Vatandaşlara bulundukları coğrafyaya göre afet eğitimi verilmesi önerisi
Vatandaşlara bulundukları coğrafyaya göre afet eğitimi verilmesi önerisi
- OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Reşit Bağcı: - "Türkiye'nin belki orta ve ilk eğitim düzeyinden başlayarak vatandaşlarına afet eğitimi vermesi gerekiyor ve bu eğitimin de coğrafi koşullara göre, yörelere göre oluşturulması, içeriklerinin belirlenmesi gerekiyor"
SAMSUN (AA) - VEYSEL ALTUN - OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Reşit Bağcı, Türkiye'de vatandaşlara bulundukları coğrafyaya göre afet eğitimi verilmesi önerisinde bulundu.
Doç. Dr. Bağcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 100 yıllık süreçte iklim değişikliğinin önlenebilirliğinin tartışıldığı, ancak günümüzde iklim değişikliğinin herkes tarafından kabul gören bir gerçeklik haline geldiğini söyledi.
Mevcut dünya konjonktüründe iklim değişikliğini tamamen durdurmanın mümkün görünmediğine işaret eden Bağcı, bu nedenle bilim insanları ile yerel ve ulusal yöneticilerin toplumu en az zararla bu sürece uyarlamak amacıyla araştırmalar yürüttüğünü kaydetti.
Bağcı, "İklim değişikliğiyle beraber orman yangınları, sel ve taşkınlar, birtakım salgın hastalıklar, biyolojik afetlerin artış gösterdiğini söyleyebiliriz. Bunlarla ilgili bilim insanlarının geliştirdiği projelerle, aldığı desteklerle risk ve duyarlılık analizleri yapılıyor. Yani bir taşkının, bir heyelanın yaşanmadan önce nerelerde yaşanabileceğini biz birtakım analizlerle daha önceki olaylara bakarak, daha önceki afetleri yorumlayarak tespit edebiliyoruz. Risk haritaları üretebiliyoruz. Dolayısıyla artık iklim değişikliği sürecinde bu analizlere daha fazla ihtiyaç var." dedi.
Türkiye'nin her bölgesinde farklı afetlerin ön plana çıktığına dikkati çeken Bağcı, şöyle devam etti:
"Karadeniz dediğimiz zaman taşkınlar, heyelanlar akla geliyor. Akdeniz'e gittiğimiz zaman orman yangınlarının ön plana çıktığını görüyoruz. İşte Güneydoğu'da kuraklık ve diğer afetleri görüyoruz. Türkiye'nin belki orta ve ilk eğitim düzeyinden başlayarak vatandaşlarına afet eğitimi vermesi gerekiyor ve bu eğitimin de coğrafi koşullara göre, yörelere göre oluşturulması, içeriklerinin belirlenmesi gerekiyor. Afet yönetimi sürecinde bu bilinçlendirme faaliyetleri son derece önemli."
- İklim değişikliğine uyum
İklim değişikliğine uyum sağlamanın en önemli konularından birinin de su yönetimi olduğunun altını çizen Bağcı, "İklimle beraber yağış rejimleri de değişiklik gösteriyor. Bazı dönemler çok yağış düşüyor, bazı dönemler daha kurak geçiyor. Bu noktada suyun depo edilmesi ve daha düzenli kullanımı büyük önem arz etmekte. Süngerşehir olarak bilinen modeller sayesinde yağışların bol olduğu dönemde suyu tutabilecek, depo edebilecek yapılar inşa edilmesi, barajlar gibi, göletler gibi şehirlerimizde yağışlarla beraber suyun yer altına sızmasını kolaylaştıracak birtakım tedbirler alınabilir. Biliyorsunuz betonlaşma, asfalt, suyun yer altına sızmasını azaltmakta." diye konuştu.
Şehir planlamaları yapılırken klimatik konfor koşullarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Bağcı, "Bugün yaz aylarında serinlemek, kış aylarında ısınmak için enerji tüketimimizi yüksek seviyelere çıkartıyoruz. İşte doğru konumlandırılmış şehirlerde hava sirkülasyonunun doğru konumda olduğu, sıcaklık ve nem koşullarının doğru seçildiği şehirlerde bu giderlerin düşeceğini söylemek mümkün. Daha az enerjiyi serinlemek için ve ısınmak için harcamış olacağız. Bu da belki küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada önemli bir unsur olacak." ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğiyle uyum içinde yaşayabilmek adına kıyı şeritlerindeki yapıların kurallara uygun şekilde olması gerektiğinin hayati önem taşıdığını aktaran Bağcı, şunları kaydetti:
"Kıyı çizgileri değişiyor. Kıyılara yapılan müdahalelerin sonucunda bazı yerlerde kıyıların ilerlediğini, denize doğru ilerlediğini bazı yerlerde kara yönünde ilerlediğini görüyoruz. Dolayısıyla gelecekte de bu değişiklikler özellikle Samsun gibi alçak kıyılara sahip olan yerleşmelerimiz de devam edecek. Buna yönelik olarak planlamalar yapılırken kıyıların yapılaşmadan ziyade rekreasyon amaçlı kullanımı, turizm amaçlı kullanımı ön plana çıkarılmalı. Yapılarımız kıyıdan belirli bir mesafe uzakta inşa edilmeli. Bu sayede gelecekteki olası yıkımlardan, olumsuzluklardan daha az etkilenecek şehirler kurmak mümkün olur."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
