dask

Lübnan'daki kilise, İsrail'in yerinden ettiği Müslümanlara kapılarını açarak dayanışma örneği sergiliyor

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 07.04.2026 - 12:52, Güncelleme: 07.04.2026 - 15:05 98 kez okundu.
 

Lübnan'daki kilise, İsrail'in yerinden ettiği Müslümanlara kapılarını açarak dayanışma örneği sergiliyor

- Yerinden edilen Lübnanlı Muhammed Muennis: - "Buraya girdiğinizde gerçek Lübnan'ı görüyorsunuz; Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok. Ramazan ayında buraya geldik; orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, hayatımızda hiçbir şey değişmedi" - Yerinden edilen Lübnanlı Darin İzeddin: - "Sağ olsunlar burada bize her şeyi sağladılar, hiçbir eksiğimiz yok, huzurluyuz ve durumumuz diğer pek çok kişiden çok daha iyi, Elhamdülillah. Ama insan evini, hayatını, işini istiyor"
BEYRUT (AA) - MUHAMMED EMİN CANİK/ETHEM EMRE ÖZCAN - Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine bağlı Cizzin beldesinde bulunan Aziz Batrus Kilisesi, İsrail'in saldırıları nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 40 Müslüman Lübnanlıya ev sahipliği yapıyor. İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda yaklaşık 1500 kişi hayatını kaybederken, 1 milyon 162 binden fazla kişi de yerinden edildi. Dini ve etnik açıdan çok renkli bir toplumsal yapıya sahip Lübnan'da, saldırılardan en çok ülkenin güneyinde yaşayan Müslümanlar etkilendi. Evlerini, geçim kaynaklarını ve yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan çok sayıda Lübnanlı başka şehirlere göç ederken bazıları akrabalarının yanında, okullarda ya da çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Cizzin'deki Aziz Batrus Kilisesi, kapılarını evlerinden edilen yaklaşık 40 Müslüman için açarak dikkat çeken bir dayanışma örneği sergiledi. - "Onlar sığınmacı değil, farklı dinden bizim Lübnanlı misafirlerimiz" Rahib Batrus Akuri, Paskalya Yortusu ayininin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lübnan'daki savaşın sona ermesini ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasını temenni etti. Akuri, "İnşallah Lübnan için bu savaş son savaş olur ve tüm Lübnan'ın yeniden ayağa kalkışına vesile olur. Artık bu savaş, bu zulüm, bu yıkım yetti. Halkımızın perişan olduğunu, gençlerimizin sokaklarda öldüğünü görüyoruz. Lübnan'a yazık, yeter artık. 50 yıldır sürekli savaş, artık huzur içinde yaşamamızın zamanı geldi." dedi. Kiliseye sığınan yerinden edilmiş kişiler için "Onlar sığınmacı değil, farklı dinden bizim Lübnanlı misafirlerimiz." diyen Akuri, şöyle konuştu: "Lübnan'ın gerçek mesajı budur. Su içtiğin kaynak sana dinini, rengini ya da milliyetini sormaz. Biz manastırın kapılarını açtığımızda, siyasi görüşü ya da dini ne olursa olsun tüm Lübnanlılara açtık. Siyasette veya birçok konuda farklı düşünebiliriz ama insanlığımızda ve Lübnanlı olma konusunda kesinlikle farklı değiliz." Akuri, kilisede 39 Müslümanın kaldığını belirterek, "Savaşın ilk gününden, yani 2 Mart'tan bu yana onları burada misafir ediyoruz. Bizimle kalıyorlar, sevinci ve barışı birlikte paylaşıyoruz. Umarım bunu başarabilir ve gelecek nesiller için güzel bir örnek teşkil edebiliriz. Böylece farklılıklarımıza rağmen hep birlikte yaşayabileceğimizi kanıtlamış oluruz." ifadelerini kullandı. İsrail saldırılarının yoğunlaştığı noktalara yakın bir bölgede yaşayan Akuri, "Lübnan halkı artık her şeye karşı bağışıklık kazandı. Eğer bir gün uçak sesi duymazsak şaşırır hale geldik." yorumunu yaptı. - "Göçe zorlanmaktan, oradan oraya sürülmekten yorulduk" Deyr Kanun en-Nehr'den geldiğini belirten Lübnanlı Darin İzeddin ise yaşadıklarını söyle anlattı: "Savaşlardan bıktık artık, gerçekten yorulduk. Göçe zorlanmaktan, oradan oraya sürülmekten yorulduk. İnsan tam ayaklarının üzerinde duracakken tekrar yerinden ediliyor. Sağ olsunlar burada bize her şeyi sağladılar, hiçbir eksiğimiz yok, huzurluyuz ve durumumuz diğer pek çok kişiden çok daha iyi, Elhamdülillah. Ama insan evini, hayatını, işini istiyor. İki-üç yıldır bu durumdayız, sürekli bir gidiş geliş hali." Kilisede kalmalarına ilişkin İzzeddin, "Bu tam anlamıyla bir insanlık örneği. Sanki kendi evimizde gibiyiz. Bize birer sığınmacı gibi değil, 'burası sizin eviniz' diye yaklaştılar." ifadelerini kullandı. - "Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok" Muhammed Muennis ise saldırıların başladığı geceyi anlatarak, büyük bir panik içinde bölgeden ayrıldıklarını söyledi. Muennis, "Uyuyorduk, bir gece saat 1 gibi tüm bölge büyük bir gürültüyle uyandı. Çocuklar ağlıyor; her yerden patlama, silah ve çatışma sesleri geliyordu. Herkes gibi biz de eşyalarımızı apar topar topladık ve Sayda'ya doğru çıktık." dedi. Evlerini yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kaldıklarını dile getiren Muennis, "Çocukların ağlamaları ve korku içinde Sayda'ya varmamız öğleden sonra 3'ü buldu. Yol boyunca kalacak bir yer aradık, arkadaşları, tanıdıkları aradık. Durum çok zordu. Kiminle konuşsak kalacak yer için yüksek ücretler istiyordu." şeklinde konuştu. Muennis, eşinin kız kardeşinin rahibi tanıdığını, bu şekilde iletişime geçerek büyük zorlukların ardından Cizzin'e ulaştıklarını anlattı. Kilisede kendilerine oldukça misafirperver davranıldığına dikkati çeken Muennis, Lübnan'daki siyasi-dini tüm kesimlere seslenerek Lübnanlı olma temelinde birleşme çağrısı yaptı. Eşi ve dört çocuğuyla yerinden edilen Muennis, şöyle konuştu: "Buraya girdiğinizde gerçek Lübnan’ı görüyorsunuz; Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok. Ramazan ayında buraya geldik; orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Hatta bazen bir şey ikram etmek istiyoruz ama peder izin vermiyor. Sadece onlar da değil, köy halkı da gelip halimizi hatırımızı soruyor." - "Biz barış halini hiç yaşamadık" Lübnanlı Lilian Hamdan da saldırılardan önce dahi sürekli uçak sesleri altında yaşadıklarını belirterek, "Bizim için aslında savaşın bittiği bir an hiç olmadı. Savaş bitti denildikten sonra bile saldırılar, uçak sesleri hep devam etti; yani tam anlamıyla bir barış halini hiç yaşamadık." dedi. Saldırılar başladıktan sonra ailesiyle birlikte kilisede kaldığını anlatan Lilian, "Bir gün bile kötü bir tavırla karşılaşmadık. Burada Hristiyan-Müslüman ayrımı hissettirmiyorlar; dayanışma ve insanlık öne çıkıyor." ifadelerini kullandı. Lilian, "Tek dileğimiz sesimizin duyulması. Lübnan'da barışın olmasını ve evlerimize dönmeyi istiyoruz. Biz gerçekten çok yorulduk. Huzura ve dinlenmeye ihtiyacımız var; çünkü artık tükendik." diye konuştu. Türk dizileri izleyerek biraz Türkçe de öğrendiğini söyleyen Lilian, Türkiye'yi ziyaret etmek istediğini sözlerine ekledi.
- Yerinden edilen Lübnanlı Muhammed Muennis: - "Buraya girdiğinizde gerçek Lübnan'ı görüyorsunuz; Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok. Ramazan ayında buraya geldik; orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, hayatımızda hiçbir şey değişmedi" - Yerinden edilen Lübnanlı Darin İzeddin: - "Sağ olsunlar burada bize her şeyi sağladılar, hiçbir eksiğimiz yok, huzurluyuz ve durumumuz diğer pek çok kişiden çok daha iyi, Elhamdülillah. Ama insan evini, hayatını, işini istiyor"

BEYRUT (AA) - MUHAMMED EMİN CANİK/ETHEM EMRE ÖZCAN - Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine bağlı Cizzin beldesinde bulunan Aziz Batrus Kilisesi, İsrail'in saldırıları nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 40 Müslüman Lübnanlıya ev sahipliği yapıyor.

İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda yaklaşık 1500 kişi hayatını kaybederken, 1 milyon 162 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Dini ve etnik açıdan çok renkli bir toplumsal yapıya sahip Lübnan'da, saldırılardan en çok ülkenin güneyinde yaşayan Müslümanlar etkilendi.

Evlerini, geçim kaynaklarını ve yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan çok sayıda Lübnanlı başka şehirlere göç ederken bazıları akrabalarının yanında, okullarda ya da çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor.

Cizzin'deki Aziz Batrus Kilisesi, kapılarını evlerinden edilen yaklaşık 40 Müslüman için açarak dikkat çeken bir dayanışma örneği sergiledi.

- "Onlar sığınmacı değil, farklı dinden bizim Lübnanlı misafirlerimiz"

Rahib Batrus Akuri, Paskalya Yortusu ayininin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lübnan'daki savaşın sona ermesini ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasını temenni etti.

Akuri, "İnşallah Lübnan için bu savaş son savaş olur ve tüm Lübnan'ın yeniden ayağa kalkışına vesile olur. Artık bu savaş, bu zulüm, bu yıkım yetti. Halkımızın perişan olduğunu, gençlerimizin sokaklarda öldüğünü görüyoruz. Lübnan'a yazık, yeter artık. 50 yıldır sürekli savaş, artık huzur içinde yaşamamızın zamanı geldi." dedi.

Kiliseye sığınan yerinden edilmiş kişiler için "Onlar sığınmacı değil, farklı dinden bizim Lübnanlı misafirlerimiz." diyen Akuri, şöyle konuştu:

"Lübnan'ın gerçek mesajı budur. Su içtiğin kaynak sana dinini, rengini ya da milliyetini sormaz. Biz manastırın kapılarını açtığımızda, siyasi görüşü ya da dini ne olursa olsun tüm Lübnanlılara açtık. Siyasette veya birçok konuda farklı düşünebiliriz ama insanlığımızda ve Lübnanlı olma konusunda kesinlikle farklı değiliz."

Akuri, kilisede 39 Müslümanın kaldığını belirterek, "Savaşın ilk gününden, yani 2 Mart'tan bu yana onları burada misafir ediyoruz. Bizimle kalıyorlar, sevinci ve barışı birlikte paylaşıyoruz. Umarım bunu başarabilir ve gelecek nesiller için güzel bir örnek teşkil edebiliriz. Böylece farklılıklarımıza rağmen hep birlikte yaşayabileceğimizi kanıtlamış oluruz." ifadelerini kullandı.

İsrail saldırılarının yoğunlaştığı noktalara yakın bir bölgede yaşayan Akuri, " Lübnan halkı artık her şeye karşı bağışıklık kazandı. Eğer bir gün uçak sesi duymazsak şaşırır hale geldik." yorumunu yaptı.

- "Göçe zorlanmaktan, oradan oraya sürülmekten yorulduk"

Deyr Kanun en-Nehr'den geldiğini belirten Lübnanlı Darin İzeddin ise yaşadıklarını söyle anlattı:

"Savaşlardan bıktık artık, gerçekten yorulduk. Göçe zorlanmaktan, oradan oraya sürülmekten yorulduk. İnsan tam ayaklarının üzerinde duracakken tekrar yerinden ediliyor. Sağ olsunlar burada bize her şeyi sağladılar, hiçbir eksiğimiz yok, huzurluyuz ve durumumuz diğer pek çok kişiden çok daha iyi, Elhamdülillah. Ama insan evini, hayatını, işini istiyor. İki-üç yıldır bu durumdayız, sürekli bir gidiş geliş hali."

Kilisede kalmalarına ilişkin İzzeddin, "Bu tam anlamıyla bir insanlık örneği. Sanki kendi evimizde gibiyiz. Bize birer sığınmacı gibi değil, 'burası sizin eviniz' diye yaklaştılar." ifadelerini kullandı.

- "Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok"

Muhammed Muennis ise saldırıların başladığı geceyi anlatarak, büyük bir panik içinde bölgeden ayrıldıklarını söyledi.

Muennis, "Uyuyorduk, bir gece saat 1 gibi tüm bölge büyük bir gürültüyle uyandı. Çocuklar ağlıyor; her yerden patlama, silah ve çatışma sesleri geliyordu. Herkes gibi biz de eşyalarımızı apar topar topladık ve Sayda'ya doğru çıktık." dedi.

Evlerini yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kaldıklarını dile getiren Muennis, "Çocukların ağlamaları ve korku içinde Sayda'ya varmamız öğleden sonra 3'ü buldu. Yol boyunca kalacak bir yer aradık, arkadaşları, tanıdıkları aradık. Durum çok zordu. Kiminle konuşsak kalacak yer için yüksek ücretler istiyordu." şeklinde konuştu.

Muennis, eşinin kız kardeşinin rahibi tanıdığını, bu şekilde iletişime geçerek büyük zorlukların ardından Cizzin'e ulaştıklarını anlattı.

Kilisede kendilerine oldukça misafirperver davranıldığına dikkati çeken Muennis, Lübnan'daki siyasi-dini tüm kesimlere seslenerek Lübnanlı olma temelinde birleşme çağrısı yaptı.

Eşi ve dört çocuğuyla yerinden edilen Muennis, şöyle konuştu:

"Buraya girdiğinizde gerçek Lübnan’ı görüyorsunuz; Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok. Ramazan ayında buraya geldik; orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Hatta bazen bir şey ikram etmek istiyoruz ama peder izin vermiyor. Sadece onlar da değil, köy halkı da gelip halimizi hatırımızı soruyor."

- "Biz barış halini hiç yaşamadık"

Lübnanlı Lilian Hamdan da saldırılardan önce dahi sürekli uçak sesleri altında yaşadıklarını belirterek, "Bizim için aslında savaşın bittiği bir an hiç olmadı. Savaş bitti denildikten sonra bile saldırılar, uçak sesleri hep devam etti; yani tam anlamıyla bir barış halini hiç yaşamadık." dedi.

Saldırılar başladıktan sonra ailesiyle birlikte kilisede kaldığını anlatan Lilian, "Bir gün bile kötü bir tavırla karşılaşmadık. Burada Hristiyan-Müslüman ayrımı hissettirmiyorlar; dayanışma ve insanlık öne çıkıyor." ifadelerini kullandı.

Lilian, "Tek dileğimiz sesimizin duyulması. Lübnan'da barışın olmasını ve evlerimize dönmeyi istiyoruz. Biz gerçekten çok yorulduk. Huzura ve dinlenmeye ihtiyacımız var; çünkü artık tükendik." diye konuştu.

Türk dizileri izleyerek biraz Türkçe de öğrendiğini söyleyen Lilian, Türkiye'yi ziyaret etmek istediğini sözlerine ekledi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.