dask

Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu İstanbul'da başladı

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 02.06.2026 - 13:24, Güncelleme: 02.06.2026 - 15:35 2 kez okundu.
 

Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu İstanbul'da başladı

- İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan: - "Türkiye ve Malezya arasındaki ortaklığın ikili boyutun çok ötesine uzanan stratejik bir öneme sahip olduğuna inanıyorum" - "Malezya, İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip. Türkiye ise ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunuyor"
İSTANBUL (AA) - İbn Haldun Üniversitesi (İHÜ) Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan, Malezya'nın İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip olduğunu, Türkiye'nin de ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Sermaye Piyasası Kurulu, Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu (Suruhanjaya Sekuriti Malaysia) ve İbn Haldun Üniversitesi işbirliğinde İbn Haldun Üniversitesi'nde "Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu" düzenlendi. Foruma, Bilal Erdoğan'ın yanı sıra İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz, Rektör Prof. Dr. Atilla Arkan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş ile Malezya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden akademisyenler, politika yapıcılar, iş dünyası temsilcileri ve finans sektörü profesyonelleri katıldı. Bilal Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, etkinliğin finans, yatırım ve ekonomik işbirliğinin geleceğini şekillendiren kurumları bir araya getirdiğini söyledi. Türkiye ile Malezya arasındaki ilişkinin yalnızca güncel ticaret ve yatırım rakamlarıyla değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, iki ülke arasındaki bağların çok daha derin bir tarihsel temele dayandığını ifade etti. Akdeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan bölgelerin yüzyıllar boyunca ticaret, ilim ve kültürel etkileşim ağlarıyla birbirine bağlandığını belirten Bilal Erdoğan, tüccarların, alimlerin ve seyyahların yalnızca mal değil fikirler, kurumlar ve güvene dayalı gelenekleri de taşıdığını dile getirdi. Bilal Erdoğan, "Bu ilişkiler yalnızca ticari çıkarlarla değil; ortak etik ilkeler, karşılıklı saygı ve ekonomik refah ile sosyal sorumluluğun birlikte ilerlemesi gerektiği anlayışıyla da desteklenmiştir." dedi. - Ekonomide güven vurgusu Çağdaş küresel ekonomide güvenin giderek daha kıt ve daha değerli hale geldiğinin altını çizen Bilal Erdoğan kurumlar, piyasalar, yatırımcılar ve ülkeler arasındaki güvenin sürdürülebilir ekonomik ortaklıkların temelini oluşturduğunu söyledi. Bilal Erdoğan, jeopolitik belirsizliklerin, tedarik zincirlerindeki dönüşümün, teknolojik gelişmelerin ve iklim kaynaklı risklerin arttığı bir dönemde ekonomik ortaklıkların yalnızca sermayeye değil; güvene, itibara ve uzun vadeli bağlılığa ihtiyaç duyduğunu belirterek Türkiye ile Malezya ilişkilerinin de bu özelliklerle şekillendiğini vurguladı. Küresel ekonominin derin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade eden Erdoğan, ticaret ağlarının değiştiğini, yatırım akışlarının yeniden yönlendirildiğini ve finansal sistemlerin dijital teknolojiler ile yapay zeka tarafından şekillendirildiğini söyledi. - İslami sermaye piyasalarının sunduğu önemli fırsatlar "Türkiye ve Malezya arasındaki ortaklığın ikili boyutun çok ötesine uzanan stratejik bir öneme sahip olduğuna inanıyorum." diyen Bilal Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 5 milyar dolar olduğunu ancak iki ülke liderlerinin gelecek yıllarda bu rakamı 10 milyar dolara çıkarma hedefi bulunduğunu aktardı. Bilal Erdoğan, İslami sermaye piyasalarının iki ülke arasındaki en umut verici işbirliği alanlarından biri olduğunu belirterek "Bu hedef önemlidir ancak önümüzdeki gerçek fırsat sadece ticaret hacmini artırmak değildir. Bu, ekonomik entegrasyonu derinleştirmek, kurumsal bağlantıyı güçlendirmek, yeni yatırım kanalları oluşturmak ve hem ülkelerimiz hem de temsil ettiğimiz daha geniş bölgeler için kalıcı değer yaratabilecek ortaklıklar kurmak anlamına gelir." değerlendirmesini yaptı. Malezya'nın İslami finans alanında dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldiğini ifade eden Erdoğan, ülkenin sukuk piyasaları, şeriata uygun yatırım araçları ve düzenleyici yenilikler konusundaki çalışmalarının küresel İslami finans sisteminin gelişimine önemli katkılar sağladığını söyledi. Bilal Erdoğan, Türkiye'nin de 1,6 trilyon doları aşan ekonomisi, dinamik özel sektörü ve Avrupa, Orta Doğu, Afrika ile Türk dünyasını birbirine bağlayan stratejik konumuyla farklı ancak tamamlayıcı avantajlar sunduğunu vurgulayarak "Malezya, İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip. Türkiye ise ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunuyor." ifadelerini kullandı. Bilal Erdoğan, Malezyalı kurumsal yatırımcıların, varlık yönetim şirketlerinin ve İslami fonların Türkiye'deki katılım finansmanı ekosisteminde daha fazla yer almasını sağlayacak mekanizmaların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Sınır ötesi sukuk yapıları ve yenilikçi finansman platformları konusunda daha iddialı adımlar atılması gerektiğini ifade eden Bilal Erdoğan, küresel sukuk piyasasının büyümeye devam ettiğini ve bunun İslami sermaye piyasalarının artık niş bir alan olmaktan çıktığını gösterdiğini dile getirdi. - Akademik işbirliğinin önemi Bilal Erdoğan, piyasa verimliliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek yatırım fonları, sermaye piyasası ürünleri, düzenleyici çerçeveler, karşılıklı listelemeler ve piyasa erişim düzenlemelerinde daha yakın iş birliğinin, iki ülke arasında daha güçlü yatırım koridorlarının geliştirilmesine ve daha entegre bir İslami sermaye piyasası ekosisteminin desteklenmesine katkıda bulunabileceğini ifade etti. İslami finansın geleceğinin yalnızca sermaye tarafından belirlenmeyeceğini vurgulayan Bilal Erdoğan, bu alanda bilgi üreten akademisyenlere, yenilik ile istikrar arasında denge kuran düzenleyicilere, yeni teknolojiler geliştiren girişimcilere ve uzun vadeli düşünebilen yatırımcılara ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu nedenle akademik işbirliğinin finansal işbirliği kadar önemli olduğunun altını çizen Bilal Erdoğan, Türkiye ile Malezya arasında yükseköğretim zirvesinin yakın zaman önce ikinci kez düzenlendiğini ve bunun her yıl devam edeceğini belirtti. İbn Haldun Üniversitesinin adını aldığı büyük düşünür İbn Haldun'un kurumlar, refah ve sosyal kalkınma arasındaki ilişkiye dikkati çektiğini anımsatan Erdoğan, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın temelinde bilginin bulunduğunu dile getirdi. Erdoğan, "Türkiye ve Malezya'daki akademik kurumlar arasındaki ortaklıklar, bilgi birikimini ilerletmede, kapasiteyi güçlendirmede ve küresel ölçekte İslami finansın gelecekteki yönünü şekillendirmede önemli bir rol oynayabilir." diye konuştu. - İslami finans "toplumsal sorunların çözümüne katkı sunabilir" vurgusu Programın önemli başlıklarından birinin uyum finansmanı ve iklim direnci olduğunu belirten Bilal Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin gelecek yıllarda iklim uyumu, dayanıklı altyapı, gıda güvenliği, su yönetimi ve sürdürülebilir kentsel kalkınma alanlarında önemli finansman ihtiyaçlarıyla karşı karşıya kalacağını söyledi. Bilal Erdoğan, bu ihtiyaçların karşılanmasının yenilikçilik, ölçek ve uzun vadeli kararlılık gerektirdiğini aktararak İslami sermaye piyasalarının varlığa dayalı, değer odaklı ve reel ekonomiyle bağlantılı yapıları sayesinde bu süreçte önemli katkılar sunabileceğini kaydetti. Türkiye ile Malezya'nın İslami finansın yalnızca finansal ihtiyaçlara değil, daha geniş toplumsal sorunlara da çözüm üretebileceğini gösterebileceğini belirten Bilal Erdoğan, "Bunu yaparak finansın hem verimli hem de etik, yenilikçi ve sorumlu, küresel, rekabetçi ve sosyal açıdan anlamlı olabileceğini gösterme fırsatımız var." dedi. Türkiye ile Malezya'nın Güneydoğu Asya Ülkeler Birliğinden (ASEAN) Orta Asya'ya, Körfez'den Avrupa'ya ve Afrika'dan daha geniş İslam dünyasına uzanan dinamik bölgeler için birer geçiş kapısı olduğunu ifade eden Bilal Erdoğan, iki ülke arasındaki ortaklığın yalnızca ikili değil, bölgesel ve küresel ölçekte stratejik önem taşıdığını sözlerine ekledi. Bilal Erdoğan, iki gün boyunca sürecek ve ardından Küresel İslami Ekonomi Zirvesi'yle devam edecek etkinliklerin somut sonuçlara ve girişimlere, daha güçlü kurumsal ilişkilere ve kalıcı iş birliğine yol açması temennisinde bulundu. Konuşmasının ardından Bilal Erdoğan'a, Küresel İslami Ekonomi Durumu (SGIE) raporunun sunumu takdim edildi.
- İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan: - "Türkiye ve Malezya arasındaki ortaklığın ikili boyutun çok ötesine uzanan stratejik bir öneme sahip olduğuna inanıyorum" - "Malezya, İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip. Türkiye ise ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunuyor"

İSTANBUL (AA) - İbn Haldun Üniversitesi (İHÜ) Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan, Malezya'nın İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip olduğunu, Türkiye'nin de ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Sermaye Piyasası Kurulu, Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu (Suruhanjaya Sekuriti Malaysia) ve İbn Haldun Üniversitesi işbirliğinde İbn Haldun Üniversitesi'nde "Türkiye- Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu" düzenlendi.

Foruma, Bilal Erdoğan'ın yanı sıra İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz, Rektör Prof. Dr. Atilla Arkan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş ile Malezya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden akademisyenler, politika yapıcılar, iş dünyası temsilcileri ve finans sektörü profesyonelleri katıldı.

Bilal Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, etkinliğin finans, yatırım ve ekonomik işbirliğinin geleceğini şekillendiren kurumları bir araya getirdiğini söyledi.

Türkiye ile Malezya arasındaki ilişkinin yalnızca güncel ticaret ve yatırım rakamlarıyla değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, iki ülke arasındaki bağların çok daha derin bir tarihsel temele dayandığını ifade etti.

Akdeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan bölgelerin yüzyıllar boyunca ticaret, ilim ve kültürel etkileşim ağlarıyla birbirine bağlandığını belirten Bilal Erdoğan, tüccarların, alimlerin ve seyyahların yalnızca mal değil fikirler, kurumlar ve güvene dayalı gelenekleri de taşıdığını dile getirdi.

Bilal Erdoğan, "Bu ilişkiler yalnızca ticari çıkarlarla değil; ortak etik ilkeler, karşılıklı saygı ve ekonomik refah ile sosyal sorumluluğun birlikte ilerlemesi gerektiği anlayışıyla da desteklenmiştir." dedi.

- Ekonomide güven vurgusu

Çağdaş küresel ekonomide güvenin giderek daha kıt ve daha değerli hale geldiğinin altını çizen Bilal Erdoğan kurumlar, piyasalar, yatırımcılar ve ülkeler arasındaki güvenin sürdürülebilir ekonomik ortaklıkların temelini oluşturduğunu söyledi.

Bilal Erdoğan, jeopolitik belirsizliklerin, tedarik zincirlerindeki dönüşümün, teknolojik gelişmelerin ve iklim kaynaklı risklerin arttığı bir dönemde ekonomik ortaklıkların yalnızca sermayeye değil; güvene, itibara ve uzun vadeli bağlılığa ihtiyaç duyduğunu belirterek Türkiye ile Malezya ilişkilerinin de bu özelliklerle şekillendiğini vurguladı.

Küresel ekonominin derin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade eden Erdoğan, ticaret ağlarının değiştiğini, yatırım akışlarının yeniden yönlendirildiğini ve finansal sistemlerin dijital teknolojiler ile yapay zeka tarafından şekillendirildiğini söyledi.

- İslami sermaye piyasalarının sunduğu önemli fırsatlar

" Türkiye ve Malezya arasındaki ortaklığın ikili boyutun çok ötesine uzanan stratejik bir öneme sahip olduğuna inanıyorum." diyen Bilal Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 5 milyar dolar olduğunu ancak iki ülke liderlerinin gelecek yıllarda bu rakamı 10 milyar dolara çıkarma hedefi bulunduğunu aktardı.

Bilal Erdoğan, İslami sermaye piyasalarının iki ülke arasındaki en umut verici işbirliği alanlarından biri olduğunu belirterek "Bu hedef önemlidir ancak önümüzdeki gerçek fırsat sadece ticaret hacmini artırmak değildir. Bu, ekonomik entegrasyonu derinleştirmek, kurumsal bağlantıyı güçlendirmek, yeni yatırım kanalları oluşturmak ve hem ülkelerimiz hem de temsil ettiğimiz daha geniş bölgeler için kalıcı değer yaratabilecek ortaklıklar kurmak anlamına gelir." değerlendirmesini yaptı.

Malezya'nın İslami finans alanında dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldiğini ifade eden Erdoğan, ülkenin sukuk piyasaları, şeriata uygun yatırım araçları ve düzenleyici yenilikler konusundaki çalışmalarının küresel İslami finans sisteminin gelişimine önemli katkılar sağladığını söyledi.

Bilal Erdoğan, Türkiye'nin de 1,6 trilyon doları aşan ekonomisi, dinamik özel sektörü ve Avrupa, Orta Doğu, Afrika ile Türk dünyasını birbirine bağlayan stratejik konumuyla farklı ancak tamamlayıcı avantajlar sunduğunu vurgulayarak "Malezya, İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip. Türkiye ise ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunuyor." ifadelerini kullandı.

Bilal Erdoğan, Malezyalı kurumsal yatırımcıların, varlık yönetim şirketlerinin ve İslami fonların Türkiye'deki katılım finansmanı ekosisteminde daha fazla yer almasını sağlayacak mekanizmaların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Sınır ötesi sukuk yapıları ve yenilikçi finansman platformları konusunda daha iddialı adımlar atılması gerektiğini ifade eden Bilal Erdoğan, küresel sukuk piyasasının büyümeye devam ettiğini ve bunun İslami sermaye piyasalarının artık niş bir alan olmaktan çıktığını gösterdiğini dile getirdi.

- Akademik işbirliğinin önemi

Bilal Erdoğan, piyasa verimliliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek yatırım fonları, sermaye piyasası ürünleri, düzenleyici çerçeveler, karşılıklı listelemeler ve piyasa erişim düzenlemelerinde daha yakın iş birliğinin, iki ülke arasında daha güçlü yatırım koridorlarının geliştirilmesine ve daha entegre bir İslami sermaye piyasası ekosisteminin desteklenmesine katkıda bulunabileceğini ifade etti.

İslami finansın geleceğinin yalnızca sermaye tarafından belirlenmeyeceğini vurgulayan Bilal Erdoğan, bu alanda bilgi üreten akademisyenlere, yenilik ile istikrar arasında denge kuran düzenleyicilere, yeni teknolojiler geliştiren girişimcilere ve uzun vadeli düşünebilen yatırımcılara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Bu nedenle akademik işbirliğinin finansal işbirliği kadar önemli olduğunun altını çizen Bilal Erdoğan, Türkiye ile Malezya arasında yükseköğretim zirvesinin yakın zaman önce ikinci kez düzenlendiğini ve bunun her yıl devam edeceğini belirtti.

İbn Haldun Üniversitesinin adını aldığı büyük düşünür İbn Haldun'un kurumlar, refah ve sosyal kalkınma arasındaki ilişkiye dikkati çektiğini anımsatan Erdoğan, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın temelinde bilginin bulunduğunu dile getirdi.

Erdoğan, " Türkiye ve Malezya'daki akademik kurumlar arasındaki ortaklıklar, bilgi birikimini ilerletmede, kapasiteyi güçlendirmede ve küresel ölçekte İslami finansın gelecekteki yönünü şekillendirmede önemli bir rol oynayabilir." diye konuştu.

- İslami finans "toplumsal sorunların çözümüne katkı sunabilir" vurgusu

Programın önemli başlıklarından birinin uyum finansmanı ve iklim direnci olduğunu belirten Bilal Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin gelecek yıllarda iklim uyumu, dayanıklı altyapı, gıda güvenliği, su yönetimi ve sürdürülebilir kentsel kalkınma alanlarında önemli finansman ihtiyaçlarıyla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Bilal Erdoğan, bu ihtiyaçların karşılanmasının yenilikçilik, ölçek ve uzun vadeli kararlılık gerektirdiğini aktararak İslami sermaye piyasalarının varlığa dayalı, değer odaklı ve reel ekonomiyle bağlantılı yapıları sayesinde bu süreçte önemli katkılar sunabileceğini kaydetti.

Türkiye ile Malezya'nın İslami finansın yalnızca finansal ihtiyaçlara değil, daha geniş toplumsal sorunlara da çözüm üretebileceğini gösterebileceğini belirten Bilal Erdoğan, "Bunu yaparak finansın hem verimli hem de etik, yenilikçi ve sorumlu, küresel, rekabetçi ve sosyal açıdan anlamlı olabileceğini gösterme fırsatımız var." dedi.

Türkiye ile Malezya'nın Güneydoğu Asya Ülkeler Birliğinden (ASEAN) Orta Asya'ya, Körfez'den Avrupa'ya ve Afrika'dan daha geniş İslam dünyasına uzanan dinamik bölgeler için birer geçiş kapısı olduğunu ifade eden Bilal Erdoğan, iki ülke arasındaki ortaklığın yalnızca ikili değil, bölgesel ve küresel ölçekte stratejik önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Bilal Erdoğan, iki gün boyunca sürecek ve ardından Küresel İslami Ekonomi Zirvesi'yle devam edecek etkinliklerin somut sonuçlara ve girişimlere, daha güçlü kurumsal ilişkilere ve kalıcı iş birliğine yol açması temennisinde bulundu.

Konuşmasının ardından Bilal Erdoğan'a, Küresel İslami Ekonomi Durumu (SGIE) raporunun sunumu takdim edildi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.