İstanbul Aile Vakfı Başkanı Karabıyık'tan Anneler Günü reklamlarına "annelik bozumu" tepkisi:
İstanbul Aile Vakfı Başkanı Karabıyık'tan Anneler Günü reklamlarına "annelik bozumu" tepkisi:
- "Anneliği hiçbir şekilde bozmalarına müsaade etmemeliyiz. Şu anda yapılmak istenen şeye 'annelik bozumu' diyebiliriz. Kadınlarda yaratılıştan gelen annelik duygusunun farklı alanlara yönlendirilmesi üzerine bir toplum mühendisliğine maruz kalıyoruz. Buna hiçbir şekilde geçit verilmemesi gerekiyor"
İSTANBUL (AA) - GÖKÇE KARAKÖSE - İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, bazı firmaların Anneler Günü kapsamında hazırladığı reklam filmlerine ilişkin, "Anneliği hiçbir şekilde bozmalarına müsaade etmemeliyiz. Şu anda yapılmak istenen şeye 'annelik bozumu' diyebiliriz. Kadınlarda yaratılıştan gelen annelik duygusunun farklı alanlara yönlendirilmesi üzerine bir toplum mühendisliğine maruz kalıyoruz. Buna hiçbir şekilde geçit verilmemesi gerekiyor." dedi.
Beyaz eşya ve kozmetik başta olmak üzere farklı sektörlerden bazı firmaların Anneler Günü kampanyaları kapsamında hazırladığı reklam filmlerinde anneliğe yüklenen farklı anlamlar kamuoyunda tepkiye yol açtı.
Söz konusu içeriklerin anne kavramını erozyona uğrattığı yönünde eleştiriler dile getirilirken, aile yapısı ve toplumsal değerler üzerindeki etkisine ilişkin tartışmalar da gündeme geldi.
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, tepki çeken reklam filmlerine ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, "Net bir şekilde şu mesajı vermemiz gerekiyor. Anneliği hiçbir şekilde bozmalarına müsaade etmemeliyiz. Şu anda yapılmak istenen şeye 'annelik bozumu' diyebiliriz. Kadınlarda yaratılıştan gelen annelik duygusunun farklı alanlara yönlendirilmesi üzerine bir toplum mühendisliğine maruz kalıyoruz. Buna hiçbir şekilde geçit verilmemesi gerekiyor. Hayvan sevgisini kullanarak toplumda oluşmuş alanı istismar eden bir toplum mühendisiyle karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.
Birçok noktanın vurgulanması gerektiğini aktaran Karabıyık, "Bu reklamların hazırlanış sürecine müdahil olanların sorumluluğunu tespit etmek ve bu sorumluluğu niye yerine getirmediklerini sorgulamak gerekiyor." dedi.
Bu firmaların kurumsal iletişim departmanlarından başlayarak, pazarlama stratejilerini kurgulayan ilgili profesyonellere kadar bu konuyla ilgili bir sorumluluk taşıdığına işaret eden Karabıyık, "Kimse burada bu sorumluluktan kaçmamalı. Çünkü burada yapılmak istenen şey, masumiyet kılıfı içerisinde toplumun ayarlarıyla oynamaktır. Aynı firmanın farklı ülkedeki reklamında bu hassasiyetleri gözettiğini görüyoruz. O ülkede bu hassasiyetleri gözetmelerini sağlayan şey her neyse, onun ülkemizde de en kuvvetli şekilde uygulanması, o mekanizmaların tesis edilmesi önem arz ediyor." ifadelerini kullandı.
Karabıyık, vakıf tarafından gerçekleştirilen "Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler" başlıklı aile çalıştayının sonuç raporunda, bu tip yapımların toplumsal etkisinin değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucuna göre bunların kamuoyuna sunulması gerektiğini vurguladıklarını, bu durumla birlikte dikkati çektikleri noktanın somut ve vahim örneğinin yaşandığını aktardı.
- "İnsanı hayvanla eşitleyen bir mesaj paketlemesi görüyorsunuz"
Benzer stratejilerin farklı firmalardan, farklı tarihlerde tedavüle sokulduğunu belirten Karabıyık, "Bizim sorgulamamız gereken şey şu, bu reklam endüstrisinin aktörleri, işverenleri toplumdan ne ara bu kadar koptular veya bunu kasıtlı olarak mı yapıyorlar? Bu sorulara cevap bulmak zorundayız. Bir başka husus, bu hassasiyeti gözetmiyor olmanın yaptırımı ne olacak? Bütün bunlar şu an maalesef ülkemizde gri bir alan olduğu için bunları yaşıyoruz, buraları netleştirmemiz gerekiyor." dedi.
Karabıyık, şunları kaydetti:
"İnsanı hayvanla eşitleyen bir mesaj paketlemesi görüyorsunuz. Bireyselleşmenin artmasıyla yalnız yaşayan insanlara sanal bir annelik sunuyorsunuz. Bunun çok uç örneklerini görüyoruz. Özellikle Asya ülkelerinde bugün köpek arabası satışları, bebek puseti satışlarını geçmiş durumda. Ülkemizde de bazı muhitlerdeki marketlere gittiğinizde bebek maması reyonları ufacık kalmış durumda. Her şey gözümüzün önünde oluyor. Bu duruma gayet keskin, net ve kararlı bir şekilde karşı durmak zorundayız. Çünkü burada hayvan sevgisi ve hayvan severlerin tepkisi üzerine inşa ettikleri bir kurgu var. Bu oyunu bozmak durumundayız. Hayvan sevgimizi kimse sorgulayamaz. Özellikle de bizim medeniyetimizde canlı olan her varlığa karşı merhamet duygumuz en üst seviyededir."
Söz konusu reklam filmlerini eleştiren Karabıyık, "Yani siz bir hayvanı evinizde besliyor olmayı annelikle nasıl eşdeğer tutabilirsiniz? Topluma bunu nasıl sunmayı düşünebilirsiniz? Hadi düşündünüz, oturup bunun için bir set kurup, oyuncuları ayarlayıp, bir prodüksiyon yapıp bu filmi nasıl çekebilirsiniz? Bunu nasıl yayınlayabilirsiniz? Siz ne ara bu toplumun değerlerinden bu kadar uzaklaştınız? Bu ülkeden kazanacaksınız, bu ülkenin aile mefhumuna bu şekilde kastedeceksiniz. Bu kabul edilebilir değil." ifadelerini kullandı.
Karabıyık, "Anneliği hiçbir şeyle ikame edemezsiniz. Annelik ikame edilemeyecek bir makamdır. Annelik başka hiç kimsenin ifade edemeyeceği bir roldür. Dolayısıyla bizi annelerden mahrum bırakmak isteyen bu girişimlerin hiç de iyi niyetli olmadığını gördük. En azından yaşananlar toplumun bu yapılmak istenenleri fark etmesine vesile oldu diye düşünüyorum ve son olsun diye temenni ediyorum." dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
