dask

ÜRETİMLE GÜÇLENEN KADINLAR - Biyoteknoloji girişimcisinden Türkiye'yi "kitosan" pazarında konumlandırma hedefi

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 04.03.2026 - 11:31, Güncelleme: 04.03.2026 - 12:07 42 kez okundu.
 

ÜRETİMLE GÜÇLENEN KADINLAR - Biyoteknoloji girişimcisinden Türkiye'yi "kitosan" pazarında konumlandırma hedefi

- Girişimci Seda Çakır: - "Biz şu an yerli imkanlarla kitosan polimerini Türkiye'de üretiyoruz. Bunu çeşitli kaynaklardan üretebiliyoruz. Kabuklu su ürünlerinden, yenilebilir mantarlardan ve mikro mantarlardan kitosan üretimi gerçekleştirebiliyoruz" - "Kitosan pazarı için 2030 senesinde 80 milyar dolarlık bir hacim bekleniyor. Türkiye aslında bu pazara dahil olsun diye biz uzun zamandır uğraşıyoruz, uğraşmaya da devam ediyoruz. 80 milyar dolarlık pazardan Türkiye'nin de pay alması için uğraşıyoruz"
İSTANBUL (AA) - KAAN ULU - Biyolog ve biyoteknoloji girişimcisi Seda Çakır, Türkiye'de yerli imkanlarla kitosan polimeri üretimi gerçekleştirerek, küresel ölçekte büyüyen biyoteknoloji pazarında Türkiye'nin pay almasını hedefliyor. AA muhabirinin, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" için hazırladığı, "Üretimle Güçlenen Kadınlar" başlıklı dosya haber kapsamında derlediği bilgilere göre, kadın girişimci Seda Çakır, karides atıklarından ürettiği yerli kitosan ile 2030’da 80 milyar dolara ulaşması beklenen pazardan Türkiye’nin pay alması için çalışıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan girişimci Seda Çakır, 2014 yılında Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden mezun olduğunu, mezun olana kadar üniversite yıllarında hocasının yürüttüğü çalışmalara dahil olarak kitosan polimerini öğrendiğini ancak o dönem bu malzemenin yurt dışından ithal edilerek laboratuvarlarda işlendiğini söyledi. Kitosanın kıymetli bir malzeme olduğunu vurgulayan Çakır, mezuniyetine yakın dönemde "Biz bunu neden Türkiye’de üretmiyoruz?" sorusunu sormaya başladığını ifade etti. Çakır, mezuniyetinin ardından dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sağlanan "Tekno Girişim Sermaye Desteği"ne başvurarak şirketini kurduğunu anlatarak, o zamandan bu yana çalışmalarını İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknokenti Entertech bünyesinde sürdürdüklerini dile getirdi. Biyoteknoloji girişimcisi Seda Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz şu an yerli imkanlarla kitosan polimerini Türkiye'de üretiyoruz. Bunu çeşitli kaynaklardan üretebiliyoruz. Kabuklu su ürünlerinden, yenilebilir mantarlardan ve mikro mantarlardan kitosan üretimi gerçekleştirebiliyoruz. Kabuklu su ürünleri derken karides atıkları, yengeç atıkları gibi atıkların birçoğundan bunu elde edebiliyoruz ama bizim şu an ticari formunda kullandığımız maddeyi karides atıklarından ürettiğimizi söyleyebilirim." - "Türkiye'de sanayicilerimiz AR-GE'lerinde bizim yerli üretimimizi tercih ediyor" Çakır, kitosanın biyoaktif birçok özelliği olan bir malzeme olduğunu anlatarak, "Dünyanın en fonksiyonel maddesi olarak literatüre geçen malzemelerden bir tanesi. Antimikrobiyal, antioksidan, kanama durdurucu gibi birçok biyoaktif özelliği var. O yüzden de birçok sektörde kullanılıyor. Tarım, tekstil, ambalaj, medikal, kozmetik birçok alanda kullanımı var." dedi. Yerli üretim kitosanın ithal muadillerine göre avantajına değinen Çakır, "Türkiye'de sanayicilerimiz bizim kitosan ürettiğimizi bildikleri için yurt dışından getirmek yerine AR-GE'lerinde bizim yerli üretimimizi tercih ediyor. Çünkü onlar açısından da yerli üretim hem daha çabuk ulaşılır olabiliyor hem de teknik destek sağlamış oluyoruz. Yani kurum içi AR-GE üretiyoruz onlarla beraber. Dolayısıyla avantajlı olmuş oluyor." şeklinde konuştu. - "Kitosan içerikli kozmetik ürünler de geliştiriyoruz" Çakır, şirketin 2018 yılında TÜBİTAK'tan destek aldığını ayrıca KOSGEB girişimci desteklerinden faydalandığını da belirterek, 2018'de hazırladıkları prototipleri akademisyenlere ve sektöre sunduklarını, 2020 yılında ise iç pazarda satışlara başladıklarını anlattı. Kitosanı ham madde olarak sattıklarını ifade eden Çakır, aynı zamanda kitosan içerikli kozmetik ürünler de geliştirdiklerini, medikal üretim yapan bir firmadan yatırım aldıklarını ve bilinen bir marka ile cilt bakım ürünlerini üretmeye başladıklarını kaydetti. Çakır, Türkiye'de iç pazarda bu maddeyi tanıttıklarını aktararak, "Türkiye'de yapılan uluslararası kozmetik fuarlarına katıldık geçtiğimiz sene ve oradan firmalarla irtibatlarımızı başlattık. ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere'deki firmalarla da görüşüyoruz. Bizden ne şartlar istiyorlar, pazara giriş şartları neler gibi konuları konuşuyoruz. Avrupa pazarında da şu anda Hollanda ilk sırada ardından da Almanya geliyor. Şu anda ilk görüştüklerimiz bunlar." ifadelerini kullandı. Kitosan pazarına ilişkin her yıl araştırmalar yayımlandığını belirten Çakır, şunları kaydetti: "Türkiye henüz rakamsal olarak bu pazara dahil değil. Bu pazar payının çok büyük kısmını Asya ülkeleri ve son 15-20 senedir de belki birkaç Avrupa ülkesi bu kitosan pazarına dahil olarak oluşturuyor. Yayınlanan raporlarda bu dilimi sahiplenen toplam 16 büyük firmadan bahsediliyor. Kitosan pazarı için 2030 senesinde 80 milyar dolarlık bir hacim bekleniyor. Türkiye aslında bu pazara dahil olsun diye biz uzun zamandır uğraşıyoruz, uğraşmaya da devam ediyoruz. O yüzden şu ana kadar ihracat yolumuz tam açılmadı çünkü biz şu an Türkiye'de bu pazarı büyütmeye çalışıyoruz. 80 milyar dolarlık pazardan Türkiye'nin de pay alması için uğraşıyoruz." Gelecek 1-3 yıl içinde büyüme hedefleri bulunduğunu belirten Çakır, yatırım almaya devam ettiklerini ve kademe kademe büyümeyi planladıklarını aktardı. Çakır, biyoteknoloji sektörünün maliyetli bir alan olduğuna dikkati çekerek, ekipman ve personel ihtiyacının yüksek olduğunu, AR-GE ve kuluçka süreçlerinin diğer sektörlere kıyasla daha uzun sürdüğünü söyledi. Kadın girişimci Çakır, sözlerini şöyle tamamladı: "Girişimcilik avantajları olduğu kadar dezavantajları olan da bir meslek çünkü hem teknik kabiliyetlerinizin çok yeterli olması lazım hem de o tekniğin dışına da çıkıp bu belki pazarlama, ticaret yönünün de çok kuvvetli olması gereken bir alan. Girişimcilerin çok büyük bir kısmı başlangıç kısımlarında ne yazık ki kapanmak durumunda kalıyor çünkü o süreci yönetmek kolay değil. Genç girişimciler için aslında çok güzel destekler var. Ben o desteklerden birini alarak firmayı kurdum. Üniversiteden mezun olur olmaz böyle bir işe kalkışabildim."
- Girişimci Seda Çakır: - "Biz şu an yerli imkanlarla kitosan polimerini Türkiye'de üretiyoruz. Bunu çeşitli kaynaklardan üretebiliyoruz. Kabuklu su ürünlerinden, yenilebilir mantarlardan ve mikro mantarlardan kitosan üretimi gerçekleştirebiliyoruz" - "Kitosan pazarı için 2030 senesinde 80 milyar dolarlık bir hacim bekleniyor. Türkiye aslında bu pazara dahil olsun diye biz uzun zamandır uğraşıyoruz, uğraşmaya da devam ediyoruz. 80 milyar dolarlık pazardan Türkiye'nin de pay alması için uğraşıyoruz"

İSTANBUL (AA) - KAAN ULU - Biyolog ve biyoteknoloji girişimcisi Seda Çakır, Türkiye'de yerli imkanlarla kitosan polimeri üretimi gerçekleştirerek, küresel ölçekte büyüyen biyoteknoloji pazarında Türkiye'nin pay almasını hedefliyor.

AA muhabirinin, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" için hazırladığı, "Üretimle Güçlenen Kadınlar" başlıklı dosya haber kapsamında derlediği bilgilere göre, kadın girişimci Seda Çakır, karides atıklarından ürettiği yerli kitosan ile 2030’da 80 milyar dolara ulaşması beklenen pazardan Türkiye’nin pay alması için çalışıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan girişimci Seda Çakır, 2014 yılında Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden mezun olduğunu, mezun olana kadar üniversite yıllarında hocasının yürüttüğü çalışmalara dahil olarak kitosan polimerini öğrendiğini ancak o dönem bu malzemenin yurt dışından ithal edilerek laboratuvarlarda işlendiğini söyledi.

Kitosanın kıymetli bir malzeme olduğunu vurgulayan Çakır, mezuniyetine yakın dönemde "Biz bunu neden Türkiye’de üretmiyoruz?" sorusunu sormaya başladığını ifade etti.

Çakır, mezuniyetinin ardından dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sağlanan "Tekno Girişim Sermaye Desteği"ne başvurarak şirketini kurduğunu anlatarak, o zamandan bu yana çalışmalarını İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknokenti Entertech bünyesinde sürdürdüklerini dile getirdi.

Biyoteknoloji girişimcisi Seda Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz şu an yerli imkanlarla kitosan polimerini Türkiye'de üretiyoruz. Bunu çeşitli kaynaklardan üretebiliyoruz. Kabuklu su ürünlerinden, yenilebilir mantarlardan ve mikro mantarlardan kitosan üretimi gerçekleştirebiliyoruz. Kabuklu su ürünleri derken karides atıkları, yengeç atıkları gibi atıkların birçoğundan bunu elde edebiliyoruz ama bizim şu an ticari formunda kullandığımız maddeyi karides atıklarından ürettiğimizi söyleyebilirim."

- "Türkiye'de sanayicilerimiz AR-GE'lerinde bizim yerli üretimimizi tercih ediyor"

Çakır, kitosanın biyoaktif birçok özelliği olan bir malzeme olduğunu anlatarak, "Dünyanın en fonksiyonel maddesi olarak literatüre geçen malzemelerden bir tanesi. Antimikrobiyal, antioksidan, kanama durdurucu gibi birçok biyoaktif özelliği var. O yüzden de birçok sektörde kullanılıyor. Tarım, tekstil, ambalaj, medikal, kozmetik birçok alanda kullanımı var." dedi.

Yerli üretim kitosanın ithal muadillerine göre avantajına değinen Çakır, "Türkiye'de sanayicilerimiz bizim kitosan ürettiğimizi bildikleri için yurt dışından getirmek yerine AR-GE'lerinde bizim yerli üretimimizi tercih ediyor. Çünkü onlar açısından da yerli üretim hem daha çabuk ulaşılır olabiliyor hem de teknik destek sağlamış oluyoruz. Yani kurum içi AR-GE üretiyoruz onlarla beraber. Dolayısıyla avantajlı olmuş oluyor." şeklinde konuştu.

- "Kitosan içerikli kozmetik ürünler de geliştiriyoruz"

Çakır, şirketin 2018 yılında TÜBİTAK'tan destek aldığını ayrıca KOSGEB girişimci desteklerinden faydalandığını da belirterek, 2018'de hazırladıkları prototipleri akademisyenlere ve sektöre sunduklarını, 2020 yılında ise iç pazarda satışlara başladıklarını anlattı.

Kitosanı ham madde olarak sattıklarını ifade eden Çakır, aynı zamanda kitosan içerikli kozmetik ürünler de geliştirdiklerini, medikal üretim yapan bir firmadan yatırım aldıklarını ve bilinen bir marka ile cilt bakım ürünlerini üretmeye başladıklarını kaydetti.

Çakır, Türkiye'de iç pazarda bu maddeyi tanıttıklarını aktararak, "Türkiye'de yapılan uluslararası kozmetik fuarlarına katıldık geçtiğimiz sene ve oradan firmalarla irtibatlarımızı başlattık. ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere'deki firmalarla da görüşüyoruz. Bizden ne şartlar istiyorlar, pazara giriş şartları neler gibi konuları konuşuyoruz. Avrupa pazarında da şu anda Hollanda ilk sırada ardından da Almanya geliyor. Şu anda ilk görüştüklerimiz bunlar." ifadelerini kullandı.

Kitosan pazarına ilişkin her yıl araştırmalar yayımlandığını belirten Çakır, şunları kaydetti:

"Türkiye henüz rakamsal olarak bu pazara dahil değil. Bu pazar payının çok büyük kısmını Asya ülkeleri ve son 15-20 senedir de belki birkaç Avrupa ülkesi bu kitosan pazarına dahil olarak oluşturuyor. Yayınlanan raporlarda bu dilimi sahiplenen toplam 16 büyük firmadan bahsediliyor. Kitosan pazarı için 2030 senesinde 80 milyar dolarlık bir hacim bekleniyor. Türkiye aslında bu pazara dahil olsun diye biz uzun zamandır uğraşıyoruz, uğraşmaya da devam ediyoruz. O yüzden şu ana kadar ihracat yolumuz tam açılmadı çünkü biz şu an Türkiye'de bu pazarı büyütmeye çalışıyoruz. 80 milyar dolarlık pazardan Türkiye'nin de pay alması için uğraşıyoruz."

Gelecek 1-3 yıl içinde büyüme hedefleri bulunduğunu belirten Çakır, yatırım almaya devam ettiklerini ve kademe kademe büyümeyi planladıklarını aktardı.

Çakır, biyoteknoloji sektörünün maliyetli bir alan olduğuna dikkati çekerek, ekipman ve personel ihtiyacının yüksek olduğunu, AR-GE ve kuluçka süreçlerinin diğer sektörlere kıyasla daha uzun sürdüğünü söyledi.

Kadın girişimci Çakır, sözlerini şöyle tamamladı:

"Girişimcilik avantajları olduğu kadar dezavantajları olan da bir meslek çünkü hem teknik kabiliyetlerinizin çok yeterli olması lazım hem de o tekniğin dışına da çıkıp bu belki pazarlama, ticaret yönünün de çok kuvvetli olması gereken bir alan. Girişimcilerin çok büyük bir kısmı başlangıç kısımlarında ne yazık ki kapanmak durumunda kalıyor çünkü o süreci yönetmek kolay değil. Genç girişimciler için aslında çok güzel destekler var. Ben o desteklerden birini alarak firmayı kurdum. Üniversiteden mezun olur olmaz böyle bir işe kalkışabildim."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.