniyle iklim değişikliğine karşı en kırılgan liman şehirlerinden biri olduğunu gösterdi.

İstanbul'un stratejik konumu, iklim değişikliğinin etkilerini liman altyapısı, ticaret yolları ve kıyı yerleşimleri açısından kritik bir risk alanına dönüştürüyor. Enstitü bünyesinde, başta Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) projeksiyonları olmak üzere uluslararası iklim senaryolarına dayalı yürütülen Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) tabanlı analizler, 2050, 2100 ve 2300 yılları için dikkati çeken sonuçlar ortaya koyuyor.

İstanbul limanlarına yönelik iklim senaryolarına göre, 2050'de deniz seviyesinin yaklaşık 1,5 metre yükselmesiyle limanların yaklaşık yüzde 70'inin risk altına girmesi öngörülürken, 2100'de 5 metre seviyesine ulaşabilecek artış durumunda limanların tamamının, demiryolu hatlarının yüzde 60'tan ve karayollarının yüzde 40'tan fazlasının etkilenmesi bekleniyor.

En kötü senaryoyu temsil eden 2300 projeksiyonunda ise deniz seviyesindeki artışın 15 metreye kadar ulaşabileceği, bu durumda limanların büyük ölçüde işlevsiz hale geleceği ve çok geniş kıyı alanlarının sular altında kalacağı değerlendiriliyor.

- Buzul erimeleri deniz seviyesini yükseltiyor

Ayrıca, bilimsel modellere göre, kutupsal ısınma etkisiyle hızlanan buz erimeleri deniz seviyelerinde ciddi artışlara yol açıyor. Çoklu model ortalamalarına dayanan projeksiyonlarda 2050-2100 döneminde belirgin yükselme öngörülürken, denizler küresel ısınmanın en ölçülebilir etkilerinin izlendiği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu verilerine göre ise iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek sektörlerin başında denizcilik geliyor.

Aşırı sıcaklıklar ekipman ömrünü kısaltıp enerji tüketimini artırırken, yoğun yağış ve sis liman operasyonlarında aksamalara yol açıyor. İç su yollarındaki seviye değişimleri taşımacılık maliyetlerini yükseltirken, tuzlu su girişimi yer altı ve içme suyu altyapısını tehdit ediyor. Ayrıca liman havzalarında tortullaşmanın artması tarama ihtiyacını büyütürken, rüzgar ve dalga etkisi gemi yanaşma ile yükleme-boşaltma süreçlerini zorlaştırıyor. Tüm bu etkiler sigorta maliyetlerini artırıp finansal riskleri büyütürken, kıyı ekosistemleri ve sulak alanların kaybı biyolojik çeşitliliği azaltıyor.

- "3 metre ile 15 metre arasında afet senaryosu"

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu AA muhabirine, çalışmada İstanbul Boğazı ve çevresindeki kıyı yapılarının farklı senaryolarla modellendiğini söyledi.

En kötü senaryodaki rakamlara dikkati çeken Gazioğlu, "Bu durumda Ambarlı Limanı, Haydarpaşa Limanı ve Yenikapı başta olmak üzere birçok kıyı yapısında su baskınları öngörülüyor. Yaklaşık 247 bin metrekare ile 1 milyon 730 bin metrekare arasında alan ve 10 binden fazla yapı risk altında." ifadesini kullandı.

Gazioğlu, bu yapıların önemli bölümünün liman operasyonlarına bağlı depolama ve lojistik tesisleri olduğuna dikkati çekerek, olası hasarın ticaret ve ulaşım ağlarını doğrudan sekteye uğratacağını aktardı.

Çözümün kapsamlı adaptasyon stratejilerinden geçtiğine işaret eden Gazioğlu, "Kritik limanların daha yüksek kotlara taşınması, dalgakıran, mendirek ve kıyı duvarlarının güçlendirilmesi gerekiyor. Sulak alanların korunması ve doğal bariyerlerin artırılması, GIS tabanlı erken uyarı ve dijital izleme sistemlerinin kurulması gereken öncelikli adımlar arasında yer alıyor." diye konuştu.

Gazioğlu, küresel ölçekte adaptasyon planlarının artmasına rağmen uygulamada finansman ve yönetişim sorunları bulunduğunun altını çizerek, İstanbul gibi megakentlerde bütüncül ve acil planlamanın hayati önem taşıdığını vurguladı.

- "Hem endüstriyel hem içme suyu alt yapısını tehdit eder"

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih ise iklim değişikliğinin zincirleme etkilerine işaret ederek, kıyı erozyonu, tuzlu su girişimi ve ekosistem kayıplarının liman bölgelerinde ciddi tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Limanların büyük bölümünün tamamen su altında kalabileceği uyarısında bulunan Büyüksalih, "Kıyı dolgu alanları dalga etkisiyle aşınırken, yer altı su kaynaklarına tuzlu su karışması hem endüstriyel hem içme suyu altyapısını tehdit eder. Bu süreç, kara ve demiryolu bağlantılarında kesintilere yol açarak ciddi bir lojistik kriz yaratır." dedi.

Büyüksalih, İstanbul için riskin yalnızca ekonomik olmadığına değinerek, "Başta Haliç çevresi olmak üzere tarihi liman alanları ve kıyı yapıları da su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum, İstanbul'un uluslararası ticaret merkezi rolünün yanı sıra kültürel mirasını da tehdit ediyor." ifadesini kullandı.

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi İrşad Bayırhan da modellemelerdeki belirsizliklere rağmen risklerin büyüklüğünün net olduğunu ifade etti.

Bayırhan, bu nedenle planlamaların en olası değil, en riskli senaryolara göre yapılması gerektiğini belirterek, İstanbul limanlarının 2100'de kısmi, 2300'de ise büyük ölçüde işlevsiz hale gelebileceğini söyledi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.