Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu İstanbul'da devam ediyor
Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu İstanbul'da devam ediyor
- Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka: - "Katılım esaslı yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 864 milyar liraya ulaşmış ve son bir yılda yüzde 47 artış göstermiştir. Katılım esaslı emeklilik yatırım fonları yüzde 74 büyüyerek yaklaşık 800 milyar liraya ulaşmıştır. Katılım esaslı borsa yatırım fonları reel olarak yüzde 128 büyümüştür" - Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş: - "İslami finans, borç birikimine yol açmadan risk çeşitlendirmesi sağlaması ve ekonomik büyümeye katkıda bulunması bakımından geleneksel finansın tamamlayıcısı olarak uygulanabilir bir alternatiftir"
İSTANBUL (AA) - Türkiye ile Malezya arasında İslami sermaye piyasaları alanındaki işbirliğinin geliştirilmesi, katılım finansı ekosisteminin güçlendirilmesi ve iki ülke arasında yeni yatırım kanallarının oluşturulması amacıyla düzenlenen "Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu" İstanbul'da devam ediyor.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu (Suruhanjaya Sekuriti Malaysia) ve İbn Haldun Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen forumun açılışına, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Necmeddin Bilal Erdoğan, Rektör Prof. Dr. Atilla Arkan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ve SPK Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş ile Malezya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden akademisyenler, politika yapıcılar, iş dünyası temsilcileri ve finans sektörü profesyonelleri katıldı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka, burada yaptığı konuşmada, Malezya'nın İslami finans alanında yalnızca bir katılımcı değil, küresel standartları belirleyen ve birçok ülkeye ilham veren bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ise kendi etkileyici büyüme hikayesini yazdığını belirten Karayaka, 2025 yılı katılım esaslı sermaye piyasaları verilerine değinerek şöyle devam etti:
"Katılım esaslı yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 864 milyar liraya ulaşmış ve son bir yılda yüzde 47 artış göstermiştir. Katılım esaslı emeklilik yatırım fonları yüzde 74 büyüyerek yaklaşık 800 milyar liraya ulaşmıştır. Katılım esaslı borsa yatırım fonları reel olarak yüzde 128 büyümüştür. Sukuk ihraçları ise kamu ve reel sektör ihraçları arasında sağlıklı bir dengeyle 614 milyar liraya ulaşmıştır. Ayrıca 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla Katılım Endeksi'nde yer alan şirketlerin piyasa değeri, Borsa İstanbul'da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36'sını oluşturmuştur. Aynı dönemde Borsa İstanbul'daki toplam 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu, yani yüzde 69'u Katılım Endeksi kapsamındaki şirketlere de yatırım yapmıştır."
Karayaka, Türkiye'nin, katılım finansı ile Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika piyasaları arasında bir köprü haline geldiğini, Malezya'nın da Güneydoğu Asya Uluslar Birliğinde hızla büyüyen ekonomilere açılan kapı olduğunu dile getirdi.
İki ülkenin, dünyanın en umut vadeden iki bölgesine açılan birbirini tamamlayıcı giriş noktaları olduğunu belirten Karayaka, bunlardan birine yatırım yapanın diğerine de tanıdık ve güvenilir bir yoldan kolayca ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti. Karayaka, şunları söyledi:
"Bu bizi gündemimizin özüne getiriyor, bağlantı. Hedefimiz, birbirimizi tanımaktan çıkıp İstanbul ile Kuala Lumpur arasında sermayenin kolay ve güvenli şekilde hareket etmesini sağlayacak gerçek sistemler kurmaktır. Bu da düzenlemeler ve piyasalara erişim mekanizmaları üzerinde birlikte çalışmak, karşılıklı tanıma, çapraz kotasyon ve sukuk ile katılım esaslı finansal araçlar için ortak ürünler geliştirme imkanlarını araştırmak. Ayrıca düzenleyici kurumlarımız, borsalarımız, varlık yöneticilerimiz ve piyasa kuruluşlarımız arasındaki işbirliğini artırmak anlamına gelmektedir."
İstanbul Boğazı ile Malakka Boğazı'na uzanan güzergahın, yalnızca iki finans merkezini birbirine bağlayan bir hat olmadığını belirten Karayaka, güzergahın bilgi, tecrübe, sermaye, yetenek ve yeni finansal fikirlerinin geniş ve önemli bir coğrafya boyunca dolaşımını temsil ettiğini dile getirdi.
Karayaka, dünyanın iklim dayanıklılığı, sürdürülebilir altyapı ve uzun vadeli ekonomik istikrar için acilen finansmana ihtiyaç duyduğunu, bu noktada katılım esaslı sermaye piyasalarının özel bir avantajı olduğunu ifade etti.
Katılım finansının temel ilkelerinin sürdürülebilirlik ve ortak insan refahı hedefleriyle örtüştüğünü söyleyen Karayaka, şöyle dedi:
"Bu avantaj, özellikle bu yıl Türkiye için ayrı bir önem taşımaktadır. Kasım ayında ülkemiz Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapacak ve konferans başkanlığı görevini üstlenecektir. Bu durum bize hem özel bir sorumluluk hem de büyük bir fırsat sunmaktadır. Türkiye ve Malezya, birlikte sukuk ve katılım esaslı araçların uyum ve iklim finansmanı için kaynak yaratmada dünyanın sahip olduğu en güvenilir yöntemlerden biri olduğunu gösterebilir."
- "Türkiye'nin toplam sukuk ihracı 2025 itibarıyla 350 milyar liraya ulaştı"
SPK Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş, İslami finansın, fiziksel varlıklar ve reel ekonomiyle doğrudan bağlantısı sayesinde ekonomik kalkınmaya önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti.
Erdurmuş, İslami finansın reel ekonomideki faydalarını şöyle sıraladı:
"Kar ve zarar paylaşımı düzenlemelerinin kullanımı, üretimi artırabilecek ve istihdam oluşturabilecek verimli girişimlere finansal destek sağlanmasını teşvik eder. Somut varlıklara yapılan vurgu, sektörün yalnızca gerçek bir amaca hizmet eden işlemleri desteklemesini sağlayarak finansal spekülasyonu caydırır. İslami finans, finansal sektörün gelişimini desteklemeye ve finansal kapsayıcılığı genişletmeye yardımcı olur. Finansal ürünlerin çeşitliliğini ve erişimini artırarak, finansal hizmetlerden mahrum kalanların sisteme dahil edilmesine katkıda bulunabilir. İslami finans, ortaklık temelli finansman modellerine vurgu yapar, bu da özellikle KOBİ'lerin finansmana erişiminin geliştirilmesinde faydalı olabilir. Dolayısıyla İslami finans, borç birikimine yol açmadan risk çeşitlendirmesi sağlaması ve ekonomik büyümeye katkıda bulunması bakımından geleneksel finansın tamamlayıcısı olarak uygulanabilir bir alternatiftir."
Erdurmuş, başta sukuk olmak üzere İslami finans araçlarının son 15 yılda küresel piyasalarda güçlü ve dayanıklı bir finansman alternatifi olarak öne çıktığını belirterek, Türkiye'nin de toplam sukuk ihraçlarının 2025 yılı itibarıyla 350 milyar liraya ulaştığını söyledi.
Sukuk piyasasının büyümesinde düzenleyici çerçevenin kademeli olarak güçlendirilmesinin etkili olduğunu belirten Erdurmuş, 2010-2013 döneminde yapılan düzenlemeler ve sonrasında elde edilen başarılara ilişkin şu bilgileri verdi:
"En güncel rakamları vermek gerekirse, toplam sukuk ihraçları 2025 yılında 350 milyar liraya ulaşmıştır. En yaygın ihraç edilen sukuk türü 'Vekalet Sukuku'dur. Ayrıca sukuk, geleneksel tahvil ve bonoların ardından en çok ihraç edilen üçüncü araç olup, 2025 yılında ihraç edilen tüm kurumsal borçlanma araçlarının yüzde 13'ünü oluşturmuştur."
İslami Finansal Hizmetler Kurulu (Islamic Financial Services Board-IFSB) raporuna değinen Erdurmuş, elverişli küresel finansman koşulları ve devam eden yatırımcı talebi sayesinde sukuk ihraçlarının 235 milyar dolara ulaştığını, toplam dolaşımdaki sukuk stokunun ise 1,1 trilyon dolara yükseldiğini söyledi.
Erdurmuş, yeşil dönüşüme yönelik küresel çabaların, yeşil ve sürdürülebilir sukuk ihraçlarının ortaya çıkmasıyla birlikte İslami finans piyasalarına da yansıdığını belirterek, "IFSB ayrıca, sürdürülebilir sukuklarda yıllık yüzde 33 ve yeşil sukuklarda yüzde 95 büyüme ile sürdürülebilirlik ve iklim temalı ihraçların 2025 yılında önemli ölçüde arttığını rapor etmektedir." dedi.
Talebin artırılmasında yatırım fonları ve emeklilik fonları gibi kurumsal yatırımcıların özellikle önemli olduğunu düşündüğünü dile getiren Erdurmuş, şunları kaydetti:
"Türkiye'de Nisan 2026 itibarıyla portföy büyüklüğü 377 milyar lira olan 92 katılım fonu ve portföy büyüklüğü 894 milyar lira olan 65 katılım emeklilik fonu bulunmaktadır. Katılım finansına odaklanan yatırım fonlarının büyüklüğü tüm yatırım fonlarının yalnızca yüzde 5'ini oluştururken katılım emeklilik fonları tüm emeklilik fonlarının yüzde 36'sını oluşturmaktadır. Bu durum, İslami finansın uzun vadeli perspektifinin açık bir göstergesidir. Bu çerçevede, özellikle Malezya'nın küresel sukuk piyasasının itici güçlerinden biri olması nedeniyle Türkiye ile Malezya arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesinin son derece değerli olacağını vurgulamak isterim."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
