Yeni Yol Partisi TBMM Grup Toplantısı
Yeni Yol Partisi TBMM Grup Toplantısı
- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: - "Türkiye, kurulduğu günden itibaren bölgemize sadece savaş ve gözyaşı getiren İsrail terör devletini tanımayı derhal bırakmalıdır" - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: - "(Hürmüz Boğazı) Deniz yollarının güvenliği kesinlikle sağlanmalıdır ve uluslararası geçiş rejimi korunmalıdır"
TBMM (AA) - DEVA, Gelecek ve Saadet partilerinin kurduğu Yeni Yol Partisinin TBMM Grup Toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye'nin dört bir tarafını dolaşıp insanları dinlediklerini belirterek, esnafın, çiftçinin, sanayicinin dertli olduğunu söyledi.
Arıkan, iktidarın dış krizleri bir kalkan gibi kullandığını, savaşları ve gerilimleri, içerideki başarısızlıkların üstünü örtmek için bir perde haline getirdiğini savundu.
"Biz o perdeyi kabul etmiyoruz" diyen Arıkan, "Gerçek liderlik, bahaneye sığınmak değil, her şartta sorumluluk almaktır. Bizim iktidarımızda Türkiye, krizlerin arkasına saklanan bir ülke olmayacak, krizleri yönetebilen lider bir ülke olacak." açıklamasını yaptı.
Arıkan, medya, internet ve tüm dijital platformların öldüren bir eğlenceye dönüştüğü değerlendirmesinde bulunarak, gündüz kuşağı programları ve dizilerin birer kültürel operasyon haline geldiğini söyledi. Arıkan, reyting uğruna ahlakın çözüldüğünü, şiddetin sıradanlaştığını, evlilik dışı ilişkilerin cazip hale getirildiğini ifade etti.
Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna (RTÜK) çağrıda bulunan Arıkan, "Ana akım medyadaki gündüz kuşağı programlarına 'dur' diyecek, her türlü kötülüğün anası haline gelen dizilere yaptırım uygulayacak babayiğit bir RTÜK aranıyor." diye konuştu.
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, eski öğrencinin okuluna silahla girerek rastgele ateş açması sonucu 16 kişinin yaralandığı olaya değinen Arıkan, "Bugün okullarımız, aksiyon filmi setlerini aratmıyor. Kalem tutması gereken eller silah tutuyor. AK Parti'li idarecilere sesleniyorum, 'önce ahlak ve maneviyat' prensibi merkeze alınmadıkça, bu ahlaksız dizilere, gündüz kuşağı programlarına müdahale edilmedikçe ne sağlıklı bir nesil yetiştirebilirsiniz ne de bu şiddete son verebilirsiniz." ifadelerini kullandı.
2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamındaki gözaltılara değinen Arıkan, Doku'nun kaybolmasının üzerinden 6 yıl geçtiğini anımsattı. Bu vakanın sıradan bir kayıp vakası olmadığını dile getiren Arıkan, ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerektiğini vurguladı.
Arıkan, "Gülistan Doku meselesinde taleplerimiz net. Yargılama tam şeffaflıkla yürütülmeli, dönemin valisi başta olmak üzere hiçbir ünvan kimseye kalkan olmamalı, TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmalıdır." dedi.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına değinen Arıkan, ABD ve İsrail'in bölge hakkındaki planlarının sadece bölge için değil, tüm dünya için bir tehdit olduğunu, bu ülkelere karşı net bir duruş ortaya konulmadıkça bu tehdidin devam edeceğini belirtti.
Arıkan, siyonizmin saldırılarının İsrail yalnızlaştırılmadıkça sona ermeyeceğine dikkati çekerek, "Buradan, bir çağrıda bulunuyorum, Türkiye, kurulduğu günden itibaren bölgemize sadece savaş ve gözyaşı getiren İsrail terör devletini tanımayı derhal bırakmalıdır." dedi.
Mahmut Arıkan, ayrıca bu hafta sonu Saadet Partisi olarak Ankara'da il ve ilçe teşkilatları, kadın ve gençlik kollarıyla "Türkiye Divanı" için bir araya geleceklerini de bildirdi.
- "Uluslararası hukuka uygun çözümler aramamız lazım"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına değinerek, İsrail'in tek derdinin işgal ve ilhak olduğuna dikkati çekti.
Hürmüz Boğazı'nda hukuka değil, kaba kuvvete dayalı bir uygulama gördüklerini söyleyen Babacan, boğazda "korsan tekniklerinin" uygulandığını dile getirdi.
Babacan, "Buradan tekrar ifade etmek isterim ki deniz yollarının güvenliği kesinlikle sağlanmalıdır ve uluslararası geçiş rejimi korunmalıdır. Aksi halde silahı, gücü savaş gemisi olanın 'ben şuradan geçirtmem, buradan geçirtmem, geçenden para alırım, vururum...' Eğer böyle bir uygulama başlarsa, dünyada ne huzur kalır ne güvenlik. Deniz ticaret yollarının tıkanması, tüm dünyada fiyatların yükselmesini, 8 milyar insanın hayatının olumsuz etkilenmesini beraberinde getirir." diye konuştu
Gazze'de soykırımın devam ettiğine dikkati çeken Babacan, ateşkes ilan edilmesinden bu yana 754 Gazzelinin daha katledildiğini, insanlık suçlarının devam ettiğini belirtti.
Babacan, İran'la ve bölgeyle ilgili pek çok ülkenin isteğinin kontrollü gerilim stratejisi olduğunu ifade ederek, bölgede herkesin kalıcı istikrarı hedeflemesi gerektiğini söyledi. Babacan, "Adı ister İran, ister Lübnan, ister Gazze, ister Hürmüz olsun fark etmez. Hep beraber, askeri üstünlüğe dayalı değil, bölgesel dengeleri koruyan, uluslararası hukuka uygun çözümler aramamız lazım." diye konuştu.
Hükümetin tarım politikaları üzerine değerlendirmelerde bulunan Babacan, tarıma yönelik bir yol haritasının olmadığını savundu.
Babacan, şöyle devam etti:
"Bakın gübre fiyatları 32 lira, 35 lira. Bunun tam yarısının devlet tarafından karşılanması lazım. Bugün gübrenin artmış haliyle en fazla 16 liraya çiftçimize ulaştırılması lazım. Tam zamanı, bugün gübreyi aldı, ekti. Yapamazsa verim, üretim düşecek. Ne olacak daha sonra, birim maliyet yükselecek. Türkiye'ye bir gıda enflasyonu daha vuracak. Mazot ve elektriğin çiftçimize maliyeti mutlaka düşürülmeli. Suya erişimi olmayan tarım arazileri için kapsamlı bir destek programı olmak zorunda."
Babacan, Türkiye'de tarımsal maliyetin ancak bu desteklerle aşağı çekilebileceğini ve gıda enflasyonunun da bu şekilde düşebileceğini belirtti.
2025 sonu itibarıyla icra dairelerindeki icra ve iflas dosya sayısının yıl içinde gelenlerle beraber 35 milyonu geçtiğini dile getiren Babacan, çiftçinin, esnafın, KOBİ'lerin ve sanayicilerin vergi, sigorta ve banka borcunun yeniden yapılandırılması, bunun yanı sıra yeni finansman desteklerinin de sağlanması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin her geçen gün sosyal devlet olma niteliğinden biraz daha uzaklaştığını ileri süren Babacan, yoksulluğun derinleştiğini, hayat pahalılığının artık günlük olağan haline geldiğini savundu.
Babacan, gelir adaletsizliğinin de hiç olmadığı kadar büyüdüğünü iddia ederek, "Türkiye'de toplam servetin yüzde 40'ı, nüfusun yüzde 1'inin elinde. Bir yandan aşırı zenginleşen küçük bir kesim, diğer yandan geçim savaşı veren milyonlar var. Bu ülke gerçekten baştan aşağı yepyeni bir yönetim anlayışıyla idare edilmediği takdirde bu sorunlar sadece büyüyecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
